
En basit ifadeyle her şeyin dar gelmesi demektir. Elbisenin, ayakkabının, kazancın, millî gelirin, özgürlüklerin...
Darbeyi yapanlar silah gücüyle yönetimi ele geçirenler ve güçlerini sonuna kadar göstermek isterler.
Söze konu olacak her ne ise, millete dar ederler.
O derece ki bazılarına vatan toprağı bile dar gelir.
Kaçabilen kaçar.
Kurtulur mu, orası bilinmez.
Belki burada yaşayacağı bir takım zorluklardan kurtulur ama gittiği yerde başka türlüsüyle baş etmek zorunda kalır.
En başta hükümet devrilir, iktidar ele geçirilir.
Kanunlar bir anda geçersiz hale gelir.
Anayasa dâhil.
Artık darbeyi yapanların iki dudağından çıkan kanun sayılır.
Yöneticiler tutuklanır.
On binlerce, yüz binlerce insan için de aynı durum söz konusudur.
Sakıncalı bulunanlar hapsi boylar.
Yeni bir dönem başlamıştır.
İşkence sıradanlaşır.
Herkes darbecilerin çizeceği sınırlara göre hayatını şekillendirmek zorundadır.
Sokağa çıkma saatlerinden, giyim kuşama kadar her şeye karışırlar.
Sakalın bıyığın şeklinden, okunacak kitaplara kadar ne varsa onlar karar verir.
Kurunun yanında yaş da yanar.
Bakanlıklar, belediyeler, valilikler, kaymakamlıklar, muhtarlıklar darbeyi yapanların uygun görecekleri kişiler tarafından yönetilmeye başlar.
Bunların bir kısmı muvazzaf asker, bir kısmı emekli askerdir.
Bazıları da askerin uygun bulacağı kişiler arasından seçilir.
Buradaki elbette bir seçim değil, atamadır.
Fakat ironiyi daha net göstermek için "seçtik" derler.
Biz de iyi der, ses çıkarmadan kabul ederiz.
Eder miyiz gerçekten?
Ne bileyim, daha önce defalarca öyle oldu.
Yasaklar uzun listeler halinde yayınlanır.
O yasak, bu yasak, şu yasak...
Eğri oturmak yasak, doğru konuşmak yasak!
Üç kişiden fazlasının bir arada bulunmak yasak!
Yeni yönetim aleyhinde laf söylemek yasak!
Yazmak yasak, çizmek yasak!
Herhangi bir oylama yapılırsa, darbecilerin isteği aksine oy kullanmak yasak!
Uymayanın vay haline!
Elektrik verirler, su verirler.
Yani bütün aykırı davranışlar ''elektrik ve su olarak'' döner!
Yetmezse falakaya yatırırlar, joplarlar...
Filistin askısından başlar, yeni işkence yöntemleri geliştirirler...
Cezaevleri dolar, taşar.
Hakaretin, küfrün bini bir para haline gelir.
Bazı tutuklular insanlık dışı eziyetlere dayanamaz can verir.
Millet gölgesinden korkar, en yakınındakilerden çekinir.
Ama sokağa ''huzur ve sükûn'' gelmiştir.
Kavga gürültü durmuş, patırtı bitmiş, aykırı sesler kesilmiştir.
İki pırpırlı genç astsubaylar bile kral muamelesi görür.
Eh her şeyin bir bedeli vardır, bu kadarına da millet razı olmak zorundadır.
Öte yandan bankalar boşaltılır, milyarlar hortumlanır.
Darbecilerin kasaları dolmuş taşmıştır.
''Niye daha büyük kasa yapmazlar! Bu kasalar dar be!'' diye yakınır darbeciler.
En büyük şikâyetleri, paralarını koyacak yer bulamamaktır.
Yurt dışındaki bankalarda hesaplar açarlar.
Çıkardıkları kanunlarla kendilerini koruma altına alırlar.
Aradan yıllar geçer ve birileri gelir o darbecileri yargılamak ister.
O zaman ne olur?
Yeni darbeciler türer ve iktidarı yine aynı yöntemle hatta daha beteriyle ele geçirmek için hazırlığa başlar.
Bu defa planların arasında camileri bombalamak ve kendi uçağımızı düşürmek gibi çılgın fikirler de vardır.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.