Serdar Turgut"un yanlışları

00:0010/03/2008, Pazartesi
G: 2/09/2019, Pazartesi
Mehmet Şeker

Engin Ardıç, ak düşmüş sakalıyla beraber Sabah''a geçtikten sonra, önceki gazetesi Akşam''ın “ulusalcı çizgiye yaklaştığını” söyledi. Serdar Turgut ertesi gün “Engin kardeşe zorunlu cevap” diyerek tepki gösterdi:“Engin ayrılmadan önce Akşam gazetesinden hayli rahatsızmış, böyle diyor. Başta gelen nedeni gazetenin son aylarda havasının değişmesiymiş. Gazete ulusalcı gazete havasına girmiş. (Bu benim için yeni bir haber). Hatta biz Ergenekon haberlerini de vermemişiz. Bu da Engin''de rahatsızlık yaratmış.”Bu

Engin Ardıç, ak düşmüş sakalıyla beraber Sabah''a geçtikten sonra, önceki gazetesi Akşam''ın “ulusalcı çizgiye yaklaştığını” söyledi. Serdar Turgut ertesi gün “Engin kardeşe zorunlu cevap” diyerek tepki gösterdi:

“Engin ayrılmadan önce Akşam gazetesinden hayli rahatsızmış, böyle diyor. Başta gelen nedeni gazetenin son aylarda havasının değişmesiymiş. Gazete ulusalcı gazete havasına girmiş. (Bu benim için yeni bir haber). Hatta biz Ergenekon haberlerini de vermemişiz. Bu da Engin''de rahatsızlık yaratmış.”

Bu iddiaların gerçeği yansıtmadığını bildiren Akşam yönetmenine, Engin Ardıç cevap vermekte gecikmedi.

* * *

“Serdar kardeş... ''Engin kardeş'' numarasını bırak... Senden üç yaş büyük olduğuma göre, ''kardeş'' küçümsemesi yakıştı mı, otur düşün...” cümlesiyle başlıyordu söze.

Bağları tamamen koparan ve son sözü mahkemede hâkimin söyleyeceğini belirten Engin Ardıç''ın yazısından bazı cümlelere bakalım:

"Bu benim için yeni bir haber" demişsin, bu cümlenin bir tek anlamı var: Ben kendi gazetemi okumuyorum!

Serdar kardeş... Yazık ettiniz... Uyuzluk ettiniz... Çamurluk ettiniz... Dost olmak istemiştim, istemediniz... Canınız sağolsun...

Yemek falan yemeyeceğiz. Selam verir miyim, bak onun da garantisi yok ha...

Şunu da bil: Aç kalsam, sokaklarda sürünsem, bir daha o gazeteye dönmem. Siz bunu yaptıktan sonra, dönmem.

Önce şubat ayından bana olan borcunuzu, içeride kalan, üzerine yattığınız yarım maaşımı ödeyin de ondan sonra bana ders vermeye kalkın, e mi?

"Para işlerine karışmam" diyorsan, "benden genel yayın yönetmeni olmaz" anlamına gelir ki, onu da ben bilemem.

* * *

Birer cümleyle durumu özetleyip geçecektim ama gördüğünüz gibi alıntı uzadı. Şimdi elinizi vicdanınıza koyup söyleyin Allah aşkına, siz olsaydınız, nerede keserdiniz?

Değinmek istediğim, Serdar Turgut''un bir başka yazısı aslında.

“Ben medya dünyasındaki her gelişmenin, sonunda Albayrak ailesine bağlanabileceğini düşünmeye başladım. Bu ailenin fertlerinin sayısı da hayli çok. Belki de böyle olmak zorundalar çünkü çok fazla sayıda medya organını direkt veya dolaylı kontrol altında tutuyorlar. Nereye baksam karşıma bir Albayrak çıkması bana Baldwin ailesini de hatırlatıyor” demişti Serdar Turgut “Meçhul Albayrak anıtı” başlıklı yazıda.

* * *

Kısmen doğru kısmen yanlış olan tespitler bulunan yazısında, bence en yoğun görünen cümle şuydu:

“Bu ailenin fertleri ya yazarlık yapıyorlar ya da gazete yönetiyorlar ya da kendilerini tutamazlarsa yönetimleri altında olmayan gazeteleri dışarıdan idare ediyorlar.”

* * *

Hangi gazetenin patronu daha zengin, hangisinin kazancı daha temiz gibi bir tartışmaya girmek, hem bu yazının hacmini aşar, hem de bizim boyumuzu.

O yüzden bu son cümledeki yanlışlığı düzeltmekle yetinmek durumundayım.

Yeni Şafak''ın sahibi Albayrak''lardan hiç biri yazarlık yapmıyor.

Yeni Şafak''ta veya bir başka gazetede soyadı her Albayrak olan kişiyi aynı aileden sanmak gibi yaygın bir yanlışa Serdar Turgut da düşmüş.

İsimleri tek tek saymamış ama toptan aynı sepete dâhil edivermiş. Böylece bizim patronları Başbakan Erdoğan''ın dünürü sananlar kervanına da katılmış.

* * *

Biz isimleri sayalım, nasılsa alıştık...

Hakan Albayrak, Özlem Albayrak, Sadık Albayrak, Serdar Albayrak, Berat Albayrak, Engin Albayrak... Hiç biri Yeni Şafak''ın sahibi olan Albayrak ailesiyle akraba değil.

Biri Kayserili, biri Artvinli, biri Rizeli, biri Trabzonlu, biri Amasyalı... Yoksa Sinop muydu? Fark etmez, demek ki Karadeniz şeridinde Albayrak çok. Lakin diğer bölgelerde de az sayılmaz.

Türkiye''deki bütün Albayrak soyadı taşıyanları aynı aileden bilmek, her gördüğümüz sakallıyı dedemiz sanmaktan farksızdır.