Milletvekilleri görev başında

00:0020/11/1999, Cumartesi
G: 10/09/2019, Salı
Nazlı Ilıcak

Gazetelerde yer almadığı için pek göze çarpmıyor ama, milletvekilleri genelde, komisyonlarda hummalı bir faaliyet içinde. Kanunlar, Parlamento''ya gelmeden önce, çeşitli ihtisas komisyonlarında tartışılıyor; gerektiğinde alt komisyonlar kuruluyor.Partilerin grup başkan vekilleri aralarında toplanarak uzlaşma sağlamaya çalışıyorlar. Eğer uzlaşma sağlanırsa, muhalefet partileri, Genel Kurul''da, daha az madde üzerinde ve daha kısa konuşarak tasarının süratle kanunlaşmasını temin ediyor.Hatta bazen,

Gazetelerde yer almadığı için pek göze çarpmıyor ama, milletvekilleri genelde, komisyonlarda hummalı bir faaliyet içinde. Kanunlar, Parlamento''ya gelmeden önce, çeşitli ihtisas komisyonlarında tartışılıyor; gerektiğinde alt komisyonlar kuruluyor.

Partilerin grup başkan vekilleri aralarında toplanarak uzlaşma sağlamaya çalışıyorlar. Eğer uzlaşma sağlanırsa, muhalefet partileri, Genel Kurul''da, daha az madde üzerinde ve daha kısa konuşarak tasarının süratle kanunlaşmasını temin ediyor.

Hatta bazen, Gümrük Kanunu''nda olduğu gibi, çok maddeli tasarılar ittifak sağlandığı takdirde, sadece geneli üzerindeki konuşmalarla kanunlaşabiliyor.

TRT''nin özel kanalıyla kamuoyuna yansıyan Genel Kurul, çalışmaların sadece vitrini. Ama yemek "mutfakta" pişiyor.

Bu yüzden Meclis sıralarının zaman zaman boş görüntü vermesi, milletvekillerinin ipe un serdiği, yan gelip yattığı anlamına gelmez. İşin temelini bilmeyenlerde maalesef böyle bir izlenim doğuyor.

Muhalefet milletvekillerinin ayrıca iktidarı denetleme görevleri mevcut. Araştırma ve soruşturma önergelerinin haricinde çok sayıda yazılı veya sözlü önergelerle de, ülke gündemindeki meseleleri aydınlatmaya gayret ediyorlar. Ama bunların pek azı kamuoyuna yansıyabiliyor.

Okuyucuya fikir verebilmek için, bir kaçını sütunlarıma almak isterim.

Sünnetçioğlu''nun sorusu

Bursa milletvekili Ahmet Sünnetçioğlu''nun yazı soru önergesine cevap:

1) Gülhane Askeri Tıp Akademisi açılışında konuşma yapan Tuğgeneral Yalçın Işımer, 1978 yılında, "Ankara Vadisi Uyanış Muhterem Locası" adındaki derneğe üye olmuş, ancak kısa süre sonra istifa edip ayrıldığına ve üyeliğini sona erdirdiğine dair belgeyi Genelkurmay Başkanlığı''na ibraz etmiştir.

2) TSK mensuplarının üye olmasına izin verilen dernekler arasında anılan derneğin adı bulunmamaktadır.

3) 1978 yılında bu derneğe üye olması konusunda kendisine izin verildiğine dair kayda rastlanmamıştır.

4) Dernekten ayrılmış olması dolayısıyla ve üye olunan tarih dikkate alındığında, mevzuat gereği, Işımer hakkında yapılacak bir işlem yoktur.

Sabahattin Çakmakoğlu Milli Savunma Bakanı

Zeki Çelik''in sorusu

Ankara milletvekili Zeki Çelik, dağıtımdaki tekelleşmeyle ilgili bir soru önergesini İçişleri Bakanı Tantan''a iletmiştir. Önergenin gerekçesinde, dağıtım tekelinden doğan sıkıntılar anlatılmaktadır:

Gerekçe: "Halen iki büyük medya kuruluşunun ortak olduğu Yay-Sat AŞ ve Birleşik Basın Dağıtım AŞ (BBD), günlük gazete ve periyodik yayınların tek elden dağıtımını yapıyor. Bu iki şirket arasında üstü kapalı bir ortaklık mevcut. Birinin dağıtmadığı yayını diğeri de dağıtamaz. Son olarak, Posta gazetesinin dağıtımının Yay-Sat''tan alınarak BBD''ye verilmesi, bu gizli anlaşmanın bariz örneğidir... İki dağıtım şirketi, tali bayileri de kontrolleri altında tutmaktadır. Gazete bayileri, belediyelerden ruhsat alarak çalışmalarına rağmen, iki dağıtım şirketinin dağıtmadığı hiç bir yayını satamazlar. Adı geçen dağıtım şirketleri, çok ağır teminatlarla, tali bayileri kendilerine bağlamışlardır."

Zeki Çelik bir de teklif ortaya atıyor: "Dağıtım tekelinin kırılması, fikirleri serbestçe yayma hürriyetinin sağlanması için bu görevi, Posta İşletmeleri üstlensin. Posta İşletmeleri, Türkiye''nin en ücra beldelerine bile, günlük dağıtım yapmaktadır. Bu imkân değerlendirilmelidir. Diğer şirketler de, dağıtımlarını sürdürebilirler."

İrfan Gündüz''ün sorusu

Daha önce de, İstanbul milletvekilleri Azmi Ateş ile Prof. İrfan Gündüz''ün bazı üniversite rektörlerini mercek altına aldığından söz etmiştim.

İşte Prof. İrfan Gündüz''ün Ecevit tarafından cevaplandırılması için hazırladığı soru önergesinden bir bölüm: "Maliye Bakanlığı tarafından ihaleye fesat karıştırdıkları tesbit edilen İstanbul Üniversitesi Rektörü Yalçın Kemal Alemdaroğlu, Eski Rektör Bülent Berkarda ve bu ihale komisyonlarında görevli Profesörler Özdem Arığ, Artun Öncel, Esin Ergin, Tülin Polat, Doç.Dr. Abdulkadir Mergül, Yar. Doç. Bilge Nur Katipoğlu, Alpaslan Erder, Selahattin Akın ve Nurettin Erdem hakkında, -YÖK tarafından korunmazlar ise- Türk Ceza Kanunu''nun 366. maddesine göre dava açılacaktır. YÖK Başkanı Kemal Gürüz, geçtiğimiz yıl Pamukkale Üniversitesi Rektörü Arif Akşit''i, Sayıştay Denetçilerinin raporuna göre üniversiteye Mobil MR (Emar) cihazı alımında usulüne uygun davranmadığı için istifaya zorlamış ve istifasını sağlamıştı. Harran Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Servet Armağan''ı kanunsuz bir şekilde görevden alan YÖK Başkanı Kemal Gürüz''ün gerekçesi, üniversitenin Ziraat Fakültesi çiftliğinde bir buzağının ölümü ve bununla devletin zarara uğratılmasıdır. Şimdi aynı Gürüz trilyona varan yolsuzluklarla, ihalelere fesat karıştırmak suretiyle, kurum ve devleti zarara uğrattığı, Maliye Bakanlığı ve Sayıştay Denetim Elemanlarının raporları ile tespit ve tecil edilen İstanbul Üniversitesi Rektörü Yalçın Kemal Alemdaroğlu hakkında ne gibi işlem yapacaktır? Bu konuda bugüne kadar hiçbir yasal işlem yapmayan Kemal Gürüz hakkında ne gibi bir işlem yapılması düşünülmektedir?"

YÖK Başkanı Kemal Gürüz, bir buzağının ölümü sebebiyle Harran Üniversitesi rektörü Servet Armağan''ı görevden almış, bir MR cihazının hesabını Pamukkale Üniversitesi rektörü Arif Akşit''ten sormuştur.

Ama, başörtüsü müttefiki Kemal Alemdaroğlu''nun milyarlarca liralık usulsüz sarfiyatını, Maliye Bakanlığı ve Sayıştay raporlarına rağmen görmezden gelebilmektedir. İşte İrfan Gündüz 8 sayfalık soru önergesinde bu keyfiliğin gerekçesini öğrenmek istiyor.

Eğitim

DYP, kongreye kilitlendiği için, denetim faaliyetlerinin çok önemli bir bölümünü Fazilet Partisi yüklenmiş durumda. Yukarıda örneklerini verdiğim çalışmalar, FP''li milletvekillerine ait.

Bir de parti içi eğitim var. Bu faaliyetler, teşkilâtı, bölge toplantıları ile eğitip aydınlatmak olduğu kadar, milletvekillerinin, birbirlerini, önem verdikleri konularda bilgilendirmesi şeklinde de tezahür edebiliyor.

FP Genel Başkan yardımcısı ve Plan Bütçe Komisyonu üyesi Cevat Ayhan, rakamlara aşina bir milletvekili. Zaman zaman hepimize, bütçe içindeki çeşitli kalemlerin, vergilere, harcamalara ve milli gelire oranlarını göndermek suretiyle, borç batağına saplanan Türkiye''nin bir fotoğrafını çeker.

Genel Başkan yardımcısı, eski Adana milletvekili Ertan Yülek, onu, bu gayretlerinde yalnız bırakmıyor. Baktım geçenlerde, Konya milletvekili Teoman Rıza Güneri de, 1995''ten günümüze bir mukayese yapmamızı sağlayacak bazı tablolar yollamış.

Rakamların dili

Güneri, Ayhan ve Yülek''in topladığı veriler şöyle bir tablo ortaya koyuyor:

Yıllara göre yatırım harcamalarının bütçe içindeki payları: 1995 % 6; 1996 % 6.4; 1997 % 8; 1998 % 6.4; 1999 (9 ay) % 4.2

Refahyol Hükûmeti döneminde (1997) yatırımlar, % 8 ile en yüksek düzeye çıkmıştır.

Yatırım için bu ilave imkân, faizlerin düşmesi ile sağlanmıştır.

Faizlerin vergi gelirlerine oranı: 1995 % 53; 1996 % 66.73; 1997 % 48; 1998 % 66.9; 1999 (9 ay) % 82.

1997, gene en başarılı bir yıl olarak görülüyor. 1997''de vergilerin % 48''ine kadar düşen faizler, 1999''un dokuzuncu ayının sonunda % 82''ye fırladı.

Vatandaş 100 lira vergi ödüyor; bunun 82 lirası, borç faizi olarak bir avuç rantiyenin cebine giriyor.

500 büyük sanayi kuruluşunun faaliyet dışı gelirlerinin, net bilanço kârına oranı: 1987''de büyük firmaların ortalama kârlarının sadece % 17.9''u faaliyet dışı gelirden (faizden) kaynaklanıyordu. Yıllar içinde bu oran yukarılara çıktı. 1997''de % 52.7 idi. 1998''de Yılmaz Hükûmeti ile birlikte % 87.7''ye fırladı.

500 büyük sanayi kuruluşunun 1998 yılı kârının % 87.7''si, üretim dışı gelirden, (faizden) elde ediliyor. Bu da uygulanan rant ekonomisinin üretimi nasıl baltaladığını gösteriyor. Sanayici yatırım yapmak yerine parasını devlete borç olarak vermek suretiyle değerlendiriyor.

Büyüme oranları: 1993 % 7.3; 1994 % -6.1; 1995 % 7; 1996 % 7.1; 1997 % 8.3; 1998 % 5; 1999 (9 ay) % -5.

Refahyol dönemi, büyüme oranının en yüksek olduğu bir yıl olarak ortaya çıkıyor.

Faizlerin bütçe harcaması içindeki oranı düşerken, personel ve sosyal güvenlik harcamalarının oranı artıyor. Tabii 1997''de.

Faizlerin Bütçe harcamaları içindeki payı: 1994 % 33; 1995 % 34; 1996 % 38; 1997 %28; 1998 % 40; 1999 % 41.

Personel ve sosyal güvenlik harcamalarının payı: 1994 % 37; 1995 % 37; 1996 % 33; 1997 % 36; 1998 % 34; 1999 % 29.

Refahyol döneminde faizin bütçe harcamasına oranı 10 puan düşerken, personel ücretlerine diğer senelere göre daha yüksek zam yapılmıştır.

Milletvekillerinin bir çoğu, hızlı bir tempo içinde çalışıyor. Ben sadece cüzi bir kaç örnek verebildim.

Ama maalesef Meclis Başkanları, tanıtım konusunda yeterince çaba sarfetmiyor. Bu durum, Meclis''in haksız yere itibar kaybetmesine sebep oluyor.

Oysa Parlamento milletin temsilcisi, demokratik rejimin teminatı.