Hem masa hem menü, peki hesap?

04:001/07/2026, Çarşamba
G: 1/07/2026, Çarşamba
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Nedret Ersanel

‘Tamamını istemek’ ilk defa Türkiye’nin önüne geliyor ve belirsizlik jeopolitik fenomene dönüştüğünden güç odaklarının hiç biri Ankara’ya, “ya benimlesin ya karşısın’ diyemiyor. Türkiye’nin yeni yerküredeki yolu da zaten ‘seçmekten’ geçmiyor… Herkesin bu gerçeği aynı ferasetle kavramasını bekleyemeyiz. Bu yüzden Avrupa Birliği’nin üç önemli “komiseri”, Kallas-Kos-Brunner aynı anda Türkiye’ye gelince, AB’ci gazeteler bile, “Hayırdır İnşallah” manşetleri attılar. Düşünün, onlar için bile ‘overdose’

‘Tamamını istemek’ ilk defa Türkiye’nin önüne geliyor ve belirsizlik jeopolitik fenomene dönüştüğünden güç odaklarının hiç biri Ankara’ya, “ya benimlesin ya karşısın’ diyemiyor. Türkiye’nin yeni yerküredeki yolu da zaten ‘seçmekten’ geçmiyor…

Herkesin bu gerçeği aynı ferasetle kavramasını bekleyemeyiz. Bu yüzden Avrupa Birliği’nin üç önemli “komiseri”, Kallas-Kos-Brunner aynı anda Türkiye’ye gelince, AB’ci gazeteler bile, “Hayırdır İnşallah” manşetleri attılar. Düşünün, onlar için bile ‘overdose’ yani…

Haftaya NATO zirvesi. Katılımcıların tasnifini erkenden yaptık, bitti. (‘O NATO bildiğiniz NATO değil, o AB de bildiğiniz AB değil’, 20/06 ve ‘NATO’cular, AB’ciler, Batıcılar, korkmayın ölmediniz ama ‘ortak kaderiniz’ bitti!’, 24/06.) Şimdi Türkiye’yi konuşalım…

Komiserlere, “ne oldu bizim üyelik işi” denir yine ama yüzleri kızarıyor mu görmek için. Cevapları da değişmiyor zaten. Kaja Kallas’ın söyledikleri şu; “Türkiye bir AB aday ülkesidir. AB üyeliğinin temelleri olan özgürlükler konusunda gerçekten bir sürü sorun yaşanmıştır. Ama NATO söz konusu olduğunda güçlü bir savunma sanayine ve ittifakın ikinci büyük ordusuna sahiptir”. Herhalde anlaşılmıştır, burada dürüstler; AB adayı olarak kalacaksınız, biz NATO’daki Türkiye’ye bakalım…

Bundan sonrası ‘hangi Brüksel’ ile konuştuğumuzdur.

Şöyle demeyi tercih ediyorlar, ‘Avrupalılaşan NATO’. Yanlış diyemeyiz ama tüm gerçeği yansıtmıyor; “Askerileşen AB” de denebilir ve yanlış olmaz. Tabii bir de kurumsal AB var. Hani Türkiye raporlarını yazan falan. O da bizimle konuştuklarında ortaya çıkıyor…

Her ne ise asıl konuyu değiştirmiyor; NATO üyesi ama AB üyesi olmayan Türkiye, ‘askerileşen AB’de yerini almaya hazır mı, ‘hazırız’ diyorsa samimi mi?

Aslında bu, NATO üzerinden AB’ye vaziyet etmek. Yeni Avrupa savunma mimarisine yazılacak ve külfetlerini sadece maddi olarak değil, jeopolitik olarak göğüsleyeceksek ayrıca konuşulur. Yok, özellikle savunma sanayi ürünleri satan ekonomik veçhe olarak konuyu alıyorsak o ayrı bahis. Ekonomik veçheyi alıp jeopolitik külfeti yüklenmeden de sizi bırakmazlar, o da bambaşka bahis…

***

Bağlamı hatırlayalım…

Şu sıralar sık atıf yapıyorum, bir dergi kapağına kadar sadeleştirilmiş Foreign Policy özetiydi (Yaz, 2026). ‘Şunların sonudur’ diyordu; Neoliberalizm, Trans-Atlanticism, İklim politikaları, Birleşmiş Milletler, iltica, politik partiler, ABD-İsrail ittifakı, ahlak ve gelecek…

Türk ve dünya liberalleri buna çok vahlanıyorlar ama kabul de ediyorlar ve artık “yas” tutuyorlar. Defnedeceklerine delildir…

Yalnız, bahsettikleri bu değer, kavram ve kurumların hepsinin “Batı versiyonudur” bitenler! Ölen onların ahlakıdır, onların geleceğidir. ‘Orta boy ülkelerin dönemi’ diyerek tarif edilen yeni sürece bizi de dahil ediyorlar ve doğrudur ama diğer orta boylardan uzundur Türkiye! Hangi açılardan? ‘Bitti’ diye anılan o başlıkların lafzından değil ruhundan. Birleşmiş Milletler bittiyse, bunu ilk kim motto haline getirdi? ‘Dünya 5’ten büyüktür’ neydi? Diğer orta boy ülkelerde bu okuma ve gelecek kestirmelerini görmedik. Örnekleri her madde için somutlayabiliriz. ‘Ahlak’? Kimin ahlakı çöktü? ‘Gelecek’ dedikleri, yerleşik düzenlerinin geleceğiydi. Bizimki sürüyor. İş o ki, şimdi ‘bitenlerden’ gelen davetleri değerlendiriyoruz. O nasıl olacak?..

‘Eski Türkiye yok artık’ çıkışı ‘eski yerleşik düzene’ reddiyedir. ‘Yeni Türkiye’ ne? ABD’siz NATO mu? Avrupa NATO’su mu? On yıllardır ve bugün de Türkiye’ye sırt çeviren AB mi, yoksa ‘askerî AB’ mi?..

Yoksa, hepsini mi istiyoruz; yeni AB’yi, eski yeni fark etmez NATO’yu, Ortadoğu’yu, Hazar’ı, Orta Yol’u, Akdeniz’i, Çin’i, Rusya’yı…

‘İstemek’, kontrolüne almak anlamına gelmiyor. İlişkileri ve bağları yönetmek anlamına geliyor. Türkiye’nin bu kalibresi var. Fakat zorlukları da çok, anlıyoruz ki Ankara göze alıyor…

***

NATO zirvesi Türkiye’nin stratejik konumunu yeniden tanımlayabilir mi? Sadece bölgesel güç değil, küresel denklemin etkili oyuncularından biri haline getirebilir mi?

Avrupa’nın ABD’den bağımsız savunma inşası çabaları Türkiye’yi oyuna katmayı onlara dayatıyor. ABD de aynı fikirde. Türk ordusuna Washington’dan yapılan parlak atıfların sebebi bu. Avrupa’nın bizden silah ve mühimmat alması ile ABD’nin silah vermesi aslında aynı tahkimin parçası. Ankara’nın beklentisi ise gayet yalın; büyük güçlerin, ABD, Çin, Rusya, sayarsanız Avrupa’nın rekabetinden artık konvansiyonel olmayan, apaçık stratejik, artı ekonomik fayda elde etmek istiyor. Bu da çok geniş bir coğrafyaya ağırlık koyması anlamına geliyor. Bir ucu Orta ve Batı Asya’da, bir ucu Ortadoğu’da, bir ucu Hazar, Karadeniz ve Doğu Avrupa ile Balkanlar’da, nihayet Akdeniz’de nitelikli etki üretmesi gerekiyor…

Ankara buluşması, eski düzenden yeni düzene geçişin uluslararası aşaması. Sahne ve senaryo değiştiği için roller de değişecek. Bu coğrafyalardaki eğilim ve değişimlere baktığımızda, gidişatın da bu yönde olduğu görülüyor…

Burada işleri yavaşlatan iki unsur var; birincisi, dünyanın yükselen gücü Çin ve ona destek veren Rusya ile ilişkiler. İkincisi, Avrupa ve ABD’nin iç politikaları. Avrupa, Türkiye’nin rolü konusunda netleşmiş değil. Cumhurbaşkanı’nın, “Türkiye’nin Avrupa güvenliğine sağladığı vazgeçilmez faydaların göz ardı edildiği de bir vakıadır” sözünün anlamı bu…

Amerika’da ise sorun kısa vadeli geleceğin belirsizliği. Kasım ayındaki ara seçimlerde nasıl bir tablonun ortaya çıkacağı, olmadı, 2028 gibi yakın bir tarihte kimin Beyaz Saray’a oturacağı. Her ikisi de küresel eğilimin yönünü değiştiremez. Ama istikrarsızlık biriktiriyorlar…

#ABD
#Politika
#Nedret Ersanel