Başarı cezasız kalmaz

04:0016/06/2019, Pazar
G: 16/06/2019, Pazar
Ömer Lekesiz

Endülüs esasında, tarihi kayıtların soğukluğunu, ancak hikayelerin sıcaklığıyla giderebileceğimizi söylemiş ve muhayyelat (yeni söyleyişle, fanstatika) tarafı ağır basan iki örnek vermiştik.Şimdi daha sonut bir örnek üzerinden sürdürelim sözlerimizi ama bu hikayenin gereğince anlaşılması içinMusa bin Nusayr’ın başarılarına ana hatlarıyla değinelim.Musa, bir İngiliz tarihçisinin “Bana bir kahraman adı verin, size bir tarih yazayım” sözünün muhatabı olacak, yani sadece adıyla müstakil bir tarih yazılacak

Endülüs esasında, tarihi kayıtların soğukluğunu, ancak hikayelerin sıcaklığıyla giderebileceğimizi söylemiş ve muhayyelat (yeni söyleyişle, fanstatika) tarafı ağır basan iki örnek vermiştik.



Şimdi daha sonut bir örnek üzerinden sürdürelim sözlerimizi ama bu hikayenin gereğince anlaşılması için
Musa bin Nusayr
’ın başarılarına ana hatlarıyla değinelim.

Musa, bir İngiliz tarihçisinin “Bana bir kahraman adı verin, size bir tarih yazayım” sözünün muhatabı olacak, yani sadece adıyla müstakil bir tarih yazılacak kadar önemli bir şahsiyettir.

Hicretin 19. yılında doğmuştur (640). Babasının,
Hâlid b. Velîd
’in Hicretin 12. yılına denk düşen bir seferinde esir alındığı, Arap olmadığı,
Muâviye
’nin muhafız birliği kumandanlığına kadar yükseldiği halde, Muâviye’yi
Hz. Ali
’ye karşı yürüttüğü mücadelede haksız gördüğü için
Sıffîn Savaşı
’na katılmadığı bildirilmiştir.
Musa hakkında,
Diyanet İslam Anskilopedisi
’nde adını taşıyan maddede geniş bilgi verilmiştir. Meraklılarını oraya yönlendirip, biz de oradaki cümleleri izleyerek onun hayatından önemli kesitleri iletelim:
Musa,
Abdülazîz b. Mervân
tarafından 698 yılında İfrîkıye ve Mağrib valiliğine tayin edildi. Bundan önceki hayatı da çok hareketli olan Musa için valilik hem İslam fetihleri hem de kendi hayatı bakımından bir dönüm noktasıydı. Tek derdi, Allah’ın adını yaymak için sürekli fetheden olmaktı. Bu bakımdan, sırasıyla:
-
Kayrevan
yakınındaki
Zağvân Kalesi
’nde ve civarında oturan
Berberîleri
itaat altına aldı. Bu sayede oğullarından
Abdullah
ile
Mervân
’a İfrîkıye’nin tamamını fethetme imkanı sağladı.
- Mağrib-i Evsat’a Berberî Hevvâre, Zenâte ve Kütâme kabilelerinin yaşadığı
Sicilmâse
ve
Secûmâ
şehirlerini ele geçirdi.
-
Halife
Abdülmelik
’in ölümü üzerine tahta çıkan oğlu
I. Velîd
’e biat ederek, İfrîkıye ve Mağrib valiliğinin doğrudan ona bağlanmasından aldığı güçle Mağrib-i Aksâ’yı fethetmek için harekete geçti; iki yılda
Sebte
dışında Kuzey Afrika’nın tamamını hâkimiyeti altına aldı.
-
Tanca
valiliğine kendi azatlısı olan
Târık b. Ziyâd
’ı getirdi; onun emrine 17.000 Arap, 12.000 Berberî askeri verdi; ayrıca onun yanında Berberîler’e İslam’ı öğretmek üzere âlimler bıraktı.
-
Tunus
’ta büyük bir tersane yaptırarak güçlendirdiği donanmayla Kuzey Afrika sahillerini tehdit eden
Bizans
üslerini vurmak maksadıyla denizde seferler düzenledi;
Sardinya, Mayurka
ve
Minorka
adalarını fethetti;
Sicilya
’daki bazı şehirleri alarak Bizans’ın deniz gücünü büyük ölçüde kırdı.
-Halife Velîd’den izin alarak,
İspanya
’nın güney sahillerine
Tarîf b. Mâlik
kumandasında bir keşif birliği yolladı (710).
-Tarîf’in keşfe dair olumlu bilgilerle ve hatırı sayılır bir ganimetle dönmesi üzerine 711 yılı ilkbaharında Tanca Valisi
Târık b. Ziyâd
’ın, içinde sadece 300 Arap asıllı askerin bulunduğu Berberîler’den oluşan 7000 kişilik bir orduyla, (bugünkü adıyla)
Cebelitârık
üzerinden İspanya’ya çıkmasını sağladı.
-Musa’nın gönderdiği 5000 kişilik ordu takviyesiyle, Rio Guadalete (Vâdiilekke) veya Rio Barbate kıyısında
Vizigotlar
’ı ağır bir hezimete uğratan Târık, kısa sürede
Mâleka, İlbîre, Kurtuba, İsticce
ve
Vizigotların
başşehri
Tuleytula
’yı fethetti.
-Târık fetihlerine devam ederken, Musa 18.000 kişilik bir orduyla İspanya’ya geçti (712).
İşbîliye, Karmûne, Leble, Mâride
’yi alarak, Târık’la Toledo’da buluştu (713). İki kumandan bundan sonra fetih faaliyetini İspanya’nın kuzeyine doğru iki koldan sürdürdü. Ertesi yıl
Liyûn, Cillîkıye
bölgeleriyle
Lâride, Berşelûne
(Barselona),
Sarakusta
şehirleri zaptedildi.
-
Avrupa
üzerinden
İstanbul’u fethetmek
isteyen Musa, bu uğurda
Pireneler
’i aşmaya çalıştığında,
75 yaşındaydı.
Târık’la birlikte İber yarımadasının neredeyse tamamını fetheden Musa’nın,
Şam
’a dönmesiyle birlikte yıldızı da sönmeye başladı.
Musa Şam yolundayken Halife Velîd hastalanmıştı. Halifenin kardeşi ve veliahdı
Süleyman
, Musa’dan dönüşünü yavaşlatarak Şam’a Velîd’in ölümünden sonra girmesini, getirmekte olduğu ganimet ve esirleri de bizzat kendisine vermesini istedi. Musa bu emre uymadı; aksine Velîd hayatta iken oraya ulaşmak için yürüyüşünü hızlandırdı ve onun ölümünden üç gün önce Şam’a girdi.

Bu yüzden Süleyman halife olur olmaz, Musa’yı bütün görevlerinden azledip, zindana attırdı; ayrıca onu yüklüce bir tazminat cezasına çarptırdı.

Ömer b. Abdülazîz
’in araya girmesi ve
Yezîd b. Mühelleb
’in ödeyeceği paraya kefil olmasıyla işkence altında ölmekten kurtulan Musa’yı Süleyman daha sonra affetti ve onu yanında hacca götürdü. Musa bu yolculuk sırasında Medine’de (Vâdilkurâ’da) vefat etti (97 / 716).

İleteceğimiz hikaye bakımından, buradaki, “affetti” kelimesi çok zayıf kalmaktadır. Zira Süleyman, aile içi iktidar çatılmasında biat ettiği Halife’ye bağlı kalmaktan başka hiçbir şuçu olmayan Musa’yı, İspanya’yı emanet ettiği oğlunun kesik başını izlettirdikten sonra affetti.

Başarının cezasız kalmaması belki normaldi ama, bir fatihi Şam suikastçilerinin elinde can veren evladının kesik başına baktırarak terbiye etmenin, vicdanda yeri olabilir miydi?

#Musa bin Nusayr
#Hâlid b. Velîd
#Ömer b. Abdülazîz
#Yezîd b. Mühelleb