
Kalkıp diyor ki: "Ben onu seviyorum, ama aynı zamanda ona tahammül edemiyorum." Bunu söylerken kendine karşı dürüst davrandığına kimsenin kuşkusu yok. O, bir bakıma, sevgilisini hem yanında (karşısında) görmek istiyor, hem de onu yanı başında gördüğü anda, onu görmemek için gözlerini yumuyor.
İstiyor ki, onun eli, hem kendi elini tutsun, hem de elini tutan bu el ondan uzak bulunsun. Acaba bu nasıl bir sevgi olabilir? Bunları ileri süren biri bizi mi aldatıyor olabilir, kendini mi? İnsanın dürüst olması, kendine karşı dürüst davranması, dürüst bulunma halinde kendini aldatmamış olduğunun kanıtı olamaz. Olsa olsa, duygularını yorumlamada yanıldığını gösterir: bu da, kişinin istemeden de olsa, kendini aldatmasına yol açabilir.
Ama bizim üstünde durmaya çalıştığımız olay böyle bir şey değil. Biz seviyor olmasına rağmen, sevgilisine tahammül edemeyen birinin, içine düşmüş bulunduğu (veya daha kibar ifadesiyle yaşadığı) sevginin ne menem bir şey olduğunu soruyoruz. Alışılmış olan, kişinin, sevdiği ile birlikte bulunma arzusudur. Buradaysa hem seviyor olma, hem de sevdiğinden uzak durma hali söz konusu..
Bu çelişki açıklanabilir mi? Yoksa, farklı bir düzlemde konuşlanmış bir, iki yüzlülükle mi karşı karşıya bulunuyoruz? Durumun bir adım ötesinde şöyle bir itiraf ortaya çıkıyor: "Onunla bir arada bulunduğum sürece onu hep sevdiğimi söylemeliyim. Ondan ayrıldığımda da onu seviyordum. Onu şimdi de seviyorum.
Ama ona gene de tahammül edemiyorum." Oysa bize belletilen bilgi şuydu: kişi, sevdiğine katlanır, kişi sevdiğinin her şeyine katlanır, eğer katlanamıyorsa sevgi de bitmiş demek olur! İmdi, bu geleneksel sevgi bağının bir hayli uzağına düşmüş bulunduğumuz anlaşılmaktadır. Durumu, arada acaba üçüncü biri mi var kuşkusuyla bayağılaştırmak istemem. Üçüncü kişinin olması halinde durumun açıklaması kolaylaşacakmış gibi görünebilir.
Oysa bu durumda bile, bizim sorunumuz çözümlenmiyor, bilakis daha girift bir hale geliyor. Seviyorum ve tahammül edemiyorum durumu, bir başına yaşanan, kendiliğinden olan ve saf halde bulunan bir olgudur. Böyle bir iddiayı yaşayandan, bize, belki ip uçları vermesini istememiz mümkündür: acaba karşı tarafta katlanamadığı şey nedir, onun neyine katlanamıyor, onun hangi kusuru onu çileden çıkartıyor vb...
Ama bütün bu ip uçlarının işe yarayacağını sanmadığım gibi, bu çeşit ip uçlarının bizi yanlış yollara ve sonuçlara sevkedebileceğini de düşünebiliriz. Çünkü düz mantıkla, derhal, bize sunulan ip uçlarını sebebin kendisiymiş gibi yorumlamaya kalkışabiliriz. Oysa biz, saf halde, seviyorum ve tahammül edemiyorum sorunsalını karşımıza alıyoruz ve bu sorunsalın düz (köşeli=Aristocu) mantıkla anlaşılamayacağını, düz mantıkla işin içinden çıkamayacağımızı düşünüyoruz.
Eğer "seviyorum ve tahammül edemiyorum" diyenlerin sözünü ciddiye alıyorsak (ki bence ciddiye almamız gerekiyor), o zaman, söz konusu olan sevginin nasıl bir şey olduğuna ilişkin soru da ciddiye alınmalıdır. Bu, nasıl bir sevgi olabilir? Burada, belki, zuhurunun şiddetinden gaip olan bir şey bulunmaktadır: aşk. Ve gene zuhurunun şiddetinden gaip olan bir başka olgu: bir arada bulunma arzusu! İkisi de, zuhurunun şiddetinden kayboluyor.
Gaip (kayıp) olma durumuysa, o şeyin yok olduğuna değil, fakat namevcut olduğuna delalet eder.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.