Yazarlar Bağımlı yapıların siyasallaşma arayışı

Bağımlı yapıların siyasallaşma arayışı

Selçuk Türkyılmaz
Selçuk Türkyılmaz Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

İslamcılık da diğer ideolojiler gibi bir aşınma süreci yaşamıştır. Aşınma sürecinin özel olarak İslamcılık için iktidar, güç, zenginleşme, ahlâkî çöküş kavramlarıyla izah edilmesi konunun anlaşılmasını daha da zorlaştırıyor. Geçmişte solun yaşadığı sorunlar da benzer bir tavırla ele alınmıştı. Bilindiği gibi İslamcılık da ortaya çıktığı dönem itibarıyla belirli olaylarla ve mekânlarla zorunlu olarak ilişkilendirilir. Olay, mekân ve zaman bağlamında belirli şahıslar ve görüşlerin öne çıkması da gayet tabiîdir. İlk dönemlerde olduğu gibi şartlar oluştuğunda İslamcılık ideolojisinin de dinamik karakter kazandığı, daha sonraları ise hissedilir bir sönümlenmeye uğradığı açıktır. Bu da dönemleri iyi analiz etmek gerektiğini gösterir. Yükseliş ve düşüş eğrilerini iktidar, güç, zenginleşme ve ahlâkî çöküş kavramlarıyla izah etmek konunun anlaşılmazlığa kurban edilmesini sağlar.

Mehmet Akif gibi güçlü temsilcilerin eserleri fikrî bir duruma işaret eder. Hatta dinî nitelikleri itibarıyla birtakım yapıların İslamcılık ideolojisine karşıtlık oluşturacak şekilde konumlanması bugüne kadar bir mesele olarak görülmedi. Bu durum özellikle akademik çalışmalarda daha belirgin bir şekilde öne çıkar. Hâlbuki bu farklar çok belirgin karşıtlığa tekabül etmektedir. Millî şairin eserleri bir edebî akımın temel niteliklerini yansıtmaktadır. Akif’in eserlerini bugün ortaya çıkan yapılar ve kişilerle kıyas ermekte bir sakınca olmadığı açıktır. Bu kıyas benzerliklerden daha fazla farklıları öne çıkaracaktır.

FETÖ gibi dinî grupların temel niteliklerinin tartışılmadan bırakılması ve birtakım dinî çevrelerin konuyu hakikî bağlamından uzaklaştırması, Türk siyasî tarihini anlamak bakımından da mühimdir. Muhafazakâr muhalefet unsurları ve bağımlı yapılar FETÖ olayını ısrarlı bir şekilde hukukî bir meseleye indirgedi. Konunun hukukî bir meseleye indirgenmesinin kalıcı sonuçları olacaktır. Bu takdirde hukukî kavramlar öne çıkacak ve diğer bağımlı yapıların faaliyetleri de aynı kavramsal çerçeve içinde ele alınacaktır. Bu suretle yapay gerilimlerin önü açılarak, yeni siyasallaşma süreçlerine meşru bir alan oluşturulacak. Korona günlerinde bazı dinî grupların muhalif bir duruş sergilemekte ısrarcı olduklarını görüyoruz. Yapay gerilim ile kast ettiğimiz de budur. Bir taraftan “devlete karşı işlenmiş suçlar”a siyasî karakter kazandırmak için liberal hukuk kavramları öne çıkarılıyor, diğer taraftan da tarihî tecrübeler dinî-ahlâkî kavramlarla yargılanıyor. Bağımlı yapıların yapay gerilimlerle siyasal nitelik kazanmaya çalıştıklarını görmek gerekiyor. Bunun sonucu olarak da ideolojik yer değiştirme mümkün olacaktır.

İdeolojilerin aşınmasını tabiî bir durum olarak görmek gerekir. Bağımlı yapıların konumlanma arayışıyla ideolojilerin aşınması arasında doğrudan bir ilişki yoktur. Dolaylı etkileşimlerden ve hatta zıtlıklardan bahsedebiliriz. Bunu bir ayrışma olarak da görebiliriz. Muhafazakârlık bağlamında “katı, sıvı ve gaz” formları arasındaki geçişlerden daha çok ayrışmayanın belirleyici olduğu bir süreçten geçtiğimizi tespit etmek gerekiyor. Türkiye’nin son on yıllık macerasını geçişlerden daha çok ayrışma ile izah edebiliriz. Bu da ancak içeriden bir bakışla görülebilir. 15 Temmuz 2016, Türk siyasî hayatı açısından oldukça önemli bir tarihtir. O gün yaşanan olay muhafazakârlık bağlamında formlar arasında bir geçişe değil sarsıcı bir ayrışmaya işaret eder. Osmanlı’nın yenileşme dönemleri de dâhil olmak üzere din, siyasî gelişmelerde bir araç olarak kullanılmıştı. İrtica kavramı da dinin araç olarak kullanılmasıyla ortaya çıkmıştı. Fakat 15 Temmuz’da geçmişten farklı olarak ilk defa muhafazakârlık bağlamındaki ayrışma siyasal alanda görünür hâle geldi. Dinî alandan çıkmış bir bağımlı yapının kalkışmasıyla karşılaşmamıza rağmen “irtica” gibi bir kavramın ortaya çıkmaması oldukça önemliydi. Akademik ve entelektüel çevrelerin bu farka dikkat ettiğini söyleyemeyiz. Hâlbuki bu olay ideolojik aşınma durumunu da izah eden bir “son” olarak görülmeliydi. Çünkü bu olayla birlikte geleneksel karşıtlıkların anlamını yitirdiğini gördük.

Adlarını burada zikretmekte fayda yok. Onun için somut gruplardan bahsetmedik. Bu grupların veya bağımlı yapıların ülke, bölge ve küresel düzeyde yaşanan değişimleri fark etmediklerini söyleyebilirim.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.