
''Dışarıda tank görüyorum Faruk, hayırdır, bir kutlama mı var?'' Gora filminden bu replik, darbe günü bile olayın farkında olmayan bir tipin naifliğini gösteriyor. 12 Eylül''ü bilinen anlamda yaşamamış bir kuşağın onu hafife alması belki de. Umudumuz tankların asfalta hiç çıkmadığı bir demokrasiye kavuşmak tabii ama o günün ortamında dışarıdaki tankı kutlamaya yormak bile oldukça önemli bir aşama.
Referandumda ilk defa oy kullanacak olan gençlerimizin neredeyse hiç bilmedikleri bir dönem 12 Eylül dönemi. Çekilen acıları anlamak bugün bu ortamda zor. Ben de yaşım itibariyle yetişemediğimden ancak okuduklarımdan ve dinlediklerimden bilebiliyorum. Elbette yaşamadığımız için ne kadar bilsek hep bir yerler eksik kalıyor.
Evren ve arkadaşları kardeş kavgasının önüne geçilemediğini görünce demokrasiye ara vermek zorunda kalmışlar. Ancak şimdi yaşananları da değerlendirince birilerinin o şartların oluşması için seyirci kaldığı, ihmal gösterdiği anlaşılıyor. Hatta daha ileri gidilmiş, operasyonlarla anarşi ortamı pekiştirilmiş. ''Asker gelse de, bizi kurtarsa!'' densin diye anaların gözyaşlarını içlerine akıtmasına sebep olmuşlar. Hani şu iddianamelerde okuduklarımız gibi, darbeye zemin hazırlamışlar.
Akan kanın sorumluluğunu siyasilere fatura etmeyi becermiş olmalılar ki darbeye kalkışmaktan korkmamış ve de başarılı olmuşlar.
Bu baskıyla her dönem işlerini görmeye öyle alışmışlar, halka tepeden bakmak ve siyasi iradeyi hiçe saymak öyle hoşlarına gitmiş ki, bunu hayat tarzı haline getirmişler. Belli ki sevdiklerini kaybetmeyi göze alamayan halk beladan uzak durmak kabilinden sessiz kalmış bunlara. Sesini yükseltenlerin başlarına gelenleri gördükçe vatandaş isyanını içinde biriktirmiş. Önüne sandık kondukça da bu baskının arzusu hilafına kullanmış oyunu. İstisnasız darbelere karşı durmuş halkımız. Darbeye yatkın duran siyasileri de ayırmamış, onlara iktidar yüzü göstermemiş. Darbecileri yanlış cetveli olarak kullanmış halkımız, asker kimden nefret ediyorsa onları tutmuş, iktidara getirmiş.
Bugün hayır diyenlere bakın, yanlış cetveli olarak kullanılan tipleri tam kadro yanyana göreceksiniz.
Demek nasıl bir acı çekilmiş ki, yer etmiş zihinlerde, esasa girilmeden sivilin yanında durulmuş. Ne onurlu delikanlılar cezaevlerinde analarına ağlarken yakalanmamak için ne sıkıntılar çekmişler. Ne babalar akıllarına mukayyet olmak için susmuşlar. Ne analar uzaklara bakmış, dişlerini sıkmış. Anaların bedduasından kaçacak yer var mı? Gencecik bedenleri darağacına gönderirken adaletle hükmettiğini düşünenlerin, anaların beddualarıyla karşılaşmaları gerçek adalet değil midir?
Darbenin acısını yaşayanlardan işkenceye maruz kaldığını yıllar sonra açıklayanlar da var. Gazetemizin yazarlarından Dücane Cündioğlu da -kendi yazısından öğrendiğimize göre- bu acıyı yaşamış.
Bu acılara kulak vermek, bu toprağın üzerimizdeki hakkıdır. Önümüzdeki günlerde bunun gayretini göstereceğim, 12 Eylül''ün acı hikayelerini bilmeyenlere aktarmaya çalışacağım.
Kibar Feyzo''nun finalinde Kemal Sunal tabancayı kafasına dayar, ''kendimi vurayım da kurtulayım'' der hani.
Dönemin kudretli generali Evren de geçenlerde (anayasal dokunulmazlık zırhıyla) esmiş, gürlemiş: ''Halkımız darbeyi onaylamadığını izhar etsin, kendimi vururum!'' demiş hazret.
Referandumda ''evet'' derken, Şener Şen gibi rest çekeceksin bunlara:
''Fur la, fur!''
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.