Önümüzdeki Kasım ayından gerçekleşecek olan
bu gelişmelerde hayâtî bir rol oynuyor. Biden ve Neoconlar ellerinde zaman olarak kalan bu on ayı savaşa yatırmış görünüyorlar. Trump’ın muhtemel zaferine başka türlü mâni olamayacaklarını düşünüyor olmalılar. En kötü ihtimâlle ,
Trump iktidâra gelse bile ona, altından kalkamayacağı bir miras bırakmak istiyorlar.
Târihin geri çevrilebilir bir niteliği yok. Kırılan testi tâmir kabûl etmiyor; dökülen sular toplanmıyor. Sorulması gereken soru şu: Trump, seçimi kazanıp Başkan olsa bile, II. Umûmî Harbin şartlarını oluşturan
Biden devrinin yatırımlarını toptan ortadan kaldırabilir mi?
Bu ancak dünyâ kapitalizminin yaşadığı sistemik ve yapısal derin krizlerin bertaraf edilmesiyle mümkün olabilir ki bu ihtimâl ki, bana çok zayıf görünüyor. Trump’ın programı ABD’nin dünyâdan elini eteğini çekerek kendi içine dönmesini ve üretimini toparlamasına adanmış bir program. Bu programı ABD’yi terk etmiş, pek çoğu Çin’e kaçmış, bugünlerde de gözünü Hindistan’a dikmiş olan olan kritik üretim sektörlerinde faaliyet gösteren
şirketlere kabûl ettirebilmesi çok şüpheli
bir konu. Diğer taraftan Biden devrinde tatlı kazançlara alışmış olan
savaş ekonomisinin baronlarının kapanmacı bir Trump’dan ne kadar haz edecekleri
ayrı bir tartışma konusu olabilir. Trump’dan dünyânın tansiyonunu düşürecek işler beklemenin hamhayâl olduğunu düşünüyorum. Çünkü bunun ABD’yi var eden hegemonik iddialarını şu ya da bu mikyasta geriletmek manâsına geldiği âşikâr.