Rusya’nın bu gelişmeyi îtidâlle karşılaması
kayda değer bir durumdur. Topluluğun en fazla dikkât etmesi gereken husûsun da bu olduğunu düşünüyorum. Rusya, yakın zamanlarda artan temaslarla, Türkiye’nin eski Türkiye olmadığını tecrübî olarak anlamış durumda.
Türkiye artık fiilen NATO’nun içinde değil. Ruslar bunu çok iyi görüyorlar.
Türkiye’yi düşmanlaştırmak gibi târihsel Rus bakışı bu tecrübenin içinde buharlaşıyor, mânâsını kaybediyor. Yakındoğu veyâ Doğu Akdeniz’de ise, başta Sûriye olmak üzere istediklerini zâten elde etmiş durumdalar. Bu coğrafyada Türkiye ile sorunlu olmalarını ayrı bir fasıl olarak değerlendiriyorlar. Diğer taraftan,
Kafkasya’dan başlayarak Türkistan coğrafyalarında artık tek taraflı olarak belirleyici olamadıklarının
farkındalar. Burada
lduğunu çok berrak görüyorlar.
Karadeniz ve Doğu Avrupa’da ABD ile çetin bir mücâdele içinde
oldukları âşikâr. Ama
ABD-Çin hesaplaşmasında arada kalarak,
idâme ettiriyorlar. Bu mücâdeleye ilkesel olarak girmiyor, bu iki
gücün birbirini yıpratmasına
seyirci kalmayı tercih ediyorlar. Asya’da artan Çin nüfûzu, Rusların geleceğe dönük en büyük endişesini oluşturuyor. Artık Türkistan devletlerinin içindeki kadroları eskidi. Halklar nezdinde ise îtibârı zâten yok. Bu boşluğu Türkiye’nin Türkistan; Türkistan’ın ise Türkiye açılımı üzerinden izâle etmeyi akılcı bir tercih olarak gördüklerini düşünüyorum. Bu birliğin en fazla Çin’i rahatsız edeceğini görüyorlar.