Batı müziği notaları hakkında kozmik referanslı uydurmalar

04:005/06/2016, Pazar
G: 13/09/2019, Cuma
Yalçın Çetinkaya

Batı müziğinde kullanılan nota isimleri, onbirinci yüzyılda yaşamış olan Arrezolu müzisyen rahip Guido'nun (Guido d'Arrezo), çocuklara verilen din eğitimi sırasında ezberletilen bir latince ilahiye dayandırılmaktadır. Latince ilahinin her mısraının ilk hecesi, bir notanın ismi olarak kabul edilmiş. Bu rivayete göre çocuklar ilahinin sözlerini unutmasınlar diye avuçlarına ve beş parmağının içlerine yazarlar ve böylece her fırsatta bakıp ezberlemeye çalışırlardı. Bu ilahi, Hz. Yahya için yazılmış bir duadan ibarettir ve orijinal sözleri şöyledir:



Ut

queant laxis



Re

sonare Fibris



Mi

ra gestorum



Fa

muli tourum



Sol

ve polluti



La

bi reatum



Sa

ncte Ionnes !



(Ey aziz Yahya ! Ümmetin kötülüklerden arınıp senin iyi amellerini hatırlasınlar diye, onların hançerelerini titret (Resonare fibris) !)



Batı müziği tarihinde nota isimlerinin bu latince ilahinin sözlerine dayandırıldığı pekçok kaynakta belirtilir. Bu rivayet de oldukça tartışmalı ve aynı zamanda Avrupa müziğinin referansının aslında “muharref kutsal"a dayandığını ispatlamak için bulunmuş bir yoldur. Katolik “Muharref kutsal" referanslı Avrupa müziğinin tasarlandığı yıllarda, müziğe Pythagorien bir referansla kozmik anlamlar yüklemeye çalışan Aziz Boethius'tan burada sözetmek gerekebilir. Aziz Boethius beşinci yüzyılda yaşamış entelektüel bir din adamıydı ve felsefe ile olan meşguliyetinin yanısıra, kadim bilgi ve hikmet referanslarını kullandığı için kilise tarafından pek sevilmezdi. Meselâ Boethius'un müziğe kozmik anlam yüklediği düşüncesi şöyle özetlenebilir: “Müzik üç aşamadan meydana gelir. Birinci aşama “musica instrumentalis", yani müzik aletiyle müzik yapmak. İkinci aşama “musica humana", yani insanın kabiliyetlerini kullanarak müzik yapması. Üçüncü aşama ise “musica mundana", yani gezegenlere dayalı kozmik müzik, yani Pyhtagoras'ın “kosmos ve müzik" yaklaşımından mülhem bir müzik düşüncesi. Boethius'un tam anlamıyla Pythagoras'tan mülhem bu müzik düşüncesi kilisenin yeni tasarladığı müzik dokrinine uymaz ve benimsenmez. Nitekim Boethius, sadece müzik düşüncesinden dolayı değil elbette ama, Vatikan'a göre aşırı sayılabilecek düşüncelerinden dolayı öldürülür ve bu düşünceleri de uzun yıllar Vatikan'ın yasakladığı düşünceler arasında kalır ve dokunulamaz.



Son zamanlarda batı müziğindeki nota isimleri ile ilgili olarak, Arrezolu rahip Guido'nun ilahisinin sözlerinden farklı, ama daha kozmik ve bilimsel bir süsleme yapılmış yeni iddialar ortaya atılıyor. Fakat bu iddiaların uydurma olduğu da kilise tarihinden ve doktrininden haberdar olanların dikkatinden kaçmıyor. Nota isimleri ile ilgili olarak yeni uydurulan yaklaşım şöyle:



Do – Dominus (Yaradan, Mutlak)



Re – Rerum (Madde, Varlık)



Mi – Miraculum (Mucize)



Fa – Familias planetarium (Gezegenler ve güneş sistemi)



Sol – Solis (Güneş)



La – Lactea Via (Samanyolu galaksisi)



Si – Siderae (Gökler)



Bu yaklaşıma göre, muharref kutsal referanslı kilisenin tasarladığı müzikte kullanılan notalar, tamamen bilimsel ve kozmik bir düşünceyi yansıtıyor. Ancak bu yeni yaklaşımı ortaya koyarak, kilise kökenli Avrupa müziğinin aslında kosmosu yansıttığını ispatlamaya çalışan “uydurukçular", onaltıncı yüzyıl sonları ve onyedinci yüzyıl başlarına kadar, rönesansa rağmen dünyanın yuvarlak değil düz olduğunun bir “dogma" olduğunu, dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen Galileo gibi astronomların engizisyonla başlarının nasıl derde girdiğini unutuyor olmalılar.



“Göksel Kürelerin Devinimi Üzerine" adlı astronomik eserin yazarı Copernic ve onun bilgilerinin üzerine yeni bir bilgi inşâ etmeye çalışan Galileo'nun, (İslâm dünyasında astronomi çok daha ileri safhalara ulaştıktan yaklaşık sekiz veya dokuz yüzyıl sonra) Avrupa bilimi için yeni ve kilise doktrini için uçuk ve gerçekdışı olarak kabul edilen bu bulguları elbette çok önemli… ama bu bilgi henüz müziğe ve nota isimlerine kaynak teşkil edecek yeterlikte değil ve nota isimlerinin kullanılmaya başladığı onikinci yüzyılda, henüz Avrupa bilimi diye bir şey ortada yok, Avrupa bilimi ortada olmadığı gibi, Ptolomeus'tan (İslâm dünyasında Batlamyus olarak bilinir) sonra Kepler, Copernicus ve Galileo'ya kadar, yani onaltıncı ve onyedinci yüzyıllara kadar bu mesele Avrupa biliminin konusu olmamıştır. Hatta Nicolaus Kepler'in (ö.1630) “Harmonic Mundi"si tam bir “kozmik âheng"tir ve Pythagoras'ın “Kosmos âhengtir" düşüncesinin neredeyse tekrarıdır. Pyhtagoras ve düşüncesini onuncu yüzyıldan itibaren dünyaya hatırlatan da İhvân-ı Safâ adlı İslâm düşünce topluluğudur.



(Bu arada dünyanın yuvarlak olduğunu, hem kendi ekseni ve hem de güneşin etrafında döndüğünü bu Avrupalı astronomlardan yaklaşık beşyüz yıl önce söyleyen kişinin de büyük İslâm matematikçisi ve astronomu El-Birûnî (ö. 1048) olduğunu hatırlatmak isterim.)



Özetle ifade etmek gerekirse, batı müziğinde kullanılan nota isimleri ile ilgili yeni kozmik ve bilimsel referanslar tamamen uydurmadır ve Avrupa bilim tarihi ile, Copernic, Kepler ve Galileo ile onaltıncı yüzyıldan itibaren oluşmaya başlayan modern astronomi ile çelişmektedir. Yani, nota isimlerinin belirlendiği tarih, onbir ve onikinci yüzyıllardır. Avrupa modern bilimin ve özellikle nota isimlerine referans olarak gösterilen astronomi ve kozmik bilgi ise onaltıncı yüzyıla dayanmaktadır.



Nota isimlerinin belirlendiği ve bilimin kilise karşısında henüz sustuğu ortaçağ karanlığında Familias Planetarium'u (güneş sistemi) geçtik, özellikle Lactea Via'nın (Samanyolu Galaksisi) nasıl tesbit edildiği ve nota isimlerine dâhil edildiği de ayrıca sorgulanmalıdır.




#Batı müziği
#Notaların anlamları
#Lactea Via