
Aslında kâinatın kendisi için yaratıldığı, Allah''ı bilecek ve anlayacak bir ilimle mücehhez, akıl sahibi, “ahsen-i takvîm”de yaratılmış olan insanı bir enstrumana benzetme cesaretini Hermes''ten aldım desem yeridir. Çünkü, Allah''ın muhteşem bir kâinat yaratmakla adeta muhteşem bir eser bestelediğini, kâinatın kendisinin muhteşem bir mûsikî olduğunu, insanların da bu muhteşem mûsikîyi seslendiren enstrumanlar olduğunu, enstrumanların akordunun bozulabileceğini ama bunun, hiçbir zaman için kâinat mûsikîsinin bozulacağı anlamına gelmeyeceğini söyleyen Hermes''tir. Hermes kimdir ? İslâm düşünürlerine göre İdris''dir. Allah''ın Kur''an''da; “Kitab''da İdris''i de an… ki biz onu yüksek bir yere çıkardık” diye bahsettiği bir peygamberdir. İdris, Bedri Dilşad''a göre mûsikî ilminin kurucusudur. Mûsikî, “İdris''in ilmi”dir: “Bil evvel ki bu ilm-i İdris''dür / Açık sözü sanma ki telbîsdür” diye bundan tam 570 yıl önce “Muradnâme”sinde böyle yazmakta, mûsikîden söz etmeye böyle başlamaktadır Bedri Dilşad.
Hermes veya İdris''in, kozmik mûsikîyi seslendiren entrumanlardan biri olarak vasıflandırdığı insanın, yani “Ahsen-i takvim” de yaratılmış en mükemmel enstruman olan insanın akordu bozuldukça, galiba “esfele sâfilîn” seviyesine düşmektedir. Akordu bozuk bir müzik enstrumanı kötü sesler çıkarır. Ancak müzisyen onu dikkatli ve titiz bir şekilde akord ederse, güzel ve uyumlu sesler çıkmaya başlar. Müzisyen, akordu bozulmuş olan enstrumanını da bir diyapozondan, yani bir akord aletinden aldığı sese göre yapar. O diyapozondan aldığı ses ile enstrumanın bütün tellerini ve seslerini akord ederek birbiriyle uyumlu hale getirir. Yani akordu bozulan bir enstrumanın yeniden akord edilebilmesi için birkaç unsur gereklidir. Birincisi, bir diapozon. Diapozon, hiç değişmeyen sesiyle tınılayarak, akordu bozulan enstrumanların (veya enstrumanın) akord edilmesi için gerekli sesi/tonu verir. İkincisi, o diapozonu iyi kullanan, iyi tanıyan, çıkardığı sesi iyi algılayan bir müzisyen ya da bir akordör. Çünkü akordör; diapozonun sesiyle enstrumanın sesini benzeştirir. Akordu bozulan enstrumanın akord düğmelerini sıkarak veya gevşeterek ona ince bir ayar verir ve akordu bozulmuş olan enstrumanın sesini yavaş yavaş diapozonun sesine yaklaştırır ve diapozonun verdiği ses/tını ile enstrumanın sesini benzeştirir. Üçüncüsü de akordu bozuk bir enstruman veya enstrumanlar. Çünkü akordu iyi olan bir enstrumanın yeniden akord edilmesine gerek yoktur. Enstrumanın akordu bozuk olmalıdır ki, diapozon kullanılarak ve bir akordör tarafından akord edilebilsin.
Diapozon-akordör ve enstruman arasındaki ilişki, bana hep Allah (veya O''nun gönderdiği kutsal kitaplar), peygamber ve insan arasındaki ilişkiyi hatırlatmıştır. Belki tuhaf, anlamsız (hatta dünya varoldukça, özellikle son zamanlarda Cennet''in anahtarları sanki kendilerine teslim edilmiş ve sanki insanları sorgulama yetkileri de kendilerine devredilmiş kimseler tarafından direkt Cehennem''e atılmamıza sebeb olacak) bir ilişki olarak görülebilir ama, kendisine nasîb edilmiş mûsikî alanından varlık âlemini seyreyleyen biri için yine de masum ve anlayışla karşılanması gereken bir ilişki ya da benzetme olmalıdır. Hep şöyle düşünürüm: İnsan, varolduğu bu âlemde Yaradan''ın murâkabesi, yani sürekli gözetimi altındadır. İnsanlar Allah''ın –adeta- kendilerine çektiği çok hassas bezm-i elest akordundan uzaklaştıkça ve bu akord bozuldukça mutlaka bir kitap, sahife ve onunla birlikte de mutlaka bir elçi göndermiştir. Elçi, akordu bozulan insanlara, kaybettikleri veya kaybetmeye doğru gittikleri ilâhî sesi hatırlatır. Allah, bu elçiyle insanların uyması ve yeniden bezm-i elest akordunu kazanmaları için bir kitab ya da sahifeler gönderir. Elçi bu kitabı veya sahifeleri insanlara anlatarak, onları bu kitab ve sahifede yer alan sese ya da mesaja kulak vererek, bir anlamda bozulan akordlarını yeniden akord etmeye davet eder. Yüzyirmidörtbin olduğu rivayet edilen resûl ve nebîler, insanlığın da akordunun yüzyirmidört bir defa veya yüzyirmidörtbin değişik mekânda veya yüzyirmidörtbin değişik kavimde bozulduğunu göstermez mi ? Allah, bazı resûlleri vasıtasıyla gönderdiği sahifeler ve ardından Zebur, Tevrat, İncil ve nihayet Kur''an ile, bezm-i elest akordu bozulan insanlığa, kaybettiği ya da unuttuğu sesi hatırlatmayı murâd etmiyor mu ?
Kur''an-ı Kerîm, akordu bozulan ve ilâhî sesi unutan insanlığı son kez akord etmek ve ona unuttuğu ilâhî sesi hatırlatmak için gönderilen son kitab… adeta son diapozon… yani enstruman veya enstrumanların akordu için lâzım gelen o ilâhî sesi çıkaran veya hatırlatan son mesaj. Efendimiz Hz. Muhammed (Sâllallahu Aleyhi Vesellem) de bu mesajı, sesi ya da (müzisyen benzetmesiyle) diapozonu kullanıp akordu bozulan insanlığı son kez, bezm-i elest akorduna göre akord etmekle görevlendirilen –adeta- bir akordör resûl. Biz insanlar da, Hermes''in (İdris) bahsettiği gibi, adeta birer ilâhî enstruman.
Son kitap ve son ses verileli 1400 yıl oldu. O ses, hâlâ devam ediyor ve işitiliyor. Efendimiz''in “Peygamberlerin vârisleri” olarak vasıflandırdığı âlimler de bu ilâhî sesi insanlara duyurmaya çalışıyor. “Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” misâli duyan duyuyor… duymayan da duymuyor. Fakat insan gibi bir ilâhî enstrumana verilmiş ve onu diğer bütün enstrumanlardan ayırd eden şöyle bir güzel tarafı var: Kendi akordunun bozulduğunu fark edebiliyor. Ve eğer çıkardığı bozuk seslerden rahatsızlık duyuyor ve kendine yeniden bir akord çekmek istiyorsa, ilâhî sesin –adeta- tınıladığı yegâne ve en doğru sesi veren ilâhî diapozona, yani Kur''an''a yönelerek ve ondan bir ses alarak, o sese göre kendine iyi veya kötü bir akord çekmeye çalışıyor.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.