Kaderin aynasında Bursa’da lezîz bir Kadir Gecesi–2

04:0030/03/2026, Pazartesi
G: 30/03/2026, Pazartesi
Yusuf Kaplan

Ramazan’da Anadolu’ya açıldım. Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar… En lezzetli buluşmalarımızdan birini Bursa’da yaptık. Bursa’nın manevî havası, Ramazan’da zirveye ulaşıyor. Bursa iftarımızı ve seferimizi MTO Bursa temsilcimiz Nuri Gür Bey kardeşim yazdı. Bu kadar mı güzel yazılır… Zihin açıcı okumalar… *** İnsan, şu fani dünyada bir yolcu. Yürüdüğü yol, önceden çizilmiş haritanın izdüşümü. Kader dediğimiz, ilahi kalemin ezelde yazdığı satırlar, her birimizin hayatını kuşatan görünmez bir çerçeve.

Ramazan’da Anadolu’ya açıldım. Anadolu’nun en ücra köşelerine kadar… 

En lezzetli buluşmalarımızdan birini Bursa’da yaptık. Bursa’nın manevî havası, Ramazan’da zirveye ulaşıyor.

Bursa iftarımızı ve seferimizi MTO Bursa temsilcimiz Nuri Gür Bey kardeşim yazdı. Bu kadar mı güzel yazılır… Zihin açıcı okumalar…

***

İnsan, şu fani dünyada bir yolcu. Yürüdüğü yol, önceden çizilmiş haritanın izdüşümü. Kader dediğimiz, ilahi kalemin ezelde yazdığı satırlar, her birimizin hayatını kuşatan görünmez bir çerçeve. Kimimiz bu çerçevenin dışına çıkmaya çalışır, kimimiz içinde debelenir dururuz. Ama hakikat şu ki, insan kaderin mutlak hükmü içinde, ancak Allah›a teslim olup cüz’i iradesiyle çalışarak ve gönlünü ilahi aşkla doldurarak hakikate ulaşabilir.

Kadir gecesinde Yeşil Camide yaşadıklarım, bana hakikati bir kez daha fısıldadı. İmamın arkasında saf tutmuş insanlar, aynı kıbleye yönelmiş, aynı Rabbe secde ediyordu. Zengin, fakir, genç, yaşlı, yerli, yabancı... Hepsi aynı safta, omuz omuza. Bu manzara, kaderin birliğini, insanın acziyetini ve Allah’ın azametini haykırıyordu adeta. İmam efendinin sesi yükseldikçe, cemaatin huşusu derinleşiyor, “Allahu Ekber” nidalarıyla yankılanan cami, adeta yerinden oynuyordu. Bir kez daha anladım ki, gerçek kudret sahibi yalnızca O’dur. Bizler ise, O’nun iradesine boyun eğmiş, aciz kullarız. 

Ama bu teslimiyet, asla bir tevekkül-i mutlak, bir kadercilik anlamına gelmiyor. Tam tersine, insanın cüz’i iradesini kullanarak çalışması, gayret etmesi, ilim öğrenmesi, iyilik yapması gerekiyor. Tıpkı iftar sofrasını hazırlayanların çabası gibi, camiye gelirken çektiğimiz trafik sıkıntısı gibi, yer bulma telaşımız gibi... Bunların hepsi, kaderin akışı içinde bizim yaptığımız tercihler, gösterdiğimiz gayretler. Çalışmak, Allah’ın verdiği iradeyi kullanarak hakikate yürümektir. Muhammet Yasin Sönmez kardeşimizin organizasyon için gösterdiği çaba, Ahmet Arif’in bize yer ayarlama nezaketi, imam efendilerin kıraatteki hassasiyeti... Bunların hepsi, cüz’i iradenin güzel örnekleri. İrade ile cebir arasındaki dengeyi anlamak, insanı olgunlaştırır, kemale erdirir.

Ne tamamen iradesine mahkûm bir varlık, ne de kaderin elinde oyuncak olmuş bir kukla... İnsan, bu ikisi arasında bir yerde, sırat-ı müstakim üzere yürümeye çalışan bir yolcu.

Peki, bu yürüyüşte bize rehberlik eden, yol gösteren, motive eden ne? İşte bu noktada manâ devreye giriyor: gönül, aşk ve maneviyat. Gerçek bağ, sözle değil gönülle kurulur. Gece camide hissettiğim şey, kelimelerin ötesinde bir anlam taşıyordu. İmamın sesindeki samimiyet, gözlerimdeki yaş, ellerin semaya açılışındaki içtenlik... Bunların hepsi, gönülden gelen, ilahi aşkla beslenen duygulardı. İlahi aşk, ibadet, Allah’a yöneliş, insanı gafletten kurtarır. Kişi, kendi hakikatini ancak gönül gözüyle görebilir. Tıpkı Yeşil Cami’nin çinilerinde saklı olan sır gibi, her bir insanın kalbinde de ilahi bir sır gizlidir. O sırrı keşfetmek, gönül gözünü açmakla mümkündür.

Evet, insan kaderin mutlak hükmü içinde, sınırlı bir varlık. Aklı, gücü, bilgisi sınırlı. Geleceği göremez, gaybı bilemez. Ama cüzi iradesiyle çalışır, gayret eder, dener, yanılır, öğrenir. Ve en önemlisi, gönlünü açar, Allah’a yönelir, ilahi aşkla doldurur kalbini. İşte o zaman, kaderin çizdiği yolun aslında bir sınav olduğunu, bu sınavı başarmanın yolunun da teslimiyet, gayret ve aşktan geçtiğini anlar. Bu gece, mübarek Kadir gecesinde, Yeşil Cami’de, hakikati bir kez daha idrak ettim.

O cami ki, yüzyıllardır ayakta, nice Kadir gecelerine tanıklık etmiş, nice dualara amin denilmiş. Duvarlarındaki çiniler, tıpkı insanın iyi amelleri gibi, gün geçtikçe daha da parlaklaşmış, daha da anlam kazanmış. Mihrabı, insanın Allah’a yönelişini simgelerken, minberi hakikatin haykırıldığı yer olmuş. Kubbesi, gökyüzüne açılan bir pencere, şadırvanı temizlenip arınmanın remzi.

Gece, teravih namazında, Abdullah Efendi’nın sesiyle yankılanan Kadir Suresi’nin ayetleri, kalbime nakşoldu: “Kadir gecesi, bin aydan hayırlıdır. O gecede, Rablerinin izniyle melekler ve Ruh (Cebrail), her iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” İşte bu esenlik, hepimizin üzerine inmişti sanki. Melekler, Yeşil Cami’nin kubbesinde kanat germiş, bizlerle birlikte tesbih ediyordu. Bu duygu, tarifsiz bir huzur, anlatılmaz bir mutluluktu.

Sonrasında Hünkâr’da yaptığımız sohbet, manevi atmosferin bir devamıydı. Hocamızın her sözü, her nasihati, gönül dünyamıza açılan yeni kapılar aralıyordu. Talebelerin heyecanı, merakı, öğrenme arzusu... Geleceğe dair umut veriyordu. Ahmet Arif’in hocamızı yeni tanımış olmasına rağmen bize olan ikramları ve hizmet aşkı, bu yolda yalnız olmadığımızı gösteriyordu. Birlikte olmanın, kardeşlik duygusunun, ilim ve irfan meclisinde buluşmanın mutluluğu, her şeye değerdi.

Vedalaşırken, gözlerde bir parıltı, yüreklerde bir sızı vardı. Ama aynı zamanda, güçlü bir bağ, sağlam bir kardeşlik duygusu. Bu buluşmanın, geceyi yaşayan herkese, nice güzel işler yapma konusunda ilham vereceğine inanıyorum. Çünkü böyle anlar, insanın hayatında dönüm noktaları olur. Bir Kadir gecesi, bir Cami ziyareti, Hocayla sohbet, insanın tüm hayatını değiştirebilir.

İşte bu yüzden, yaşadıklarımızı, hissettiklerimizi yazmak, anlatmak, paylaşmak önemli. Sadece bir anı olarak kalmamalı bunlar. Başkalarına da ilham olmalı, yol göstermeli. Nice gönüller, nice Kadir gecelerinde, nice camilerde bu duyguları yaşamalı. Çünkü hakikat arayışı, gönül yolculuğu, aslında her insanın kendi iç dünyasında başlayan ve sonsuza kadar süren bir yolculuk.

Bu yolculukta bize rehberlik eden Hocamız Yusuf Kaplan’a, beraberinde gelen kıymetli talebe kardeşlerime, Bursa’da bu organizasyonu gerçekleştiren tüm kardeşlerimize, Mahmut Celalettin Ökten Ortaokulu yönetimine, Yeşil Cami görevlilerine, Hünkâr’da bize ev sahipliği yapan Ahmet Arif’e ve geceyi bizimle paylaşan herkese sonsuz şükranlarımı sunuyorum. Rabbim hepinizden razı olsun, nice güzel buluşmalara, nice Kadir gecelerine...

Bursa semalarında yankılanan ezanlar, Yeşil Cami’nin çinilerinde parlayan ışık, Kadir gecesinde inen rahmet, hepimizin üzerine olsun. Gönüllerimiz ilahi aşkla dolsun, dualarımız kabul olsun, yollarımız hep hayra çıksın. Ve bizler, kaderin mutlak hükmü içinde, cüz’i irademizle çalışıp, gönüllerimizi aşkla doldurup, hakikate ulaşanlardan olalım. Ve rahmetli Babaannemin duası: “Umduğunuza nail olasınız, gökten yağsın yerden toplayasınız.”

Amin.

#Kadir Gecesi
#Aktüel
#Yusuf Kaplan