Yazarlar Öncü kuşak, medeniyet tasavvuru ve kardeşlik seferberliğinin yeşerttiği umut

Öncü kuşak, medeniyet tasavvuru ve kardeşlik seferberliğinin yeşerttiği umut

Yusuf Kaplan
Yusuf Kaplan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Öncü kuşak ve medeniyet tasavvuru yolculuğumuzun I. Anadolu Seferi'ni Selçuklu medeniyetimizin kurucu şehirlerinden Sivas'tan başlatmış, oradan Elazığ ve Malatya’ya uzanmıştık.

ANADOLU RUHU VE NECİP FAZIL’IN PALTOSU

Anadolu ruhu, bir kıtanın, gönül coğrafyasının adıdır. Bu ruh, iki asırdır can çekişiyor, toparlanıp kendine gelmeyi bekliyor. Anadolu ruhunu, Anadolu kıtası olarak adlandırıp hayata döndüren, şahlandıran ilk kişi, ilk öncü Necip Fazıl Kısakürek üstadımız olmuştu.

Onun yaktığı Büyük Doğu meş’alesi büyük doğum’un kıvılcımlarını çaktı. Anadolu Seferleri sırasında verdiğim konferanslarda da söylediğim gibi, bu toprakların ruh köklerine diriltici aşıyı Necip Fazıl yaptı ilkin. Ruh köklerine sahip çıkan ilk kuşakları o yetiştirdi.

Oradan Sezai Karakoç’un Diriliş yolculuğu doğdu.

Oradan Yedi Güzel Adam’ın toparlanış yolculuğu hayat buldu.

Oradan Nurettin Topçu’nun Anadolu ruhunun mayasını başta eğitim olmak üzere her alanda karan “hareket”i gerçeğe dönüştü.

Oradan nefes almasalar da aynı diriltici kaynaktan kana kana içen Cemil Meriç ile İsmet Özel ülkenin makûs talihini yenecek entelektüel temizlik harekâtını geri dönüşü zor zirvelere taşıdılar.

O yüzden hepimiz Necip Fazıl’ın paltosundan çıktık diyorum.

RUH KÖKLERİMİZİN KURUMASI VE ÖNCÜ KUŞAKLARIN GELİŞİ…

Anadolu’nun ruhu son çeyrek asırda kurumaya yüz tutar gibi oldu. Hem eğitim, kültür, sanat ve medyadaki epistemik köleleşme hem de her şeyi çözücü, tektipleştirici, ruhsuzlaştırıcı küresel postmodern popüler kültürün dünyayı istilasının ülkemizdeki yıkıcı yansımaları, bu toplumun ruh kimyasını yok olma tehdidinin eşiğine getirip bıraktı: Anadolu’da her yer tıpkı İstanbul gibi Los Angeles’ın teknopagan eşcinsel dizi, film, müzik ve dijital kültürünün uydusu olup çıktı.

Popüler kültür, inanılmaz bir mankurtlaşma, robotlaşma, ruhsuzlaşma ve çölleşmeye yol açıyor…

Türkiye’nin Kur’ân’ın sesi, Efendimiz’in nefesiyle kuşanan, insanlığın medeniyet birikimini vahyin ışığında yeniden tanımlayarak tevarüs eden, ülkemize, coğrafyamıza ve dünyaya taze bir medeniyet tasavvuru ve bunu her alanda hayata geçirecek tevazu sahibi, çağrısı çağını kuracak bir öncü kuşak lâzım şart!

Yoksa yok olmaktan kurtulamayacak bu ülke ve bizim medeniyet coğrafyamızın un ufak olan, birbirine düşürülen, işgallerle evleri, ülkeleri ateşe verilen mazlum çocukları…

Şikâyet etme, bir hikâye inşa et, diyerek çıktık Anadolu Seferi’mize ve dünya bize gebe ve biz hakikate diyerek Anadolu’ya tarihî yükünü, yükümlülüğünü hatırlatıyor, tarihin bizi beklediğini anlatıyoruz medeniyet kurucu beş şehirde çıktığımız yolculukta.

KAYSERİ’NİN HAKİKATE SUSAYAN DİNAMİZMİ

Sivas, Elazığ ve Malatya’dan sonra Kayseri’de soluklandık.

Kadı Burhanettin Kültür Merkezi’ne iki saat gecikmemize rağmen üst ve alt salonlar tıka basa doluydu.

Geç kalma nedenimizi aktarınca Kayseri’de bizi bekleyen kardeşlerimiz, “Hocam siz lütfen dikkatli sürün arabayı. Biz buradayız, sabaha kadar burada bekleriz” deyince nasıl rahatladık bilemezsiniz. Neydi bu? Anadolu ruhunu diriltecek öncü kuşakların ayak sesleriydi; ülkemizin önünü açacak ışık görünmüştü: İslâm’ın yaşayan ölüleri diriltici hakikat ışığı.

Kültür Merkezi, sanırım böylesine ruh dolu, diriltici bir manevî havaya ilk defa tanıklık ediyordu. Herkes çıkılan öncü kuşak ve medeniyet tasavvuru yolculuğunun hem ülkemizin önünü entelektüel olarak nasıl aşacağını, toplumdaki bütün zihnî, kültürel, sosyal yıkımları ve yaraları nasıl tamir edeceğini, herkesi kucaklayacak muazzez ve leziz bir kardeşlik seferberliğini nasıl başlatacağını biliyor gibiydi.

MTO talebeleri kardeş oldu kurayla. Kardeşler birbirlerini İstanbul’da bulmuşlar hemen. Bu kadar yani!

Sonra iki asırdır yaşanan çilelere tanıklık eden Erciyes’ten baktık dünyamıza. Oradan bir ışık görülüyordu, umut vardı şehre indiğimizde.

Kayseri’de Adem Karabey kardeşim, Oğuzhan Erdinç kardeşim ve ekibi ile Burcu Ördek kardeşim muhteşem bir organizasyon yapmışlar. Kayseri Gençlik Merkezi Müdürü Fatih Yıldız, Muhammed Daş, Dr. Necla Ceren hanım ve ekibi inanılmazdı. Hikmet İrem ve değerli annesi Selma Hanım, “atom karınca” Zeynepnur ve “beşli çetesi”, Viyana’dan Yüsranur kardeşlerimiz ve İHL’den dönem arkadaşlarım manevî atmosferi bir hayli yükselttiler.

Entelektüel ilgileri yoğun, derdini seven Talas Belediye Başkanımız Mustafa Yalçın Bey’e ve eski Baro başkanımız Fevzi Konaç kardeşime yürekten destekleri için yürek dolusu teşekkürler.

ANKARA’DA MANEVİYATI GÜÇLÜ BİR BAYRAM HAVASI

Kalpler birbirine açılmış, engeller aşılmıştı artık.

Biz de Ankara’ya, son durağımıza doğru yola koyulduk Burak Saygılı kardeşimle.

Ankara’ya vaktinde yetiştik biraz hızlanınca. Ankara muhteşemdi. Melike Hatun Camii’nin konferans salonunda öğle vaktinde 400 küsur gencecik MTO talebesi bizi bekliyordu heyecanla.

Orada da çok leziz bir manevî atmosfer oluştu. İnanılmaz bir gün yaşadık o salonda. Tanışma toplantımızdan sonra 20.00’de konferansa geçtik. 800 kişilik salon tıka basa doluydu. Diyanet Vakfı II. Başkanı İhsan Açık hocamız sürpriz yapmış, damlamıştı salona. “Seni yalnız bırakmam hocam” dedi bana. Kırşehir Milletvekilimiz dertli ve yürek insanı Abdullah Çalışkan da oradaydı, MTO’nun ne kadar tarihî bir rol oynadığını anlattı veciz bir şekilde.

Ankara temsilcimiz Mustafa Demir kardeşimle, Eğitim sorumlusu Gülhan Düzcan hanım kardeşimiz muhteşem bir organizasyon yapmışlar, İrem Bayar ve Fadime Şahin kardeşlerimizin katkılarıyla.

Salonda gizli kahramanlar vardı: Kadir Bal, Sefa Odabaşı ve asistan kardeşlerimizden Selim Arslan o devasa salonda oradan oraya koşturup durdular.

Gelecek hafta, II. Anadolu Seferi’nde buluşmak üzere…

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.