
“Ağır ceza reisi duruşmaya girerken
Yanlış hatırlamıyorsam, bu mısralarla başlıyordu İsmet Özel''in "Ils Sont Eaux" şiiri.
Yanlışım varsa olsun, çünkü, hafızamı internetle test etmek istemiyorum. Yanlış hatırlıyorsam, yanlış olsun.
Bu şiiri, basılmadan önce okumuştum. Mustafa Özel, Recep Yenigün''lerin evinde ezberden yazdırmıştı bana.
Şiirin adını anlayamamıştım. Bir şeyler uyduruyordum ama, tam yerine oturmuyordu.
Rahmetli Cemil Meriç, ''Gariptiler'' diye çevirmiş. İsmet Özel de sadece bu çeviriyi onaylamış. Böyle deniliyordu.
Şiir, 12 Eylül darbesini takip eden yıllarda, ya 1981''de, ya da 82''de yayımlanmıştı. O ihtilal atmosferinde, yargıçların boyuna adam astığı mevsimlerde zordu böyle bir şiirle meydana çıkmak. İsmet Özel''in ''zor zamanda konuşma''yı sevmesidir herhalde bu şiiri doğuran.
Nerden çıktı şimdi ''İls sont eaux?''
Söyleyeyim.
Yargıdan, yargıçlardan.
Statükonun, değişime, milletin onayına tabi olan siyaset üzerinden değil, yargı üzerinden direnmesinden.
Ben, edebiyattan sonra en çok hukuk okudum.
Okuduğum hukuk metinlerini avukatlara, yargıçlara sormayı severim.
Mesela, Emile Zola''nın J''accuse''ünü (İtham ediyorum), Sokrates''in ''Savunmalar''ını, okumuş birine rastlamak hoşuma gider/di. Ne yazık ki, rastlamadım. Eminim vardır, ama ben rastlamadım.
Bana tuhaf gelir, ''müfredat''la yetişmiş yargıçların, avukatların, eski tabirle ''müddei''lerin, gerçek bir ''adalet'' nosyonuna sahip olmadan, sadece ''kutsal devlet'' bilinciyle kendilerini ''hukuk adamı'' olarak görmeleri.
Hukuk''la ''Yargı'' kavramlarını sanki eşanlamlıymış gibi kullanmaları da, kendilerini ''hukuk adamı'' olarak görmeleri kadar tuhaf.
Bu iki kavramı ve bu ikisine paralel olarak giden, ''adalet'', ''kanun'' gibi kavramları, her birinin ''istiklal''ini gözardı ederek, birinin ulviyetini diğerinin beşeriliğine karıştırarak kullanmaları da tuhaf.
Dün, gazete manşetlerini okuyorum.
Cumhuriyet''in manşetinde durdum.
''Siyaset hukuka uymalı'' diyordu manşette.
Çok doğruydu. ''Malumun ilamı'' denilecek kadar doğruydu.
Devamına baktım.
Cümle, Prof. Dr. Erdoğan Teziç''ten naklediliyordu. Anladım ki, -bir zamanlar hukuk adamı olarak bilinen, ama devletin koltuğuyla temas ettikten sonra değişen- Teziç, ''Siyaset hukuka uymalı'' derken, aslında, ''Siyaset yargıya uymalı'' demek istiyor. Hatta neredeyse, ''Siyaset yargıçlara uymalı'' demek istiyor.
Aslında bu iki cümle de doğruyu ifade ediyor. Ama, tek başlarına değil. Başka şeylere bağlı olarak...
Mesela, sayfanın başına ''yargı hukuka uymalı'' veya ''yargıçlar hukuka uymalı'' diye bir cümle koyarsak doğru.
Yargı hukuka uyarsa, siyaset de hukuka uyarsa, o zaman, kimsenin endişesi olmasın, adalet ''kaim'' olur, herkes herkese uyar.
Yeryüzündeki bütün kavramlar kaybolsa, bütün ''retorik''leri, bütün ''mevzuat''ı rüzgarlar alıp götürse, ''adalet'' kavramı tek başına diğerlerini yeniden doğurmaya, kurmaya ve sonunda insanları mutlu etmeye yeter.
"Adalet mülkün temelidir" sözünün bana anlattığı budur.
Hülasa-i kelam; mevzuat tahsili bir insanı hukukçu yapmaya yetmez ve ''hukuk'' ile ''yargı'' kelimeleri eşanlamlı değildir.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.