İki tarz-ı siyasette DP'nin yeri var mı?

Muhammed Örtlek
00:008/01/2008, الثلاثاء
G: 8/01/2008, الثلاثاء
Yeni Şafak
İki tarz-ı siyasette DP'nin yeri var mı?
İki tarz-ı siyasette DP'nin yeri var mı?

Türk siyaseti de genelde "merkez" ve "çevre" mücadelesi bağlamında "iki temel/ana parti" çerçevesinde şekillenmiştir. DP geleneği çevre akım siyasi partilerdir. Bakalım bu yeni dönemde 'ikinci Süleyman' bunu ne kadar başarabilecek

Demokrat Parti (DP) 4. Olağanüstü Büyük Kongresi'nde genel başkanlığa Süleyman Soylu seçildi. Geçtiğimiz Pazar günü yapılan Kongrede eski DYP Genel Başkanı ve Başbakan Tansu Çiller'in desteklediği Soylu, Mehmet Ağar'ın desteklediği Çağrı Erhan karşısında 2. Tur oylamada farklı bir sonuçla Kongreyi kazandı ve DP'nin yeni Genel Başkanı oldu.

1987'de DYP'de siyasete başlayan Soylu'dan, partinin tabanından yetişen biri olarak; oy oranının arttırılması, önümüzdeki yerel seçimlerde başarı sağlanması gibi büyük çalışmaların altından kalkması bekleniyor.

Ancak daha da önemli olan ve her fırsatta dile getirilen Parti'nin Demokrat misyonu ve geçmişi. DP gibi bir "çevre" partisinin geçmişi Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine kadar uzanmaktadır. Türk siyaseti de genelde "merkez" ve "çevre" mücadelesi bağlamında "iki temel/ana parti" çerçevesinde şekillenmiştir.

Türk siyasi tarihinin yakın geçmişine bakıldığında iki farklı tarz-ı siyasetin hakim olduğu görülür. 1902 Paris Kongresi'nde önem arzeden iki kişi Ahmet Rıza ve Prens Sabahattin, kendileriyle özdeşleştirilen bu iki farklı çizgiyi esas olarak İttihat ve Terakki Partisi'nde şekillendirmişlerdir. Ahmet Rıza'nın temsil ettiği tarz-ı siyasetin esasını merkeziyetçilik, devletçilik, pozitivizm, idare ve siyaset erkiyle toplumun yukarıdan aşağıya dönüştürülmesi ve medenileştirilmesi yaklaşımı oluşturmuştur. Buna karşılık Prens Sabahattin'in tarz-ı siyaseti ise "adem-i merkeziyetçilik", "teşebbüs-i şahsi", toplumun kendi dinamizmi ile dönüşmesi ve toplumun önünün açılması ilkelerinden oluşmaktadır. İttihat ve Terakki Partisi'nin 1908'de iktidara gelmesiyle, birbirine zıt bu iki düşünce arasındaki mücadeleyi, Ahmet Rıza grubu kazandı. 1911'den sonra onun şahsi düşünceleri partiye egemen hale geldi. Bunu merkeziyetçi, devletçi, totaliter, milliyetçi, pozitivist ve halktan kopuk politikalar takip etti. Bu zihniyet İttihat ve Terakki'den Cumhuriyete de yansıdı. Cumhuriyetin "tek parti"li dönemi tipik bir Ahmet Rıza çizgisinden ibarettir.

Prens Sabahattin'in siyasi düşünceleri ise, Osmanlı döneminde kendisine layık olduğu pratiğe dönüşme alanı bulamamıştır.

SİYASİ YELPAZEDE DP'NİN YERİ

Bu siyasi düşüncelerden Ahrar Fırkası, Hürriyet ve İtilaf Fırkası gibi partiler doğmuştur. Birinci Meclis'te İkinci Grup, Cumhuriyet'in ilanından sonra da Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası gibi parti teşkilatlanmaları olarak kendisini göstermiştir. Ancak bu çizgi Osmanlı döneminden 1950'lere kadar muhalefet cephesinde kalmıştır. 1950'de Demokrat Parti'nin iktidar olmasıyla Prens Sabahattin'in tarz-ı siyaseti en parlak devrini yaşamıştır. 1960 sonrası ise, bu anlayışın bazı özelliklerini özünde barındıran sağ partiler iktidar oldular. Hatta dindar kesim de DP'yi desteklemiş, Bediüzzaman Said Nursi'nin Adnan Menderes'e göndermiş olduğu mektup tarihin önemli sayfalarında yerini almış ve Nurcuların desteği 2002 genel seçimlerine yani AK Parti iktidarına kadar bu çizgideki partilere olmuştur. Ancak bu çizginin gelişmesinin önüne 1960'ta, 1971'de, 1980 ve 1997'de set çekilmiştir.

Şimdi Soylu'dan hem bu ağır misyonu taşıyabilmesi ve bu çizgiyi istikrarlı bir şekilde devam ettirmesi bekleniyor. Soylu'nun basına yansıyan fotoğraflarında hemen arkasında yer alan duvarda rahmetli Adnan Menderes'in de fotoğrafının yer alması, geçmişten gelen "demokratlık" düşüncesinin taşıyıcısı olduğu imajını veriyor.

Süleyman Demirel ile aynı isme sahip olduğu için Soylu'ya "İkinci Süleyman" diyenler de var. Menderes ve Demirel gibi "İkinci Süleyman" da "çevre"nin desteğini alarak "Kır At"ı şahlandırabilecek birikime sahip görünüyor. Çünkü bugün bile ülkemizde iki kutuplu siyaset yapılmakta; DP, AP ve DYP başta olmak üzere "çevre"nin partileri "Prens Sabahattin" tarz-ı siyasetini yürütmektedir. Genel Başkan olarak Soylu, demokrat misyonunun tarihi ağırlığını kaldırıp, DP'nin tarihteki geçmiş başarılarını bugüne taşıyabilecek mi?

DYP tabanından siyasetin içinde pişerek gelen Soylu, tecrübesini ve gençliğinin vermiş olduğu dinamizmi aksiyona çevirebilecek mi?

Bunu zaman gösterecek!

* Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Uzman