
1952’de inşaatla başlayan yolculuğunu bugün 20’den fazla sektöre taşıyan Albayrak Grubu, 2025 boyunca yerli ve millî üretim odağını güçlendirirken, Türkiye’nin küresel ölçekte rekabet gücüne katkı sunan projelerini yurt içinde ve yurt dışında sürdürdü. 2026’da ise sanayi ve lojistikten liman işletmeciliğine, tarımdan tekstile uzanan geniş portföyünde verimlilik, teknoloji, ihracat ve sürdürülebilir büyüme başlıklarını daha da derinleştirmeyi hedefliyor.
Türkiye’nin global markası Albayrak Grubu, 80’e yakın şirket ve yayın markasıyla inşaattan sanayiye, liman işletmeciliğinden tarıma uzanan çok sektörlü yapısıyla 2025’i güçlü bir operasyonel süreklilikle geride bıraktı. Grup, tarihindeki kilometre taşlarını hatırlatan pek çok eser ve projeyle; Türkiye’nin hedefleri doğrultusunda yerli ve millî rotasını korurken, Afrika’dan Asya’ya dünyanın farklı coğrafyalarında ülkemizin bayrağını dalgalandırmayı sürdürüyor.

1952’DEN BUGÜNE İSTİKRARLI BÜYÜME
Albayrak Grubu’nun kurumsal hikâyesi, 1952’de inşaat sektörüyle başladı; bugün ise farklı faaliyet alanlarında oluşturduğu ölçekle Türkiye’nin ekonomik ve sosyal kalkınma hedeflerine katkı veren bir yapıya dönüştü. Grubun geçmişinde Muş Tren İstasyonu yapımı ve İstanbul Metrosu gibi Türkiye’ye kazandırdığı önemli projeler bulunuyor; bu miras, 2025’te de “kalıcı değerler üretme mesuliyeti” yaklaşımının referans noktası olmayı sürdürdü.

İNŞAATTAN SANAYİYE GENİŞ BİR PORTFÖY
2025 boyunca Albayrak Grubu, yerli ve millî imkânlarla ülkesine ve vatandaşına hizmet etme yaklaşımını, faaliyet alanlarının tamamında görünür kılmaya devam etti. Grubun lokomotif markalarından Albayrak İnşaat, 1952’den bu yana 5 milyon metrekarenin üzerinde inşaat ve 20 binden fazla konut tecrübesiyle sektörün güçlü oyuncuları arasında yer alıyor.
Sanayi tarafında ise traktör & motor, savunma sanayi, kâğıt üretimi, şeker üretimi, araç üstü ekipman, döküm ve tekstil gibi farklı alanlarda geniş bir portföy yönetiliyor. Bu kapsamda; güçlü Ar-Ge ve yerli üretim hassasiyetiyle öne çıkan Kademe’nin yerli ve millî üretimi araçlarını 65 ülkeye ihracatı; Grubun teknoloji ve üretimde dışa bağımlılığı azaltmaya dönük yaklaşımını destekliyor. Varaka Kâğıt ise yüzde yüz atık kâğıt kullanarak üretim yapan yapısıyla modernize edilmiş tesisinde kraft, karton ve kâğıt üretimini sürdürüyor.
Grup, sürdürülebilirliğin en önemli adımlarından birini ise “tarladan sofraya” yaklaşımı ile Sukkar Şeker, Mezra Ziraat ve BOLBER markaları ile görünür kılıyor. Erzurum ve Erzincan Şeker Fabrikaları’nda gerçekleşen üretim, ekilmeyen arazi kalmaması adına yapılan tarımsal destek süreçleri ve modern üretim hatları ile Grup, emniyet stoku olan şeker konusunda önemli bir oyuncu olarak dikkat çekiyor.
3 KITADA LOJİSTİK FAALİYETİ YÜRÜTÜYOR
- Albayrak Grubu, 2025’te de Platform Turizm, Nakil Lojistik ve Havabüs ile 3 kıtada lojistik faaliyetlerini sürdürerek, insan ve yük hareketliliğinde operasyonel yetkinliğini güçlendirdi. Personel taşımacılığı alanında metrobüs hattıyla Platform’un Pakistan’daki güçlü konumu; Grubun farklı coğrafyalarda sürdürülebilir hizmet üretme kabiliyetini yansıtıyor. Liman işletmeciliği tarafında ise Grubun ilk adımı olan Trabzon Port (2003), Avrupa’yı Asya’ya bağlayan modern İpek Yolu misyonunda stratejik konumdaki Trabzon Limanı’nı işletirken; Azerbaycan’daki Alport Bakü ile de Orta Koridor hattında operasyon ağını güçlendiriyor. Afrika’da ise Somali’de Alport Mogadishu, Gine’de Alport Conakry, Kongo’da Alport Pointe-Noire, Gambiya’da Alport Banjul ile Ekvator Ginesi’ndeki Bata ve Malabo limanları üzerinden işletme, modernizasyon ve geliştirme çalışmalarını kıtanın farklı noktalarına taşıyor.
2026 HEDEFİ: VERİMLİLİK, TEKNOLOJİ, İHRACAT VE SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME
- Albayrak Grubu, 2026’da çok sektörlü yapısının getirdiği verimliliği daha etkin kullanmayı; üretimde teknoloji ve Ar-Ge odağını güçlendirirken, ihracat ve uluslararası operasyon ağında istikrarlı büyümeyi sürdürmeyi hedefliyor. Lojistik ve liman işletmeciliğinde küresel ticaretin dinamiklerine uyum sağlayan, hizmet kalitesini ve operasyonel verimliliği artıran adımlar; sanayi ve tarım tarafında ise yerli üretimi destekleyen modernizasyon yaklaşımı 2026’nın öncelikli gündemleri arasında konumlanıyor.






