
Başbakan Erdoğan ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nu karşılaştırdığımızda; Erdoğan kriz sonrası ortaya çıkan 'karizmatik lider'; Kılıçdaroğlu ise geleneksel toplumlarda iktidar alanlarını memurlar ve seçkinler aleyhine genişleten 'rasyonel-yasal lider' özelliğinin temsilcisidir diyebiliriz.
Devlet yönetimi esnasında farklı aktörler vardır. Bunlardan en önemlilerden biri olan 'lider'lerdir, temsil ettikleri davranış biçimlerine karşılık gelen 'lider özellikleri' ne değinmek gerekmektedir. Liderlik konusuna değişik açılardan yaklaşılmış ve çeşitli araştırmalara konu olmuştur. Liderlik ile ilgili ortaya atılan tanımlar da genel olarak lideri; belirli şartlar ve koşullar altında, belirli kişi ve grupları, belirli amaç ve hedeflere yönlendirerek onları harekete geçirme yeteneğine sahip kişi olarak tanımlanmıştır.
Burada lider ile yönetici arasında ki farka da dikkat çekmek gerekmektedir. Bu iki kavram genelde karıştırılmakta ve birbirinin yerine kullanılmaktadır. Yönetici bireyleri etkileme gücünü yasal otoriteden alırken, lider ise bu gücünü kendi bireysel fiziki, zeka, yetenek, bedensel -sözsel iletişim, gücünden almaktadır. Liderlerin kişisel özelliklerinin yanı sıra davranışsal özellikleri acısından da incelenmektedirler. Özelik yaklaşımları bakımından liderin zeki, kendine güvenen, enerjik, bilgili olması öne çıkarken. Davranışsal yaklaşım bakımından da bu özelliklerin davranışlara nasıl yansıtılacağı üzerinde durulmaktadır.
Max Weber, rasyonel-yasal otorite, geleneksel otorite ve karizmatik otorite olarak üçlü bir ayırma yapar. Rasyonel-yasal otorite gücünü yasalardan, geleneksel otorite soydan, karizmatik otorite ise karizmatik liderin iktidarı elinde bulundurduğu durumu anlatmaktadır.
Karizmatik lider özellikle, ekonomik kriz, sosyal kriz, savaş gibi. Krizler ve toplumsal olaylar sonrasında ortaya çıkan bir lider tipidir. Ve aynı zamanda da karizmatik otoritenin temsilcisidir.
Recep Tayyip Erdoğan'ın 2001 ekonomik krizinden hemen sonra, Türk siyasi hayatında önemli bir aktör olması ve son on yılına damga vurarak göstermiş olduğu özelliklerden dolayı 'karizmatik lider' olma özelliğinin güçlü temsilcisi olduğunu söylemek sanırım pek abartı sayılmaz.
Aynı zamanda, Weber rasyonel-yasal otoritesinin en etkili yönetim biçimi 'bürokrasi' olarak adlandırır. Bürokrasi devletin çalışanları olan memurlar tarafından yürütülen bir idare biçimi olarak tanımlanmaktadır. Bu otoritenin temsilcileri, maaşlı çalışan, yazılı kurallara dayalı, emir-komuta hiyerarşisi içerisinde hareket eden, belgelere dayalı bir sistemdir. Bürokrasi de her şey yasalarla ve kurallarla belirlenmiştir.
Bu tanım, CHP'de yaşanan Genel Başkan değişimi sonucunda, partinin başına geçen Sayın Kılıçdaroğlu'nun bürokrat kimliği ile örtüşmektedir. Recep Tayyip Erdoğan kriz sonrası ortaya çıkan 'karizmatik lider' özelliğinin, Kemal Kılıçdaroğlu'nun ise geleneksel toplumlarda iktidar alanlarını memurlar ve seçkinler aleyhine genişleten 'rasyonel-yasal lider' özelliğinin temsilcisidir diyebiliriz.
2014 – 2015 yılında yapılacak olan seçimler göz önüne alındığında, seçimlerin liderler üzerinden gideceği kuşkusuzdur. Tabanları ve astlarıyla güçlü ilişkiler kuran ve güven ortamı yaratan, fikir ve davranışlarıyla model olan liderlerin büyük bir avantaj sağlayabileceğini söyleyebiliriz.
Seçimlere giderken, partilerin kadrolarını yenilemeleri önemli bir fark olacak gibi durmaktadır. Bu değişimin sanıldığı gibi kolay olmadığı bilinmektedir.
Sayın Kılıçdaroğlu ile Sayın Başbakanı liderlik özelliği acısından karşılaştırdığımızda Başbakanın dönüşümsel karizmatik lider özelliğine, Kılıçdaroğlu'nun da geleneksel lider profilini temsil etiğini söyleyebiliriz. Belki de Kılıçdaroğlu'nun, önemli konularda söylediğini bir gün sonra değiştirmesinde siyasi lider davranış özelliğinin üzerinde bürokrat kimliğinin belirleyici olmasından kaynaklanmaktadır. Bundan dolayıdır ki Recep Tayyip Erdoğan; oy veren/vermeyen herkesimce tartışmasız lider olma özelliğini güçlü bir şekilde sürdürmektedir.
Demokrasinin kökleşmesi ve demokratik acık toplum olma yolunda, kendilerini yenileyebilen, astlarına ve tabanının önüne gelecek ile ilgili hedefler koyabilen, tabanın eğilimleriyle ters düşmeyen, güvenilir, milletin manevi değerlerine bağlı ve saygılı, temel hak ve özgürlükleri savunan evrensel insan haklarına saygılı özelliklere sahip, kendisi gibi olan, 'demokrat lider'lerin daha çok olmasına gereksinim bulunmaktadır. Ve önümüzdeki seçimleri bu özelliklere sahip liderlerin varlığı ve etkinliği belirleyecektir.






