Siyasi ayak temizlenmeden FETÖ bitmez

04:003/06/2026, Çarşamba
G: 3/06/2026, Çarşamba
Yeni Şafak
FETÖ Elebaşı.
FETÖ Elebaşı.

CHP’de yaşanan son tartışmalar, 15 Temmuz’un ardından yürütülen binlerce operasyona rağmen FETÖ’nün siyasi ayağının hâlâ temizlenemediği gerçeğini yeniden gündeme taşıdı. Ana muhalefet partisinde derinleşen bu süreç, geçmişte CHP ve MHP’yi dizayn eden kaset kumpaslarının ve AK Parti içindeki kripto unsurların tam olarak deşifre edilemediğini bir kez daha ortaya koydu. Bu durum, örgütün devletin kılcal damarlarına sızmak için araç olarak kullandığı siyasetin ayağının bir an önce FETÖ’cülerden temizlenmesi gerektiğini gözler önüne serdi.

CHP’de yaşanan FETÖ tartışmasının ardından, örgütün siyasi ayağı tartışması yeniden alevlendi. 15 Temmuz’un ardından düzenlenen 100 bini aşkın operasyonda 400 bine yakın kişi hakkında FETÖ kapsamında işlem yapılsa da örgütün siyasi ayağı neredeyse hiç irdelenmedi. Ne CHP ve MHP’yi dizayn etmek için tertiplenen kaset kumpasları, ne de AK Parti içinde karar mekanizmalarına etki eden kriptolar tam olarak deşifre edilebildi. Son günlerde yaşanan tartışmalar da örgütün devletin kılcal damarlarına sızmak için araç olarak kullandığı siyasi ayağının bir an önce temizlenmesi gerektiğini ortaya koydu.

ÖRGÜT HEP SİYASETLE İLGİLENDİ

Terör örgütü FETÖ, temelleri atıldığı ilk günden darbe girişiminde bulunduğu 15 Temmuz 2016’ya kadar devletin kılcal damarlarına kadar sızmak için siyaset kurumunu araç olarak kullandı. Kimi zaman bizzat hücre evlerinde yetiştirilen militanlar partilere sızdırıldı, kimi zaman da menfaat temin ederek ya da şantajla partilerden etki ajanları devşirildi. Terör örgütü elebaşı Fetullah Gülen, 1980 darbesinden sonra adeta siyasi ikbal peşinde olanların icazet makamına dönüştü.

ÖZAL FARK ETTİ, GEREĞİNİ YAPMADI

Örgütün siyasi ihtiraslarını ilk fark eden isim 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal oldu. Vefatından kısa süre önce bir gazeteci arkadaşına yaptığı açıklamada, Fetullah Gülen’le yaptığı görüşmenin ardından şu ifadeleri kullandı: “Bende bıraktığı intiba, kendisinden soğumama hatta çekinmeme sebep oldu. Çünkü büyük bir ihtirasa sahip olduğu anlaşılıyor. Ona Türkiye yetmiyor, dünyayı istiyor…” Ancak Özal bu endişesine rağmen gerekli adımları atmadığı için örgüt sessiz sedasız yoluna devam etti.

REFAH-YOL’U DEVİRMENİN ÖDÜLÜ: 10 VEKİL

FETÖ, Süleyman Demirel ve Tansu Çiller dönemlerinde de DYP’den devşirdiği etki ajanları ile kadrolaşmaya devam etti. Örgütün güçlü şekilde doğrudan siyasete girmesi, 28 Şubat sürecinde oldu. Örgüt, darbecilerle birlikte REFAH-YOL hükümetini devirerek ödülünü aldı. REFAH-YOL’un tasfiye edilmesinin ardından kurulan Ecevit hükümetlerinde doğrudan örgütün belirlediği en az 10 isim milletvekili olarak TBMM’ye girdi.

ECEVİT PİŞMAN OLDU AMA

Dönemin Turizm Bakanı Bahattin Yücel, örgütün 1999 seçimlerinde DSP’yi desteklediğini ve 10 örgüt üyesinin milletvekili olarak Meclis’e girdiğini söyledi. Yücel, “Rahmetli Ecevit de bunları ilk defa parlamentoya 8-10 kişi olarak sokan ve belki de bundan pişman olmuş bir siyasetçidir” dedi. Ancak ‘pişman’ olan Ecevit de hamle yapamadığı için örgüt siyaset kurumu üzerindeki emellerini 2000’li yıllara taşıdı.

HAŞHAŞİ TUZLUKLAR

Örgütün elleri, 2002 Seçimlerinden sonra iktidara gelen AK Parti’ye uzandı. Örgüt bir yandan kadrolaşmayı sürdürürken, diğer yandan da AK Parti’de karar alma süreçlerine etki etti. 2010 yılından sonra doğrudan militanlarını AK Parti listelerine sokarak TBMM’de bayrak gösterdi. 17-25 Aralık kumpasına kadar parti içinde faaliyetlerini sürdüren bu isimler, üzerinde etki kurduğu bazı milletvekilleri ile birlikte kumpas sonrasında AK Parti’den ayrıldı. İstifacılar listesinde İdris Bal, Hakan Şükür, İdris Naim Şahin, Ertuğrul Günay, Haluk Özdalga, Erdal Kalkan, Hasan Hami Yıldırım, Muhammet Çetin, İlhan İşbilen ve Ahmet Öksüz Kaya yer aldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Haşhaşi tuzluklar” dediği istifacıların talimatla istifa ettiği, FETÖ çatı davasına bakan mahkemenin şu tespiti ile tescillendi: “… İktidar partisindeki örgüte mensup milletvekilleri, firari sanık Gülen'in emriyle birer birer istifa etmiştir. Bu istifalarda hükümet suçlanırken, ‘cemaat’ veya ‘hizmet’ tabir edilen örgüt ve örgüt elebaşını savunmaktan da geri durulmamıştır. Bu süreçte, örgüte yakın duran bazı milletvekilleri de benzer şekilde istifa etmiştir.”

MHP VE CHP DİZAYN EDİLDİ

Aynı tarih diliminde muhalefet partilerinde FETÖ’nün derin izleri oldu. CHP’de Genel Başkan Deniz Baykal, FETÖ’cülerin kurguladığı kaset kumpasıyla istifa etmek zorunda kaldı. Örgütün tehditlerine maruz kalan Baykal, skandalın daha da derinleşmemesi için, “Okyanus ötesi bu işin içinde değil” demek zorunda bile kaldı. Skandalın ardından Genel Başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun etrafı da FETÖ’cülerle doldu. ByLock’çu FETÖ’cüler Fatih Gürsul ve Alper Keten, Genel Merkez’e danışmanlık yaparken, Özgür Özel, Ekrem İmamoğlu, Deniz Yavuzyılmaz, Yunus Emre gibi partinin vitrin isimlerinin örgüt bağlantıları hâlâ konuşuluyor. MHP ise 2011 yılında tam bir FETÖ operasyonuna maruz kaldı. Ardı ardına yayınlanan kasetlerle parti yönetimindeki 10 isim istifa etmek zorunda kaldı. Kumpas sonrası yürütülen soruşturmalar yine Pensilvanya’ya çıktı.

HâLâ PARTİDELER

Kökü 50 yıl geriye uzanan yapılanmaya rağmen örgütün siyasi ayağı hâlâ gizemini koruyor. Son 10 yılda gerçekleştirilen 100 bini aşkın operasyonda 400 bine yakın kişi hakkında işlem yapılsa da örgütün siyasi ayağına neredeyse hiç dokunulmadı. Kripto FETÖ’cülerin hâlâ siyasi partilerde etkili olduğu belirtiliyor. CHP’de yapılan güncel tartışmalar ve itirafçı ifadeleri de bu endişeyi derinleştiriyor. AK Parti’de ise kripto isimlerin hâlâ partinin karar alma mekanizmalarına tesir ettiği konuşuluyor. Eşi yurt içi ve yurt dışında örgütle bağlantılı olan, 15 Temmuz ihaneti öncesinde kendi adına tescilli araçtan 2 FETÖ’cü çıkan ismin bile partide etkinliğini sürdürdüğü dile getiriliyor. Tüm bu vahim tablo, örgütün devletin kılcal damarlarına sızmak için araç olarak kullandığı siyasi ayağının bir an önce FETÖ’cülerden temizlenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.




#FETÖ
#Siyaset
#Toplum
#CHP