Zehir var ama Striknin değil

Abdülkadir Selvi
00:003/11/2012, Cumartesi
G: 2/11/2012, Cuma
Yeni Şafak
Zehir var ama Striknin değil
Zehir var ama Striknin değil

Merhum Cumhurbaşkanı Özal'ın naaşında tespit edilen öldürücü maddenin halk arasında fare zehri olarak bilinen 'striknin kreatin' olmadığı anlaşıldı. Adli Tıp Kurumu Başkanı İnce 'Birtakım bulgularımız var, ancak adı geçen maddeyi bulmadık' dedi. Otopside zehir bulan uzmanların ilk tespitine göre, 'yabancı madde' öldürücü düzeyde.

8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın zehirlenerek öldürüldüğüne dair Bugün gazetesinden Güngör Ergun'un haberi gündemi belirledi. Özal'ın vefat ettiği 17 Nisan 1993 tarihinden itibaren dile getirilen bu kuşku, böylece ete kemiğe büründü. Özal'ın vücudundan alınan doku örneklerinin tahlilinde, 'zehir' bulgusunun tespit edilmesi çok önemli bir nokta. Ancak asıl sonuç, Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun bu bulgular üzerinde hazırlayacağı rapor sonucunda ortaya çıkacak. Bu konuda sıcağı sıcağına ulaştığım bilgileri paylaşmak istiyorum.

BİR MADDE BELLİ MİKTARDA VAR

Öncelikle Özal öldüğünde otopsi yapılmaması çok büyük bir eksiklik olarak değerlendirilmişti ki, bu doğruydu. Semra Özal'ın isteği üzerine otopsi yapılmadığı açıklanmıştı ama bir ülkenin Cumhurbaşkanı, görevi başında böylesine kuşkulu bir şekilde öldüyse, ailenin isteğine bırakılmayabilirdi. Ancak Özal'ın naaşının bozulmaması nedeniyle, 'öldüğünde otopsi yapılsaydı elde edilecek sonuçlarla bugün vücudundan alınan örneklerden çıkacak sonuç aynı olurdu' deniliyor.

Ters gibi gözüken bu noktayı biraz açmak istiyorum. Merhum Özal'ın belinin altından itibaren çürümüş ama çok şaşırtıcı bir şekilde üst kısım önemli ölçüde sağlam kalmış. Örneğin beyninin dörtte üçünün sağlam kaldığı tespit edilmiş. Özal'ın vücudundan alınan örneklerin incelenmesi sonucunda vücudunda belli oranda zehir tespit edilmiş. Ancak bu, 'Striknin' değil. Zehir var ama bunun öldürecek seviyede olup olmadığına, İhtisas Kurulu karar verecek. Zehrin niteliği çok çok önemli.

Eğer, kişinin solunum yollarını felç edip, 15-20 dakika içinde boğularak ölmesine yol açan ve kamuoyunda, 'fare zehri' olarak bilinen 'Striknin' zehri olursa, o zaman 8. Cumhurbaşkanı'nın Çankaya Köşkü'nde zehirlenerek öldürüldüğü tezi ön plana çıkıyor. Özal öldüğünde yanında olan eşi Semra Özal başta olmak üzere o sırada Köşk'te görev yapanların hepsi zanlı durumuna düşüyor.

ZEHİR DIŞARIDAN VERİLMİŞ

Uzmanlar, insan vücudunda belli oranda toksik maddelerin bulunduğunu belirtiyorlar. Her oran insanın ölümüne neden olmuyor. Adli Tıp İhtisas Kurulu, Özal'ın vücudunda tespit edilen zehir oranlarının ölümüne neden olan bir seviyede olup olmadığına karar verecek. O nedenle İhtisas Kurulu'nun raporundan vücudundaki oran ölümüne sebep oldu ya da vücutta zehir tespit edildi ancak bu oran, ölümüne sebep olacak seviyede değil şeklinde bir rapor çıkabilir. Ancak edindiğim izlenim Özal'ın vücudunda tespit edilen zehir oranlarının sınırın üzerinde olduğu yönünde. Ayrıca zehir dışarıdan verilmiş.

'0000' KODLU MADDE

'Striknin' bir zehir türü. Ancak tek başına kullanılmıyor. Bir proteinle birlikte kullanılması gerekiyor. Kreatin ise, bir protein. 'Striknin Kreatin' ile birlikte kullanıldığında farklı bir zehir türüne dönüşebiliyor. Bir uzman bunu '0000', yani bilinmeyen zehir türü olarak tarif ediyor. Ancak Adli Tıp'ın tespiti bu yönde değil. Protein içinde verilen zehrin alt grubu da tespit edilmiş. Ama tekrar ifade edeyim, 'Striknin' değil. Özal vefat ettiğinde, Rus istihbaratı tarafından yemeklerine katılan 'potasyuim nitrat' ile zehirlendiği iddiası gündeme getirilmişti. Zehirlenme Rus istihbaratının muhaliflerini tasfiye için kullandığı bir yöntemdi. Turgut Özal da vefatından önce Türk Cumhuriyetlerini kapsayan uzun bir geziden dönmüştü.

Potasyum nitratın önemli özelliği; verildiği anda etkisini hissettirmemesi, bir süre sonra kalbin aniden durması suretiyle ölüme sebebiyet vermesiydi. Dikkat buyurun, 'kalp krizi' değil, şalterin kapatılması gibi kalbin bir anda durmasıydı. Tüm bu iddialar Adli Tıp İhtisas Kurulu'nun kasım sonu itibariyle tamamlayacağı raporla ortaya çıkacak.

Son not ise, "Özal'ın kabri açılmasaydı" diyenlere. Özal öldüğü günden bu yana başta ailesi olmak üzere herkes öldürüldüğüne ilişkin kuşkularını dile getiriyor. Eğer Özal'ın kabri şimdi açılmasaydı 17 Nisan 2013 tarihinden sonra istense de açılamayacaktı. Çünkü 20 yıllık zaman aşımı doluyordu.

Şaşırmadım
Babasının naaşında zehir bulunduğu iddialarıyla ilgili konuşan Ahmet Özal, 'Bulgular benim için sürpriz değil. 1987'deki suikast girişimi de dahil olmak üzere karanlık süreç incelenmeli' dedi

Turgut Özal'ın naaşında zehir bulgularının tespit edildiği iddialarıyla ilgili konuşan Ahmet Özal, Adli Tıp Kurumu'nca verilen 'Başka bulgular var' mesajının kendisini şaşırtmadığını söyledi. "Zehirlenme bulguları benim için sürpriz değil" diyen Özal, raporun ne zaman açıklanacağı konusunda kendisine bir bilgi gelmediğini dile getirdi. Özal, "Adli Tıp, tabii ki bana açıklama yapmak zorunda değil, rapor sanırım savcılığa verilecek. Ama ön bilgilere, basının söylediğine göre; zehirlenme ihtimali olduğunu söylediler. Benim de duyduğum o kadar" ifadelerini kullandı. Özal, yıllardır bu konunun kavgasını verdiğini söyleyerek, "Bundan dolayı çok sıkıntı çektim. Bizi de çok ciddi olarak tenkit edenler oldu. Rapor açıklandıktan sonra özellikle büyük televizyonlardaki bazı ankormanlardan özür bekliyorum" dedi.

1987 SUİKASTİ ARAŞTIRILMALI

Savcılığın mezarı açma kararı vermesinde Devlet Denetleme Kurulu raporlarının etkili olduğunu ifade eden Özal, "DDK'yı harekete geçiren Cumhurbaşkanı Gül'e şahsen ve ailem adına teşekkür ediyorum" diye konuştu. Turgut Özal'ın oğlu Ahmet Özal, babasına 1987'de yapılan suikastin henüz bütün boyutlarıyla araştırılmamış olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: "Babam 17 Nisan'da eğer vefat etmeseydi, 19 Mayıs'ta cumhurbaşkanlığından istifa ederek siyasete geri dönecekti. Ayrıca Türkiye'de çok ciddi bir Kürt meselesi var. En son görüştüğümde 'Türkmenistan'dan döndüğüm zaman büyük bir risk alacağım ve bu sorunu çözeceğim' dedi. Bunun yanında, Türk Cumhuriyetleri ile çok ciddi ilişkileri vardı, bu devletleri biraraya getirmeye çalışıyordu. Bir de en önemli konu, 1987 yılında yaşadığı suikast olayı hâlâ araştırılmadı. O gün bunun araştırmasını yapan savcıların sıkıntılarını biliyorum. Bu işin durdurulması için yapılanları, sonuçlarını da biliyorum. 1987 yılında babama yönelik suikast mutlaka incelenmeli."

KARANLIK YILLAR İNCELENSİN

'Karanlık yıllar' diye nitelendirdiği 1993-1995 dönemini Meclis'in incelemesini isteyen Özal, "Uğur Mumcu suikastinden Ahmet Taner Kışlalı'nın öldürülmesine kadar geçen yıllar karanlık yıllardır. Bu sürede işlenen cinayetler aynı senaryo içerisinde yapılmıştır" şeklinde konuştu.

'Feth-i kabir'le 3 gün incelendi

Ölümüyle ilgili şüpheler üzerine 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın Topkapı'da bulunan Anıt Mezar'daki kabri, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla 2 Ekim'de açılmış (feth-i kabir) ve Özal'ın yarısı çürümemiş halde bulunan naaşı Adli Tıp Kurumu'nda üç gün boyunca incelenmişti. Cesetten alınan numunelerin tamamlanmasıyla merhum Özal'ın cenazesi 5 Ekim'de yeniden toprağa verilmişti.