
Geçmiş yıllarda yaşanan depremlerden farklı olarak bu son depremde enkaz altından çok daha fazla cana ulaşıldı. Uzmanlar iklim şartlarının, teknolojinin ve umudun enkaz altında hayatta kalmada etkili olduğunu söylüyor. Özellikle Cevre ve Savunma Bakanlığının uydu aracılığıyla yaptığı hasar çalışmaları, akıllı cep telefonları için iletişim imkanı ve enkaz altındakilerin yerlerini tespit eden teknolojik cihazlar sayesinde pek çok cana ulaşıldı.
Geçtiğimiz hafta hepimiz yaşlı gözlerle enkaz altından gelecek güzel haberlere kilitlendik. Depremin on birinci gününe kadar da o güzel haberler hiç eksik olmadı. Bu haberi yazarken de hala o güzel haberler gelmeye devam ediyor. Duamız sizler de bu haberi okurken hala enkaz altından iyi haberler almamız. Zira geçen hafta “Enkaz altından bir can daha çıkarıldı” anonsuyla her seferinde kalbimizden binlerce sevinç kuşu havalandı. Konya Büyükşehir Belediyesi itfaiye çavuşu İbrahim Mucuk, “Kurtarma yaparken duygulanmamak mümkün değil” diyor ve ekliyor: “Kurtulan herkesin ortak dileği bir yudum su öncelikle.”
“Bir yudum su” diyenin de bu sesi duyup sevinçle “Allahuekber” diye tekbir getiren halkın sesi de –çok şükür- günlerce kesilmedi. Depremin 222. Saatinde Kahramanmaraş’ta sağ kurtarılan Melike İmamoğlu, 227. Saatinde yine Maraş’ta çıkarılan Cemile Kekeç, 228. Saatinde Hatay’dan iki çocuğuyla birlikte sağ çıkan Ela adlı bir kadın, yine 228. Saatinde çıkarılan Mustafa adlı çocuk, 251. saatte Aleyna Ölmez adlı genç kız hepimize moral oldu. Üstelik nefesimizi tutturan mucizeler devam etti. 258. saatte Neslihan Kılıç’ın sağ kurtarılmasının ardından üç mucize haberi daha geldi arka arkaya. 10 yaşındaki Osman 260. saatte Mehmet Ali Şakiroğlu ve Mustafa Avcı ise 261. Saatte enkazdan sağ çıkarıldı.
Dünya rekoruna koşuyoruz
Geçmiş yıllarda yaşadığımız deprem felaketlerinden farklı olarak bu depremde enkaz altından sağ insan çok daha fazla çıkarıldı. Hatırlayacağınız gibi geçmiş yıllarda yaşadığımız en büyük felaketlerden biri olan Marmara Depreminde enkazdan tam 151 saat sonra çıkarılan 5 yaşındaki İsmail Çimen basında “Mucize İsmail” olarak anılmıştı. Annesi de depremin ikinci gününde sağ çıkarılan küçük İsmail babası ve üç kardeşini ise kaybetmişti. 2004 yılındaki Konya depreminde ise çöken apartmanın altından 131 saatte 16 yaşındaki Muhammed Kelam kurtarılmıştı. 1992 Erzincan depreminde 187 saat sonra kurtarılan Nurcan Eraslan’ın ise kangren olan ayağı kesilmişti. Dünyada ise Haiti'de 2010 yılının Ocak ayında yaşanan depremden 14 gün sonra canlı çıkarılan Rico Dibrivell, felaketlerde yaşanan mucizelerin son örneğiydi.

Akıllı telefonlar işbaşında
Tıbbi açıdan da enkazdan bu kadar uzun süre sonra bir canlının çıkması mucize olarak değerlendiriliyor. Uzmanlara göre iklim şartları, susuzluk ve moral enkaz altında kalanların en büyük imtihanları. Mesela yanındaki birinin ölmüş olması bile o kişinin hayatta kalma ihtimalini etkiliyor. Hatırlayacağınız gibi geçmiş yıllarda enkaz altındaki canlara ulaşmak için eğitimli köpekler kullanılıyordu. Bu depremde ise eğitimli köpeklerden ziyade teknoloji öne çıktı. Gece deprem olunca kaçanlar panik halinde yanlarına ilk aldıkları şey cep telefonları olmuştu. Akıllı telefonlar bir anlamda enkaz altında kalanlar için “Can simidi” oldu. İlk günler enkaz altından çok sayıda “bizi kurtarın” mesajları yağdı. Savunma Sanayi Başkanı İsmail Demir ilk kez deprem bölgesinde AKSUNGUR İHA kullanılarak vatandaşlara cep telefonu iletişim hizmeti sunulduğu bilgisini paylaşmıştı. Atılan mesajlar sayesinde hayatta oldukları öğrenilen depremzedelerin adresleri tespit edildi ve iyi bir organizasyonla derhal enkazdan çıkarıldılar. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı deprem bölgelerinde kullanılmak üzere 250 adet duvar kırıcı iş makinesini (HILTI) Türk Silahlı Kuvvetleri'ne bağlı askeri kargo uçağıyla Adana'ya gönderdiğini duyurmuştu. Bu iş makinaları da bölgede enkaz altında kalanlara ulaşmada oldukça etkili kullanıldı.

Havadan tespit çalışmaları
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ise depremden etkilenen 10 il için uzman ekipleriyle hasar tespit çalışmalarını karadan ve havadan sürdürdü. Bakanlık, karadan yaptığı çalışmaların yanı sıra Coğrafi Bilgi Sistemleri Genel Müdürlüğü koordinasyon merkezinden yürüttüğü çalışmalarla da şehirlerin üç boyutlu önceden oluşturulan dijital ikizlerini, 12 adet uçak İHA, droneler ve Göktürk uydusundan gelen anlık görüntülerle karşılaştırılarak ön hasar tespit çalışmaları yaptı. Dijital ikiz teknolojisiyle hasar gören binaların kadastro ve Mekânsal Adres Kayıt Sistemi’ndeki (MAKS) numarataj ve nüfus verileri ile sisteme eklenen ihbar verileri eşleştirilerek, Bakanlığa ait ATLAS sistemine entegre edildi. Bu sayede yıkık binalarda ikamet eden kişi sayısına depremde görevli ekiplerce erişildi.

Enkaz dinleme uygulaması
Depremin ardından sahada yapılan kazı çalışmaları kadar etkili olan bir başka çalışmayı da yazılımcılar yaptı. Önce uydu haritalarla enkaz yerleri tespit edildi. Enkaz çalışmalarında bu uydu haritaları oldukça önemli rol oynadı. Termal kameralar ise depremle birlikte tekrar öne çıktı. Mesela Baykar, İHA ve SİHA’larıyla deprem bölgesine destek gönderirken Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret A.Ş (STM) ise sahip olduğu teknolojiler ile enkaz altındaki vatandaşı tespit etti. STM’nin kullandığı Duvar Arkası Radar (DAR) aslında askeri savunma için üretilmiş bir araç ancak deprem bölgesinde çok sayıda kişinin yerini tespit ederek kurtulmasına vesile oldu. Böylece savunma sanayiye yapılan her yatırımın toplumun yaralarını sarmak hususunda da ne kadar önemli olduğuna hep birlikte şahit olduk.
Yeter ki umutlar yıkılmasın
Uzmanlara göre yıkılmış bir binanın altındayken hava ve suya erişim hayatta kalmak için önemli. Yaralanma, kan kaybı gibi sebepler hayatta kalma riskini düşürüyor. Eğer yaralı değilse soluyorsa ve su kaybı yavaşsa yaşama şansı yüksek. Yani soğuk hava bu anlamda enkaz altındakilerin hayatta kalma ihtimalini yükselten unsurlar. Uzmanların verdiği bilgilere göre her yetişkin idrar, nefes alıp verme, terleme yoluyla günde ortalama 1-1.5 litre su kaybettiği hesaplanırsa su içmeden 3 ila 7 gün arasında yaşanır. İklim şartları on birinci günde hayatta kalmada oldukça etkili olduğunu bu yüzden söylemek yerinde olur. Teknoloji ve iklim şartları dışında etkili olan üçüncü unsur ise moral demiştik. Enkazdan çıkanların ilk söyledikleri sözler hayatla kurdukları güçlü bağı ve dirayetlerini gözler önüne sürüyor. Enkaz altından çıkmadan önce başörtüsü isteyen yaşlı teyze, çikolata isteyen küçük kız çocuğu gibi. “Çok dua ettim” diyenler ise manevi gücünü yitirmemenin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor. Tıpkı Adnan altındaki Adnan adındaki gencin, “Hayatta durabildim Rabbimin sayesinde” dediği gibi.

Beni niye uyandırdınız sitemi
Sahada görev alan itfaiye eri Abit Zengin enkaz altında insanların rüya ile hayal aleminde olduklarını belirtiyor. Zengin’in enkaz altındakilerle ilgili izlenimleri ise hepimize ders olacak nitelikte aslında: "Bir amca çıkartmıştım. Amca uyuyordu. Sürekli uyku halindeydi ve amcayı ben uyandırdım. 'İbrahim Hoca nasılsın? Uyuma seni almaya geldik. Kurtarmaya geldik. ' dedim. O da 'Niye geldiğiniz. Ben evde uyuyorum.' dedi ve bir komşusu veya akrabasının yaptıklarını anlattı. Çıkarttığımız vakaların çoğu rüya aleminde, hayal aleminde. 1'i erkek iki kardeşe ulaştık. Kız kardeşini canlıydı biz gittiğimiz. 30 santimetrelik bir betonun arasından boşluktan çıkardık. Kum içindelerdi. Erkek çocuğu biraz daha bilinci yerindeydi, kardeşiyle konuşmasını istedim. Erkek, kız kardeşinin üzerine düşmüştü ve o yüzden ilk erkek çocuğu sağ olarak çıkarttık. Ne yazık ki kız çocuğumuz vefat etti. Biz orada kalp masajını, ilk yardımımızı yaptık ama geri döndüremedik. Naaşını çıkardın. Bir ablamız kolonun altında kalmış. Ablamız, ' Kapımı niye kırdınız? Evime niye geldiniz? Siz kimsiniz? gibi sözler söylüyorlardı. Vakaları canlı tutmak için onlarla konuşuyoruz, sohbet ediyoruz. İsmini, mesleğini soruyoruz. Muhammet adlı bir çocukla sohbetimizde izledikleri dizileri ve tuttuğu takımı anlattı. 18 saat sonra çıkardık. Bir amcamız Kur'an-ı Kerim okurken vefat etmiş. 6 kişinin rahatlıkla durabileceği boş bir alandaydı. Amcamız, koltuğun üstüne sırtını dayamış; üstünde ışığı, elinde Kur'an-ı Kerim vardı. Amca, soğuktan vefat etmiş ve çok duygulanmıştım."







