Filistin davasının öncü isimlerinden Hacı Emîn El-Hüseynî

Kamil Büyüker
04:0028/10/2023, Cumartesi
G: 27/10/2023, Cuma
Yeni Şafak
Arşiv.
Arşiv.

Filistin’deki mücadelenin öncü isimlerinden olan ve 1921 yılında Kudüs Müftülüğü yapmış, 1922’de Yüksek İslam Meclisi Başkanı olmuş Hacı Emin el-Hüseyni’nin hatıraları Ketebe Yayınları arasında Kudüs’ten Beyrut’a Hatıralarım ve Mücadelem adıyla okurla buluştu.

Filistin ve özelde Kudüs, Müslümanların neredeyse bir asırdır kanayan yarası. Meselenin mücadele boyutunda ise öncü isimler var. Hacı Emin el-Hüseyni bu öncü isimlerden birisidir. Yahudilerin 1929’da Mescid-i Aksa’nın batı duvarının bir parçasını temsil eden ve Burak Duvarı (Ağlama Duvarı) olarak bilinen kısmı yaptıkları tecavüz sebebiyle, belki de Filistin topraklarında sıkıntılı süreçlerin başlangıcı ortaya çıkmıştı. Bu hadisenin olduğu tarihte Kudüs’te bir öncü isim bu durumu protesto eden ilk büyük gösteriyi organize etmişti. Bu isim 1921 yılında Kudüs Müftülüğü yapmış, 1922’de Yüksek İslâm Meclisi Başkanı olmuş Hacı Emîn el-Hüseyni’den başkası değildi. Sadece dini kimliği ile değil, siyasi ve mücadeleci kimliği ile de ön plana çıkan Hacı Emin el-Hüseyni, hayatının ve hatıralarının yer aldığı kitapla raflardaki yerini aldı. Kudüs’ten Beyrut’a Hatıratım ve Mücadelem (çev. Ömer Tellioğlu, Ketebe yay. 2023, 640 s.) başlığını taşıyan kitap, Hüseynî’nin Filistin dergisinde tefrika ettiği hatıralarının Abdülkerîm el-Ömer tarafından bir araya getirilmiş halidir.

FİLİSTİN MÜCADELESİ

Kitap tek başına bir hatırat kitabı değil, hayatını Filistin ve Kudüs davasına adamış bir ismin mücadelesini yansıtıyor. Öyle ki Hacı Emin el-Hüseyni’nin hayatını göz önüne aldığımızda Filistin millî hareketinin kurucusu, Filistin [Kudüs] Başmüftüsü, Filistin Yüksek Arap Konseyi Başkanı, Yüksek İslâm Meclisi’nin Başkanı, İslâm Konferansı Başkanı olarak görüyoruz. 1920’li yıllarda başlayan Filistin mücadelesinde 1937 yılında Filistin’den Lübnan’a bir bedevi kılığında kaçmış, ardından mücadelesini buradan yönetmiştir. 1939’da Irak, 1941’de İran, oradan Roma, Berlin, Almanya, sonrasında Fransızlar tarafından yakalanması üzerine Paris’e götürülmesi ve oradan 1946 yılında kaçıp Mısır’a geçmesi ve 1959 yılından vefatı olan 1974 yılına kadar Beyrut’ta yaşaması onun mücadelesi uğruna yaşadığı sıkıntıları da gösteriyor. Amerikan istihbaratının onun hakkında 1952 yılında tuttuğu rapor ise manidar: “Dünyanın en tartışmalı ve kötü şöhretli siyasi liderlerinden biridir. Herhangi bir ülkenin kralı değildir, ordusu yoktur, sürgünde ve her an kılık değiştirerek bir ülkeden diğerine kaçmaya hazır durumdadır.” (s.10) Hatırat Filistin Yüksek Arap Konseyi yayını olan Filistin dergisinde tefrika edilmeye başladığında tarihler 1967 yılını göstermektedir. Derginin 74. sayısında başlayan hatıratta Hacı Emin el-Hüseyni 1937’de Filistin’den hicretini şu sözlerle aktarıyor: “Filistin’den hicret etmek benim planladığım bir şey değildi. Beytülmakdis’i, Filistin topraklarını terk etmeyi hiçbir zaman hatırımdan geçirmedim. Bütün Arap toprakları benim için vatan olmasına rağmen, düşmana karşı içerden mücadeleyi sürdürmemin daha önemli olduğu inancındaydım. Daha da önemlisi bir mücahit için vatanını, mücadele alanını terk etmek caiz değildi. Böyle bir şey ancak mecburiyet karşısında ve bu uğurda, bu dava için daha etkili faaliyetlerde bulunabilmek amacıyla yapılabilir di.” (s.34) Dergide tefrika edilen hatırat 1975 yılı Haziran ve Temmuz sayılarının bir arada çıktığı 171-172. sayıya kadar toplamda 75 bölüm yayınlanmış. 10 Mayıs 1948 tarihinde Safed şehrinin düşmanın eline geçmesi ile son bulmuştur. El-Hüseynî, Filistin davasını dünyanın gündemine taşımış, bu sebeple de her türlü tehdit, korkutma, sürgün ve hapisle karşılaşmış büyük bir mücahittir. Her şeye rağmen bu durum onu yıldırmamıştır. Öyle ki Filistin’in bugün Gazze’de yaşadığı dram dün de yaşanmış, 5 Nisan 1956 tarihinde dönemin Filistin Müftüsü ve Yüksek Arap Konseyi Başkanı Hacı Emin el-Hüseyni bir bildiri yayımlayarak Gazze bölgesindeki Filistinlilerin silahlandırılarak canlarını ve mallarını Yahudilerin vahşi saldırılarına karşı korumalarının sağlanmasına verdikleri önem izah edilmiş. El-Hüseyni imzasıyla şu çağrı yapılmış: “Beklemekte olduğunuz zaman muhakkak ki gelmiştir. Vahşi düşmanınıza karşı savunmaya iştirak etmek, vatanınızı Yahudi Siyonistlerin ve zalim sömürgecilerin prangalarından kurtarıl ması için sabırsızlıkla beklemekte olduğunuz an bu andır. Ki onlar şehirlerinizi işgal etmek, baba ve dedelerinizin mirasını gasp etmek, mukaddesatınıza ve hareminize tecavüz etmek konusunda birbiriyle işbirliği içindedirler. Bundan dolayı, silah kullanma konusunda Mısır ordusuna ait tugayın komutası altında askeri eğitimden geçerek birlikler oluşturmak için harekete geçmelisiniz. Mültecilerden ve Gazze Şeridi halkından Filistinli vatandaşlarımızın kutsal vatanımızın vahşi düşmana karşı savunulması için silahlanarak birlikler oluşturulmasına iştirak etmesi üzerinize düşen en mühim görevdir. Bilhassa ülkemizin ve davamızın karşı karşıya bulunduğu en tehlikeli zaman olan şu zamanda her Arabın ve özellikle bütün Filistinlilerin üzerine düşen büyük bir görev olan askerlik şerefi çok büyük şereftir.” (s.469) Bu mücadele azmi ve ruhunu hiçbir zaman kaybetmemiş, en zor zamanlarda sesini duyurmayı bilmiştir.

İNGİLİZ-YAHUDİ OYUNU

Filistin’in kurtuluş ve özgürlük mücadelesinde 80 yıllık ömrünün 60 yılını vakfetmiş olan el-Hüseynî’nin önceliği Filistin’i İngiliz işgalinden kurtarmak ve Yahudilerin planlarını bozmak olmasına rağmen, İslâm dünyasının hiçbir meselesine kayıtsız kalmamıştır. Faaliyetlerini Türkistan’dan Endonezya’ya, Mağrib’den Yemen’e ve Bosna Hersek’e kadar bütün İslâm dünyasında devam ettirmiştir. II. Dünya savaşında Almanya’da bulunması dolayısıyla da İngilizler ve Siyonistler Emîn el-Hüseynî’yi Nazi işbir likçisi olmakla, Hitler’i Yahudi katliamına teşvik etmekle itham etmişlerdir. Ama hayat boyu İngiliz-Yahudi oyununun bozulması için çaba sarf etmiştir ki bu durum en fazla bu ikiliyi ürkütmüştür. Bunun kitapta en bariz örneğini de yine el-Hüseyni veriyor: “Bazı İngiliz ve Yahudi gazeteleri ile onların yandaşı bazı diğer gazeteler aleyhimde yayınlar yapmaya başladı. Resmi kurumlarla sıkı ilişkileri bulunan The Times gazetesinin 16 Temmuz 1937 tarihli nüshasında neşredilen makalede şöyle denilmekteydi: “Filistin’deki problemin çözülmesi, Yahudilerle Arapların anlaşmasının sağlanması önündeki en büyük engeli müftü oluşturmaktadır. Eğer onun saldığı korku olmasaydı Filistin’de birçok mutedil gruplar Yahudilerle işbirliğine rıza göstereceklerdi. Bundan dolayı İngiliz hü- kümeti onu başıboş bırakmayarak tasfiye etmeli ve Yüksek İslâm Meclisi Başkanlığı’ndan azletmeli, onunla birlikte aşırılık yanlısı inatçı ekibini ezmelidir.” (s.39)

Filistin meselesinin nerdeyse yüz yılı bulan mücadelesini anlamak için Hacı Emin el-Hüseyni’nin hatıraları bize örneklik sunarken öte yandan yapılan hataların tekrarlanmaması için yol gösterici bir vazife ifa ediyor.



#Aktüel
#Edebiyat
#Tarih
#Kudüs