Okuyucuya emanet edilmiş bir kitap

Merve Akbaş
04:0015/05/2025, Perşembe
G: 15/05/2025, Perşembe
Yeni Şafak
Alperen Alparslan Gözen
Alperen Alparslan Gözen

İlk kitabı Atların Yenilgisi üzerine konuştuğumuz Alperen Alparslan Gözen, “O dönem bulunduğum konum sebebiyle kitabıma ulaşmak benim için biraz zahmetliydi. Dolayısıyla okuyucuya emanet edilmiş bir kitaptı” diyor.

İlk eseriniz yayınlandığında neler hissettiniz?

Muzaffer hissetmiştim. Sırtımdaki bütün ağırlığı, gönlümdeki ferahsızlığı Atların Yenilgisi’ni okuyacak insanlara pay etmiş gibiydim. O dönem bulunduğum konum sebebiyle kitabıma ulaşmak benim için biraz zahmetliydi. Dolayısıyla okuyucuya emanet edilmiş bir kitaptı. İlk zamanlar Nişabur’da On Dört Sabah’ı ve Aklıma Mukayyet Ol Leyla’yı okuyan arkadaşlarımın hissettikleri üzerine düşünürdüm. Yola yalnız çıkmış, çekici ve gürzü olmayan, atının adını zaman zaman unutan birisini düşünün. Muzaffer başladık, Leyla bitirelim. Öylesine bir his.

Kitabınızı elinize alınca ilk olarak ne yaptınız?

Hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalıştığımı hatırlıyorum. Sanki bu beklediğim, yıllardır hayalini kurduğum bir şey değilmiş gibi. Bir arkadaşıma “Atsız Bey’in de kitapları Ötüken›den” deyip gülümsedim. Tabii Atsız’ın bizden kaç gömlek üstün olduğunu kitabımdan çok önce kavramıştım. Bakışmamız gereken birkaç şiir vardı bir süre bakıştık.

Kitabınızı ilk kime imzaladınız?

Değerli Burak Arslan’a imzaladım. Haftalık olarak yaptığımız koşularda çoğu zaman beni sırtında taşıdı diyebilirim. Ekmek bölüştük, beni konuşturup akıl sağlığımı korudu.


ŞIIR YAZMAYA ANLAŞILMAMAK IÇIN DEVAM ETTIM

Yazmaya nasıl başladınız?

Lise yıllarımın ilk döneminde oldukça hareketli ve istemediği okulda okuyan bir öğrenciydim. Okul adına yarışmalarda dereceye girenlerin sözlü notlarına tam puan verildiğini öğrenince ilk derecemi aldım. Anne ve babam da şiir yazıyor. Annemin yerel yarışmalarda dereceleri vardı. Ona soracak olursak şiire yatkın olmamın sebebi kendisi. Ki güzel bir sebeptir… Annem ve babam gibi şiir yazabilsem sanırım başka meslek seçmez şiire sonuna kadar devam ederdim. Tam anlamıyla şiir yazdığımı düşündüğüm nadir anlarım oldu.

2016-2017 yılları arasında devlet yurdunda tek başıma kaldığım bir gün “Aklıma Mukayyet Ol Leyla” şiirini yazdım. O an şiir yazabildiğimi hissettim. Bıçaklanmak gibi bir şey bu. Şiir yazmaya anlaşılmamak için devam ettim. Perdenin arkası değil de kapıların arkasında olmak, eve sığınmak değil de yolları kuşanmak için.

Gece mi yazarsınız Gündüz mü?

Hep zamansız olduğunu net şekilde söyleyebilirim. Ölülerin Sözcüsü’nü yazdığımda gündüzdü. Dizlerime kadar suyun içindeyken yazmaya başladım. Gece, bir kalabalığın ortasında yere oturmuş vaziyette bitirdim. Zamanları Geri Alma Büyüsü’nü yazmadan hemen önce “Kapısızlık” üzerine düşünüyordum. Evsiz bir kapının çalınmaması şiir yazdırır hem de kısa süre içerisinde... Hep zamansız yazdım. Fakat benim için şiirde gündüz at binmek gece de nar ayıklamaktır, diyeyim.

Defter mi Bilgisayar mı?

İmkânlar neyi gerektirdiyse, o an yazabileceğim neresi varsa oraya yazdım geçmişte. İlk cümleyi her zaman deftere yazmayı tercih ederim. Kalem ve kağıdın efsunu var. Daha efsunlusu ise bulabildiğim her yere yazmak. Şiire çok uzak müsvedde kağıtlara şiirler yazdım. Kağıdın solunda coğrafya var, biraz aşağıya matematik gelmiş, ben hemen köşeye ‘”hayatta kalmış olmak yaşamak değildir, yedi kıta gezmiş bir kurdu eve döndürmeye uğraşınca anladım” yazmışım. Şiirimin peşinden giden arkadaşlarıma sayısız defter açılmasını, kalemlerinin kapılar inşa etmesini temenni ediyorum. Sizlere teşekkür ediyor, herkese iyi okumalar diliyorum.


#İlk Kitap İlk Heyecan
#Atların Yenilgisi
#Alperen Alparslan Gözen