Panik yok! Tedavisi var!

Uzm. Psk. Ceyda Şenel
00:0030/12/2007, Pazar
G: 30/12/2007, Pazar
Yeni Şafak
Panik yok! Tedavisi var!
Panik yok! Tedavisi var!

Her geçen gün sıkça duymaya başladığımız "panik bozukluğu" nedir?

Ani olarak, beklenmedik bir yer ve zamanda ortaya çıkan, terleme, titreme, karın ağrısı bulantı, bendende uyuşma karıncalanma, çarpıntı, baş dönmesi ve nefes darlığının yanı sıra, delirme ve ölüm korkusunun eşlik ettiği panik nöbetleri olarak ortaya çıkan bir hastalıktır. Panik atak esnasında bu belirtilerin hepsi de aynı anda yaşanmayabilir, en az dördünün görülmesi yeterlidir. Kişiler ataklar esnasında yaşadıklarını şöyle ifade ediyorlar; "Kalbim yerinden fırlayacak gibi çarpıyor", "Eyvah! Kalp krizi geçiriyorum herhalde" "nefes alamıyorum soluğum tükendi boğuluyorum", "Deliriyorum galiba.” Bu ataklar dakikalarla sınırlı olmasına karşın, kişiye sanki çok uzun gelir. Şiddeti ve süresi değişebilir, haftada bir ya da daha fazla panik nöbeti geçirenlerin yanı sıra ayda bir yaşayanlar da vardır. Panik bozukluk kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha fazladır. Daha sık ergenlik döneminde karşımıza çıkar ama otuzlu yaşlarda da görülür ve git gide azalır.


Neler panik atak geçirmemize zemin hazırlar?

Belkide hiç ciddiye almadığımız bir taşınma, kurulu düzenin değişmesinden tutun da sevdiğimiz insanların artık hayatımızda olmamaları (ölümler ve ayrılıklar) ayrıca, çocukluk döneminde yaşanan kayıplar, anne-baba ayrılıkları sebeplerden bazılarıdır. Yapılan çalışmalar da genetik faktörlerin önemini de vurgulamaktadır. Buna göre ailesinde panik bozukluğu teşhisi almış biri varsa, normal bir kişiye oranla hastalığa yakalanma riski fazladır.


Panik atak başka sorunlara da yol açabilir.

Panik atak yaşayan kişiler bu durumu yaşadıkları en korkutucu deneyimlerinden biri olarak kabul ederler, bir süre sonra, ataklar geldiğinde "ya kalp krizi geçirip ölürsem" gibi düşüncelerle, güvende olmak için evden dışarı çıkmamaya başlarlar ve hatta yanlarında sürekli birilerinin bulunmasını isterler. Topluluk içinde de aynı sıkıntıları yaşarım endişesiyle kendilerini eve hapsederler ve böylece "agorafobi" denilen başka bir sorunun türemesine sebep olabilirler.


Tedavisi var...

İlaç tedavisinin yanı sıra kısa dönemli, psikoterapi yöntemleriyle kolay bir şekilde tedavisi mümkün olan bir hastalıktır.

Geçer diye beklemeyin! Hayatınızı ertelemeyin! Merak ettiklerinizi ya da , danışmak istediklerinizi yazabilirsiniz.




İletişim: csenel@yenisafak.com.tr