Sahabelerin kardeşi gibi

Emeti Saruhan
00:0023/06/2013, Pazar
G: 22/06/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Sahabelerin kardeşi gibi
Sahabelerin kardeşi gibi

Yazar Atasoy Müftüoğlu için çekilen Vakti Kuşanan Adam; Atasoy Müftüoğlu belgeselinin galası yapıldı. Müftüoğlu'nun hayatını ve fikir dünyasını anlatan belgeselde Yusuf Kaplan, Müftüoğlu'nu dava adamlığı, fikir adamlığı ve ahlak anıtlığıyla yaşayan bir sahabeye benzetiyor.

Kravat takmayan, cebinde en çok Müslüman adresi taşıyan, nefesine daktilosunun sesi karışan bir adam. Aziz İslam'ın diline sadık, ferah kelimelerin sahibi, vahyin ışığında bilincini insanlara sunan, sivilliğini sicile çarpışa çarpışa işleten bir adam; Atasoy Müftüoğlu. Bu sözlerle başlıyor 'Vakti Kuşanan Adam; Atasoy Müftüoğlu' belgeseli. Üsküdar Belediyesi ve Mavera Gençlik Hareketi'nin İslam düşüncesine büyük katkıları ve binlerce insanın yetişmesine vesile olan yazar Atasoy Müftüoğlu için hazırladığı belgeselde bir çok isim yer aldı.

ISRAR ÜZERİNE KABUL ETTİ

Belgeselin yapımcısı ve yönetmeni olan Yavuz Selim Güneş, belgesel fikrinin nasıl ortaya çıktığını şöyle anlatıyor: 'Atasoy Müftüoğlu yıllardır okuduğumuz, özenle takip ettiğimiz, fikirlerine değer verdiğimiz birisi. Onun Türkiye'deki gençlerin fikir dünyalarında azımsanmayacak derecede etkisi mevcut. Ama maalesef birçok değerli fikir adamımız gibi Atasoy Müftüoğlu'nun da, yaşadığı halde, pek kıymeti bilinmiyor. Bu çalışmaya hem böyle bir fikir adamını gündeme getirmeye, hem de onu tanımaya çalışan insanlara yardımcı olmaya çalıştık. Bu düşüncelerle gerekli istişarelerimizi yapıp çıktık yola.' Güneş, Müftüoğlu'nun belgeselden bahsettiklerinde her zamanki gibi gayet mütevazi bir duruş sergileyerek böyle bir şeye gerek olmadığını söylediğini ancak belgeselin sadece hayatını değil fikir dünyasını da yansıtacağını söyleyerek, biraz da zorlayarak kabul ettirdiklerini ifade ediyor.

KAMERAMANA TRAMVAY ÇARPIYORDU

Böyle bir belgesel için ilk kez konuşan Nuri Pakdil'i, gerek Mavera Gençlik'in kendisine yakınlığı, gerekse şahsi yakınlıklarını kullanarak ikna ettiklerini anlatan Yavuz Selim Güneş, Necip Evlice'nin bu konuda gayret gösterdiğinin de altını çiziyor. Belgeselde yer alacak isimleri Atasoy Müftüoğlu ile gençlik yıllarından beridir yakınlığı olan Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, Asım Gültekin ve Hece Yayınları'nın sahibi Hüseyin Su ile istişareleri sonucu tespit ettiklerini söylüyen Güneş, İstanbul, Ankara, Eskişehir ve Bursa hattında 6 kişilik ekiple 2,5 ay süren çekimlerde karşılaştıkları zorlukları da şöyle anlatıyor; 'Abdullah Gül ile çekime giderken aceleden ufak bir kaza geçirdik. Eskişehir görüntülerini alırken kameramanımıza tramvay çarpıyordu. Bazen uzayan çekimlerde uyukladığımız oldu. Her şeye rağmen çok güzel anılarla dolu 2 ay oldu bu süreç.'

HIRKASINI VERDİ

Belgeselde Atasoy Müftüoğlu'nun yaşamı anlatılırken bir çok ismin tanıklığına da başvuruluyor. Selahattin İpek, Müftüoğlu'nu 'Kendisini değişik şekillerde ve surette pek çok insan terketti ama o kimseyi terketmedi' sözleriyle anlatıyor. Tarık Tufan'da Atasoy Müftüoğlu'nun iz bırakan yönü ise şöyle: 'Modern dönemde Müslüman olmaya ilişkin, en sahih, derinlikli cümleler kuran, Kur'an'ın kavram dünyasına vakıf, aynı zamanda insanın derin iç karmaşasını çözümlemiş insanlardan biri. İlk karşılaşmamızda dört kişiydik. Ayrılırken hepimize birer hediye vererek vedalaştı. Bana bir kitap verdi. Bir arkadaşımız çay içmeyi çok sevdiği için ofisinde, ocağın yanında duran bir paket çayı verdi. Bir arkadaşımıza bir kalem hediye etti. Bir şey kalmadı orada hediye verebileceği. Çıkarıp üzerindeki hırkayı da arkadaşımıza verdi.'

DEPREM OLUYOR

Nabi Avcı'nın anlattığı anısı Atasoy Müftüoğlu'nun muzip yönünü gösteriyor: 'Akçağ kitabevi bir kültür ocağı gibiydi. Her hafta birisi bir kitap okur, o kitapla ilgili gönüllü bir sunum yapardı. Gönüllü. İsteyen bu hafta şu kitabı okudum onla ilgili sunum yapayım diyor. O gün biri Mevdudi'nin İslam'da Doğum Kontrolü kitabını almış. Fakat sunum o kadar uzadı ki! Sevimli fakat uzadıkça sıkıntılı hale gelen bir seminer. Herkes bunalmış. Birden Atasoy Abi 'Deprem oluyor' dedi kendini dışarı attı. Onunla beraber 2- 3 kişi daha kaçtı. Meğer anlaşıp kaçmışlar. Biz de depremi hissetmediğimiz için sonuna kadar devam etmek zorunda kaldık. Onlar kendini kurtardı o akşam.'

RAHMAN'IN NEFESİ

Nuri Pakdil, Atasoy Müftüoğlu ile olan dostluğunu ve arkadaşlığını da şu güzel cümlelerle anlatıyor: 'Atasoy Bey dini inançları tam bir insandır ve dini ideolojisine sapına kadar bağlı bir insandır. Bunu her zaman savunmaktan hayatının en büyük övüncünü duyar. Öyle dostluklar olur ki nerede, ne zaman, nasıl başladığı, nasıl sürdüğü kolay kolay söylenemez. Atasoy Müftüoğlu'yla da dostluğumuz kardeşliğimiz böylesi bir dostluk, böylesi bir kardeşliktir. Eskişehir'de mi, Maraş'ta mı, yoksa burada mı başlamıştı bilemiyorum. Belki hepsinde birden başlamıştı ve hepsinde birden devam etmektedir. Sağolsun varolsun. Yaşasın kardeşliğimiz. Yaşasın dostluğumuz.' Yusuf Kaplan belgeselde Müftüoğlu'nu sahabelere benzetiyor şu sözleriyle: 'Tıpkı Sezai Karakoç gibi Atasoy Müftüoğlu da her yapıp ettiğiyle, dava adamlığı, fikir adamlığı, sanat adamlığıyla ahlak anıtlığıyla aslında yaşayan sahabedir. Atasoy Müftüoğlu hakikatin sesidir. Rahman'ın eskimeyen pörsümeyen ve her daim kendisini yenileyen, bize de yeni bir ruh üfleyen nefesidir.'

ÖZGÜR DÜŞÜNCEYİ ÖĞRETİR

Rasim Özdenören de Atasoy Müftüoğlu'nun kendilerinde nasıl önemli bir yeri olduğunu 'Atasoy Müftüoğlu taşrada yaşıyordu ama biz İstanbul ya da Ankara'da yaşayan arkadaş kümesi olarak herhangi bir teşebbüse girişeceğimiz zaman Atasoy Müftüoğlu'yla istişare etme ihtiyacı hissederdik' sözleriyle ifade ediyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Müftüoğlu'nun ufuk açan yönüne vurgu yapıyor ve 'Bazı çok değerli insanlar vardır size bilgiyi aktarırlar. Size bir şekil verirler. Muhakkak bu da çok değerlidir ama Atasoy Bey gibi kişiler, sizin özgürce düşünmenizi sağlarlar. Bunu sağlarken de sizi yine sağlam değerlerle donatırlar' diyor. Belgesele katkıda bulunan diğer isimler ise şöyle: Ahmet Kot, Ali Haydar Haksal, Asım Gültekin, Cihan Aktaş, Emin Hızlı, Ersin Nazif Gürdoğan, Haydar Ergülen, Hüseyin Atlansoy, Hüseyin Su, Mehmet Bekaroğlu, Mehmet Kahraman, Metin Önal Mengüşoğlu, Mehmet Özdemir, Sadık Yalsızuçanlar, Şakir Kurtulmuş, Yıldız Ramazanoğlu.