Top peşinde kalem oynatmak

Erdal Hoş
00:006/10/2013, Pazar
G: 5/10/2013, Cumartesi
Yeni Şafak
Top peşinde kalem oynatmak
Top peşinde kalem oynatmak

Futbola pek sıcak bakmayan Necip Fazıl, futbola dair bildiği tek kelimenin 'gol' olduğunu söylüyor bir yazısında. Nazım Hikmet'in önerisi ise demokrasiyi anlamak isteyenlerin stadyuma gitmesi. Can Yücel ve Ümit Yaşar Oğuzcan ise futbol üzerine şiir yazan şairler arasında.

Son zamanlarda gazetelerin hangi sayfasına baksanız futbol var. Ekonomi, dış politika, aktüalite… Futbola bulaşmayan bir ilahiyatçı yazarlar kaldı görebildiğimiz kadarıyla ki onların 'destur' deyip sahaya inmesi de yakındır. Gazeteci, yazar, şair ve entelektüellerin oyunla veya bir takımla ilgili kelam etme geleneği artarak devam ediyor. Biz de bu hafta geçmişten bugüne kimler, neler yazmış söylemiş bir bakalım dedik; buyurun:

Demokrasi için stadyuma gidilsin

Nazım Hikmet'le başlayalım isterseniz. 'Sürgün şair', 1930'larda Taksim stadında seyrettiği bir Fenerbahçe – Galatasaray maçı sonrası şöyle yazmış dönemin Akşam gazetesinde: '… Muayyen bir manada, demokrasiyi anlamak isteyenler Taksim Stadyumu'na gitsinler…' Tribünlerdeki çok seslilik ve ifade hürriyeti etkilemiş ünlü şairimizi. Bir başka yazısında ise neden Fenerbahçe'ye meyyal olduğunu şöyle anlatıyor Nazım: '… Son yaptığım içtimai, felsefi, harsi, kozmografi tetkikat neticesinde anladım ki… … Fener'in kaptanı Sirkeci'de dükkân açmış, Galatasaray'ınki Beyoğlu'nda… …Sporda da olsa halka dayanalım vatandaşlar!'

Onlar futbol muhalifi

Necip Fazıl Kısakürek ise genelde spora özelde futbola pek sıcak bakmayanlardan. Futbola dair bildiği tek kelimenin 'gol' olduğunu yazmış üstat. Sonra da eklemiş '… Fakat bu kayıtsızlığım anlayışsızlıktan gelen bir kayıtsızlık değil bilakis içinde bir şuur, bir telakki saklayan bir kayıtsızlıktır. Buna rağmen bütün bunların 'topa girmesine' mani olmadığını belirterek sporun sporculara bırakılması gerektiğini ifade etmiş ve sporculara şöyle seslenmiş: 'Sporcular! Faaliyetlerinizin mihverini ve rejimini kurunuz.' Üstat, spora değil taraftarlığa karşı anlayacağımız. Merak edenler için notumuzu düşelim yazının tarihi 1932. Nihal Atsız'ın futbol muhalifliği çok daha sert. 1973'teki bir yazısında futbol maçlarını seyrederek bağırmayı milleti hayvan haline getiren fuzuli işler arasında göstermiş. Belki de Orta Asya'da savaş öncesi Türklerin oynadığı 'tepük' oyunundan haberi yoktu Atsız'ın… Can Yücel ise 'Gool' şiirinde 'Şu futboldan illallah' diye özetliyor gırtlağımıza kadar futbola batmışlığımızı… Haldun Taner'den Necati Cumalı'ya Ahmet Haşim'den Yusuf Ziya Ortaç'a Türk Edebiyat erbabının futbol hakkındaki beyanlarını Yapı Kredi Yayınları'ndan çıkan 'Türk Edebiyatında Futbol' isimli kitaptan bulabilir meraklıları. Biz biraz dışarı bakalım oralarda kimler neler söylemiş, yazmış futbol hakkında.

'Ahlakı futboldan öğrendim'

Sanırım herkesin bildiği cümledir Albert Camus' ye ait olan 'Ahlaka dair ne öğrendiysem futboldan öğrendim; çünkü top hiçbir zaman bildiğim yerden gelmedi'. Anlaşılacağı üzere Camus sadece felsefeci değil aynı zamanda kalecidir gençliğinde. Yine gençliğinde 'hava kararana kadar futbol oynayan' ve profesyonel bir futbolcu olmayı hayal eden Derrida, 'taç çizgisinin dışında hiçbir şey yoktur' demiş. Belki futbolcu olamamış ama 'Felsefenin Maradonası' lakabı çok yakışmış üstada… Eric Hobsbawm ise B. Anderson'un 'hayali cemaatler' kavramının en somut göründüğü alanın futbol olduğunu hatırlatmış.

Her köşeden farklı bir ses

Sanırım herkesin bildiği cümledir Albert Camus' ye ait olan 'Ahlaka dair ne öğrendiysem futboldan öğrendim; çünkü top hiçbir zaman bildiğim yerden gelmedi'. Anlaşılacağı üzere Camus sadece felsefeci değil aynı zamanda kalecidir gençliğinde. Yine gençliğinde 'hava kararana kadar futbol oynayan' ve profesyonel bir futbolcu olmayı hayal eden Derrida, 'taç çizgisinin dışında hiçbir şey yoktur' demiş. Belki futbolcu olamamış ama 'Felsefenin Maradonası' lakabı çok yakışmış üstada… Eric Hobsbawm ise B. Anderson'un 'hayali cemaatler' kavramının en somut göründüğü alanın futbol olduğunu hatırlatmış.

İsmet Özel'den Trabzonspor'a övgü

İsmet Özel'in yıllar önce bizim gazetede çıkan Trabzonsporluluk tarifi ise çerçeveletip odaya asılacak cinsten. 'Trabzonspor taşralı olmaktan gelen ezikliğin, merkez karşısında ikinci derecede veya gölgede bırakılmış olmaktan sıyrılmak isteyen kompleksli yaranma tutumunun değil, otantik insiyatifin sembolüdür. Trabzonspor'la birlikte desteklenen şey ihmale uğramışların başarıya olan özlemleri değil, kendilerinde cevher bulunduğuna inananların inisyatifi elden bırakmama kararlılığıdır'