İslam ekonomisinin dayanışma modeli: Karz-ı Hasen
04:00, 09/10/2026, Cuma
Yeni Şafak

İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.
İslam iktisadının önemli kurumlarından karz-ı hasen, ihtiyaç sahibine faiz ve ticari menfaat gözetmeksizin verilen “güzel borç” anlamına geliyor. Borç yükü ve yüksek faiz oranları altında ezilen dar gelirli kesimler için karz-ı hasen, bireysel yardımlaşmanın ötesinde kurumsal bir finansman modeline dönüşebilir. Bunun için vakıflardan dijital finans platformlarına uzanan yeni mekanizmalar geliştirilebilir. Necmettin Erbakan Üniversitesi Ahmet Keleşoğlu İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ramazan Altıntaş yazdı.
İslam iktisat düşüncesinde finansal ilişkiler, yalnızca rasyonel kâr hırsına, bireysel çıkar odaklılığa veya piyasa mekanizmalarının katı kurallarına dayalı materyalist bir düzlemde tanımlanmaz. Bireysel ve toplumsal refahın temini; ahlaki sorumluluk, hakkaniyet, adalet ve karşılıklı yardımlaşma (teavün) esasları üzerine kurgulanmıştır. Bu kurgunun en özgün, insani ve sosyal dokuyu ihya edici unsurlarından biri olan karz-ı hasen, hiçbir ticari menfaat, faiz yahut maddi gelir gözetilmeksizin, sırf Allah rızası ve insani dayanışma amacıyla ihtiyacı olan kimseye verilen “güzel borç” anlamına gelir.
YENİDEN İHYA EDİLMESİ GEREKİR
Klasik fıkıh literatüründe “karz”; iade edilmek üzere bir başkasına devredilen misli bir malı ifade ederken, “karz-ı hasen” bu hukuki akde derin bir manevi, vicdani ve ahlaki boyut kazandırır. Günümüz küresel iktisadi düzeninde finansal mekanizmaların bireyleri ağır borç yükleri, yüksek faiz sarmalları ve psikolojik yıkımlarla karşı karşıya bıraktığı göz önüne alındığında, karz-ı hasenin toplumsal bir müessese olarak mantığını kavramak, fonksiyonlarını incelemek ve bunu modern çağa uygun olarak yeniden ihya etmek hayati bir zorunluluk haline gelmektedir.
ALLAH TEŞVİK EDER
Karz-ı hasen, kaynağını doğrudan Kur’an-ı Kerim ayetlerinden ve Hz. Peygamber’in (sav) sünnetinden alan ilahi bir tavsiye ve yüksek bir ahlak kaidesidir. Kur’an-ı Kerim’de Yüce Allah, “Yalnız Allah rızası için gönül hoşluğu ile bir ödünç verecek kimdir ki, Allah ona kat kat mükafatını versin? Allah kimini daraltır, kiminin de kalbini genişletir. Siz hesap vermek için ona döndürüleceksiniz” (Bakara, 245) buyurarak ihtiyaç sahibine borç vermeyi doğrudan Kendisine verilmiş bir ödünç gibi nitelendirir ve bu davranışı katbekat mükafatlandıracağını vadeder. Benzer şekilde Peygamber Efendimiz de “Bir mümin diğer kardeşine yardım ettikçe, Allah da ona yardım eder. Her kim eli dar olan borçluya kolaylık gösterirse, Allah da ona kolaylık gösterir. Her kim bir müminin dünya üzüntülerini giderip onu ferahlandırırsa, Allah da yüce hesap günü onun üzüntülerini giderir” beyanıyla bu müessesenin manevi boyutunu ve toplumsal değerini en açık şekilde ortaya koymuştur. Bu çerçevede karz-ı hasen, salt ekonomik bir eylem olmanın ötesine geçerek ahlaki bir olgunluk, toplumsal güven harcı ve vicdani bir sorumluluk işlevi görür.
STRATEJİK VE KURUMSAL ADIMLAR ATILMALI
Günümüzün karmaşık ve yüksek hacimli ekonomik yapısında karz-ı hasen, sadece bireylerin şahsi ilişkiler dâhilinde birbirine elden nakit borç vermesiyle sınırlı kalmayıp kurumsal ve sistemik yapılara dönüştürülebilecek muazzam bir potansiyel taşımaktadır. Nitekim günümüzde bu yapının pratik tezahürlerini görmek mümkündür: Katılım finans kurumlarının bünyesinde oluşturulan faizsiz sosyal yardım fonları, doğal afet veya kriz zamanlarında zarara uğrayan afetzedelere yönelik acil finansman destekleri, dar gelirli mikro girişimcilerin kendi işlerini kurabilmeleri için sağlanan başlangıç sermayeleri, şirketlerin kendi bünyelerinde çalışan personelin acil ihtiyaçları için kurduğu yardımlaşma sandıkları ve üniversite öğrencilerinin eğitim giderlerini karşılayan faizsiz borç fonları bu müessesenin güncel ve somut örnekleridir. Bu tür kurumsal mekanizmalar, dar gelirli kitlelerin tefecilerin yahut ağır faiz yükü bindiren tüketici kredilerinin kucağına düşmesini engelleyen son derece hayati bir koruma kalkanı işlevi görür. Ancak bu köklü yardımlaşma mekanizmasının günümüz ekonomi ikliminde istismar edilmeden, değer kaybına uğramadan ve sürdürülebilir biçimde uygulanabilmesi için belirli stratejik ve kurumsal adımların atılması gerekmektedir:
KARZ-I HASEN VAKIFLARININ VE SANDIKLARININ KURULMASI
Bireysel borç ilişkilerinde sıklıkla karşılaşılan “borcun geri ödenmemesi” endişesini ve güvensizliğini gidermek adına, şeffaf, denetlenebilir ve profesyonel risk analizleri yapan tematik yardımlaşma vakıfları kurulmalıdır. Hayırseverlerin ve kurumların sermaye aktardığı bu havuzlar, gerçek ihtiyaç sahiplerini tespit ederek borç yönetimini profesyonelce yürütmelidir.
ENFLASYONİST RİSKLERE KARŞI DEĞER KORUMA MEKANİZMALARI
Yüksek enflasyonun seyrettiği ekonomik ortamlarda borç verilen paranın satın alma gücünün erimesi, borç vereni mağdur etmekte ve karz-ı hasen yapma isteğini ciddi oranda kırmaktadır. Bu noktada fıkhi ölçüler ve hukuki sınırlar dâhilinde, verilen borcun altın, standart bir alım gücü endeksi veya sabit değer ölçütlerine endekslenerek verilmesi teşvik edilmeli; böylece borç verenin anapara kaybına uğraması önlenerek sistemin devamlılığı sağlanmalıdır.
DEVLET TEŞVİKLERİ VE VERGİ KOLAYLIKLARI
Kamunun ve ekonomi yönetimlerinin, karz-ı hasen fonlarına kaynak aktaran, kurumsal dayanışma sandıkları kuran veya mikrofinans fonlarını destekleyen işletmelere matrah indirimi, vergi muafiyeti gibi finansal teşvikler sağlaması özel sektörün bu hayır yarışına katılımını büyük ölçüde artıracaktır.
DİJİTAL FİNANS VE TEKNOLOJİK ENTEGRASYON (FİNTECH)
Gelişen finansal teknolojiler kullanılarak şeffaf, blokzincir tabanlı veya akıllı sözleşmelerle desteklenen kişiden kişiye (P2P) faizsiz borçlanma platformları geliştirilebilir. Bu sayede borç ilişkileri hukuki güvenceye kavuşturulurken istismarların da önüne geçilmiş olur.
TOPLUMSAL FAYDALAR VE İKTİSADİ DİNAMİZM SAĞLAR
Sonuç olarak karz-ı hasen; yalnızca rasyonel çıkarları doğrultusunda hareket eden ve her insani ilişkiyi maliyet-fayda analiziyle ölçen “homo economicus” insan tipinin ötesinde, ahiret bilincine, yüksek empati yeteneğine ve toplumsal sorumluluğa sahip mümin bireylerin inşa ettiği meta-ekonomik bir müessesedir. Karşılıksız bir hibe olmamasına rağmen zamanında verildiğinde, doğru yönetildiğinde ve ahlaki prensiplerle korunduğunda bir hibeden veya karşılıksız yardımdan çok daha büyük toplumsal faydalar ve iktisadi dinamizm üretir. Günümüz ekonomi politikalarında faiz baskısı ve borç yükü altında ezilen geniş halk kitlelerinin ve alt-orta gelir grubunun nefes alabilmesi, karz-ı hasen gibi köklü İslam iktisadı kurumlarının modern finansal enstrümanlarla ihya edilmesine ve bir toplumsal kültür olarak yeniden canlandırılmasına bağlıdır.