Haftanın ikinci yenisi / Maskeli Beşler: Irak / 'Irak trajedisi'nden 'komedi' çıkarmayı başarmak...

Ali Murat Güven
00:0013/01/2007, Cumartesi
G: 12/01/2007, Cuma
Yeni Şafak
Haftanın ikinci yenisi / Maskeli Beşler: Irak / 'I
Haftanın ikinci yenisi / Maskeli Beşler: Irak / 'I

Hiç bir ciddi sinemacı, bağırta bağırta parçalara ayrılıp yok edilen, kan ve ateş deryası görünümündeki mazlum bir ülkeden “sulu sepken bir komedi öyküsü” çıkarmaz. Türk sinemasında ticarîliğin kitabını yazmış olan Arzu Film nihayet bunu da başarıyor ve bizi Kuzey Irak'ta geçen bir dizi şaklabanlığa kahkahalarla gülmeye davet ediyor. Ben gitmiyorum; isteyen buyursun gitsin!

MASKELİ BEŞLER: IRAK

2007, Türkiye Yapımı

Yönetmen
: Murat Aslan

Oyuncular
: Peker Açıkalın, Şafak Sezer, Cengiz Küçükayvaz, Melih Ekener, Atilla Sarıhan, Erdal Tosun, Cezmi Baskın, Sinan Bengier, Ceyhun Yılmaz, Savaş Ay, Hakan Ural

Süre
: 90 dakika

Özel Sınırlamalar
: Sıklıkla argo içeriyor

Dağıtıcı Şirket
: Özen Film



Kendilerine “Maskeli Beşler” adını veren iyi kalpli ve sakar hırsızlar çetesi, Kuzey Irak'taki bir petrol tesisini ele geçirirler. Anadolu topraklarına uzanan petrol boru hattının kontrolünü ülkemize kazandırmak amacıyla başlayan bu masum eylem, bir anda Türkiye, ABD ve bölgenin yerel güçleri arasında uluslararası bir krize yol açar.

Geride bıraktığımız yılın kendi hâlindeki Türk filmlerinden “Maskeli Beşler”i sanırım hepiniz hatırlarsınız. Hani şu Arzu Film yetkililerinin, iki yeni nesil “Hababam Sınıfı” serüveni arasında, “şirketin gedikli oyuncu kadrosu ve kameraları boş kalmasın diye çektiklerini”söyledikleri, alâkasız, anlamsız ve de güldürme özürlü film…




İzleyicinin beğenisinden sual olunmaz ama; biz her ne kadar hoşlanmasak da sinemaya gittiğinde çoğunlukla ya helâk olarak ağlamayı ya da katıla katıla gülmeyi tercih eden Türk seyircisi bu filme -bence hak ettiğinden- çok fazla ehemmiyet verdi ve onu geçen yılın gişe rekortmenleri arasına yerleştirdi. Üstüne basa basa “hak ettiğinden çok daha fazla” diyorum; çünkü bugün o yapıma gidip eğlendiğini söyleyenlere “Maskeli Beşler”in ayrıntılı bir öyküsünü sorsanız, çoğu hatırlamaz bile. Hani “sabun köpüğü gibi filmdi” derler ya aynen öyle; tek amacı iki saat boyunca -ne pahasına olursa olsun- güldürmek olan “ultra light” bir öykü izlemiştik.

Bütün başrol oyuncularının, birinci ligdeki işleri “Hababam”da çizdikleri karakterlerin neredeyse birebir kopyasını tekrarladıkları bu yapım, zaten doğduğu ilk anda bile tek atımlık bir baruta sahipti. Ancak Türk sinemasında ticarîliğin kitabını yazmış bir şirket olan Arzu Film, “Maskeli Beşler” adlı bu sade suya tirit öyküden bile daha sıkıp çok yağ çıkartacağa benziyor.




Bunun da en anlamlı kanıtı, geçtiğimiz perşembe günü gösterime giren “Maskeli Beşler: Irak” adlı devam filmi… Olacakları şimdiden görmek için müneccim olmaya gerek yok; bu ikinci serüven de muhtemelen yine iyi gişe yapacak ve Türk gençliğini işgal sonrası Irak'ta yaşananlara bol bol “güldürecek”.

Şimdi gelelim sadede…

Sevgili Arzu Film yetkilileri, bu kadarını, -Türk sinemasını yazdığı her yazıda kayıtsız koşulsuz önceleyip kayıran- benim gibi aşırı hoşgörülü birinin dahi içi kaldırmıyor, iyi bilesiniz. İşgal altındaki Irak gibi, çağdaş dünyanın en trajik görünümdeki ülkelerinden birinde, “komedi filmi” yapmanıza gerekçe olacak ne gibi bir gülünçlük buldunuz Allah aşkına! Bir grup Türk şamatacısının kan ve ateş deryasına dönmüş olan bu mazlum, bu kardeş ülkede yaşadıkları muhtelif soytarılıkları gösteren bir film yapmanızı sağlayacak kadar mı ticarîliğin dibine vurdunuz?

Açıklamalarınızı şimdiden duyar gibi oluyorum: Yok efendim, “Biz oradaki trajediyle kesinlikle alay etmedik, kamuoyunun hassas olabileceği konulara girmedik, yalnızca masum bir komedi filmi yaptık, komediden şimdiye kadar kime ne zarar gelmiş ki” falan filan…


Peşinen belirteyim ki böylesi sığ açıklamaları asla kabul etmiyorum. Çünkü, insanlık tarihinde bazı olaylar, dönemler ve yer adları vardır ki bunları andığınızda aklınıza otomatik olarak acı, kan, gözyaşı ve bir sürü felaket gelir. Sorarım size, sözgelimi “Sarıkamış'ta Şamata” adını taşıyan bir komedi filmi yapmayı düşünür müydünüz? Yapmaya kalkışırsanız, vaktiyle orada kucak kucağa donmuş doksan bin vatan evladının hatırasını hiç unutamayan bu halk size ne der acaba? Aynı şekilde, Naziler'in İkinci Dünya Savaşı'nda Yahudileri fırınlarda yakmak üzere kurdukları “Auswitz Toplama Kampı”, Ruslar'ın Almanlar'a karşı açlıktan kanal farelerini yiyerek direndikleri “Stalingrad Kuşatması”, Türklerin nasıl bir millet olduklarını dönemin bütün süper güçlerine -dokuz ayda yüz binin üzerinde şehit vermek pahasına- gösterdikleri “Çanakkale Savaşı”, küçücük topraklarına İkinci Dünya Savaşı'nda bütün Avrupa'ya atılandan daha fazla miktarda bomba (hem de insanları birer kuru ot gibi kavuran “napalm”lar ve paramparça eden “misket” bombalarıydı bunlar) bırakılan, bu mücadelede toplam 3 milyon kayıp vermiş olan “Vietnam”, andığım türde hassas ve dokunulmaz konulardır.

Son üç yıldır Irak da, Amerikan askerlerince ırzına geçilip sonra aileleriyle birlikte diri diri yakılan genç kızlarıyla, erkeklerine her türlü iğrenç tacizin gerçekleştirildiği Ebu Gureyb gibi zindanlarıyla, her gün ortalama yüz kişinin öldüğü terör ve kaos ortamıyla, palavradan bir mahkemede yargılanıp asılan devlet başkanıyla, yağmalanan petrolü, devlet hazinesi ve kültürel mirasıyla yalnızca Arap dünyasının değil, bütün Türk dünyasının yüreğini âdeta bir kor gibi yakıp kavurmakta. Komşumuz bağırta bağırta yok ediliyor ve yerine Türkiye'ye gayet mesafeli bir kukla devlet kuruluyor. Üstelik de bu devletin kuzey bölgesi, Türkiye için ilelebet tehdit oluşturacak ikinci bir “düşman” ülkeye dönüştürülerek…

Hâl böyleyken, dünya üzerinde “komedi filmi” çekmek için bula bula Irak arka fonunu buldunuz ve birbirinden sulu kahramanlarınızı oraya gönderdiniz demek…

Evet, doğrudur, “Kurtlar Vadisi”nin sinema versiyonu da Irak topraklarında geçen bir öykü anlatıyordu; ama asla sizin yaptığınız tarzda değil. Gayet ağırbaşlı, ciddi ve de trajik bir senaryo üzerinden…

Farkında mısınız bilmem, üzerinde her yıl onbinlerce filmin çekildiği dünya küresinde, günümüz Irak'ından bir komedi öyküsü çıkartan tek şirket olarak “sinema tarihi”ne geçmek üzeresiniz.

“Bravo” mu demeliyim, yoksa “Pes doğrusu” mu, ona da siz karar verin lütfen…

Sağduyu sahibi bütün sinemaseverleri bu anlamsız ve zamansız filmi protesto etmeye davet ediyorum. Gidenler elbette ki gider, ama geriye kalan “insanlık bilinci dumura uğramamışlar” bizimdir.