Kızı göm, helvayı ye!

00:0031/07/2013, Çarşamba
G: 9/09/2019, Pazartesi
Abdurrahim Boynukalın

Hz. Ömer, cahiliye dönemindeki iki pişmanlığını etrafındakilere sürekli hatırlatırdı.Öyle iki olay ki; hatırladıkça birisinde kendisini tutamayıp ağlar, diğerinde ise sürekli gülermiş.Kız çocuklarının bir zül ve utanç vesilesi sayıldığı günlerde, Araplar onlardan kurtulmak için her yolu denermiş. Özellikle fakir aileler, büyüdüklerinde zenginlerin elinde oyuncak haline gelmesin diye çocuklarını öldürürler ve namuslarını kirlenmeden korumaya aldıklarını düşünürlermiş.Bir gün Hz. Ömer''in de bir kız

Hz. Ömer, cahiliye dönemindeki iki pişmanlığını etrafındakilere sürekli hatırlatırdı.

Öyle iki olay ki; hatırladıkça birisinde kendisini tutamayıp ağlar, diğerinde ise sürekli gülermiş.

Kız çocuklarının bir zül ve utanç vesilesi sayıldığı günlerde, Araplar onlardan kurtulmak için her yolu denermiş. Özellikle fakir aileler, büyüdüklerinde zenginlerin elinde oyuncak haline gelmesin diye çocuklarını öldürürler ve namuslarını kirlenmeden korumaya aldıklarını düşünürlermiş.

Bir gün Hz. Ömer''in de bir kız çocuğu olmuş. Belli bir yaşa geldikten sonra biricik evladını kendi elleriyle gömmeye karar vermiş. Derince bir çukur kazmış ve çocuğunu içine yatırmış. Masum yavrucak, üzerine atılan toprağa anlam verememiş; babasının üzerine sıçrayan çamuru minik elleriyle temizlemeye çalışmış.

Artık hareketsiz kalıp, öleceğini anladığında ise can havliyle Hz. Ömer''in başparmağını tutmuş ve öylece son nefesini vermiş.

Hz. Ömer''in aklına geldikçe ağladığı ve kendisini hiç affedemediği birkaç olaydan birisi budur.

Hatırladıkça keyiflendiği ve gülmekten kendini alamadığı olay ise; helvadan taptıkları putlardır.

Özellikle uzun yolculuğa çıkılacağı zamanlarda, akşamdan helvadan putlar hazırlanırmış. Yolcuların bütün sefer boyunca tapındıkları bu putlar; akşama doğru iyice kurur ve lezzetlenirmiş.

Hz. Ömer de her defasında dayanamaz, saatlerce tapındıkları putları etrafındakilerle beraber afiyetle yermiş.

Evrensel değer, aşılamaz ilkeler silsilesi olarak dayatılan şeylerin gerektiğinde çiğnenmesi demek ki sadece Araplara ait bir pragmatizm değil.

Zira, Batı''nın demokratik değerlerle kurduğu hazımsız ilişkinin seyri de helvadan yapılmış putun kaderinden pek farklı değil.

İşte Cezayir… FIS (İslâmî Selamet Cephesi), Haziran 1990 ve Aralık 1991''de sandıkta aldığı yüzde 54''lük oy oranıyla 1962''den beri devam eden tek parti diktasını yerle bir etti.

Ancak eski düzenin kalıntısı laik statükocular, ''demokrasi tehlikede'' yaygarası ile harekete geçti. Ve Yüksek Devlet Konseyi, anayasal bir darbe yaparak seçimleri iptal etti.

İnsanlar sokaklara çıktılar. Ötelendiler, aşağılandılar ve en sonunda kendi askerleri tarafından yok edildiler. Sonunda kendilerini korumaya karar verdiler.

Binlerce insan öldü. Roma''da imzalanan ateşkes anlaşmaları devlet tarafından kabul edilmedi. Makul talepler asla yerine getirilmedi.

Bütün dünya sustu. İnsanları katlede katlede demokrasiye sahip çıkanlar görmezden gelindi.

İşte Hamas..

1987''de Filistin''i özgürleştirmek üzere Mısır''daki Müslüman Kardeşlerin (hani şu Hasan Sabbah''ın kurduğu) kanadı olarak kuruldu.

İlkelerinden taviz vermedi. Şeyh Ahmed Yasin, Abdulaziz Rantisi gibi kurucu isimlerin hepsi öldürüldü. Hamas yönetimi yılmadı ve siyasi bürosunun etkinliğini arttırdı. Demokratik yollarla mücadeleye ağırlık verdi.

25 Ocak 2006''da yapılan seçimlerde 132 sandalyeden 76''sını kazandı ve tek başına iktidar oldu. Sonrasında ne oldu?

The Economist seçim sonucunu ''irkiltici'' buldu, The New York Times Avrupalı gözlemcilerin ''adil ve tarafsız'' bulduğu demokratik bir seçimin sonucunu ''geriye doğru atılmış kocaman bir adım'' olarak değerlendirdi.

Batılı ülkeler Filistin''den bütün yardımlarını çektiler. Siyasal yapı paramparça oldu. Gazze yalnızlaştırıldı ve marjinalize edildi. Ne ki; kendisine yardıma giden insanlar bile öldürüldü.

Ve Mısır…

İslâmi tonu yüksek aktörlerin siyasette başarılı olması, demokrasiyi korumak için harekete geçirilen laikler, kesilen dış yardımlar, The Economist, New York Times, seçime katılım oranları üzerinden yapılan analizler, öldürülen çocuklar ve kadınlar.. O kadar bilindik, o kadar aynı ki..

Batı''nın tutarsızlığını eleştirmek doğru. Ancak bu eleştirileri dile getirmek hakkımız mı, o konuda pek emin değilim.

Suriye''de 200 bin insan ölürken tutarsızlığın dibini bulan Müslümanlar, Mısır konusunda da imtihanı geçemiyorlar.

Darbeyi meşrulaştırmayı geçtik, ferasetsizliğimiz artık katliam sevicilik boyutlarına ulaştı.

''Hz.Musa-Firavun'' kıssalarından hiç çıkarılamayacak ''hakkınız olanı şimdilik almayıverin'' hisseleriyle bu coğrafyanın kaderini baltacılara, şebbihalara teslim edemeyiz.

Dicle''nin kenarındaki koyunu dert edinecek ahlâka erişmek, ancak kendi evlatlarını diri diri toprağa gömmekten kesinkes vazgeçmekle mümkün.

Twitter.com/A_Boynukalin