
SP Grupbaşkanvekili Ömer Vehbi Hatiboğlu''na soruluyor:
-Açık seçik, takıyye yapmadan söyleyin, şeriatçı mısınız?
Hatiboğlu açık seçik, takıyye yapmadan cevaplıyor:
-Önce bana şeriat devletinin ne olduğunu açıklayın. Bu soru küçültücü bir sorudur. Biz Anayasa''da ifade edilen Türkiye Cumhuriyeti''nin temel ilkelerine bağlıyız. Ben Cumhuriyet çocuğuyum. Laik bir ülkenin milletvekili olma onurunu taşıyorum.
"Şeriatçı mısınız?" sorusuna verilen bu cevap nasıl bulundu?
Sütunundan "Şeriatçı mısınız?" sorusunu ısrarla Tayyip Erdoğan''a soran Radikal yazarı Murat Yetkin, "Hatiboğlu sinirlendi, yani kendince ustalıkla yanıt vermekten kaçındı" diye yorumlamış bu cevabı.
Demek, "laik bir ülkenin milletvekili olma onurunu taşımak", "Cumhuriyet çocuğu olmak", "Cumhuriyet''in temel ilkelerine bağlılığı ilân etmek" yetmemiş. Peki ne yapmalıydı bay Yetkin''i tatmin etmek için? Acaba "Hayır şeriatçı değilim" demesi yeterli olacak mıydı? Yemin etse inanılacak mıydı? Yoksa "yemin" de şeriattan bir parça diye itiraz mı edilecekti?
Tayyip Erdoğan''ın önüne ısrarla "Şeriatçı mısınız?" sorusu konuluyor. Anlaşılıyor ki yarın da tv mülakatlarında sorular bu tema etrafında odaklanacak.
Murat Yetkin, "Düşünce polisliği yapacak değilim" notunu düşüyor bu soruyu sorarken... Oysa yaptığı basbayağı düşünce polisliği... Belki Ahmet Altan''a, Neşe Düzel''e, Ali Bayramoğlu''na, Gülay Göktürk''e, Sema Pişkinsüt''e, Mehmet Kutlular''a uygulanandan, veya "Apolotizasyon"dan APO''yu destekleme suçu çıkaran zihniyetten biraz fazla, biraz eksik...
Hasan Cemal, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi''ndeki dramatik durumumuza bakıp, "Kabile devletine doğru mu?" sorusunu sormuş. Oysa o "kabile devleti" yolunun taşlarını zatıâlileri ve benzerlerinin "düşünce polisliği" döşüyor.
-Şeriatçı mısınız?
Tayyip Erdoğan hangi cevabı verse inanacaksınız? Ya da ardından bir de "düşünce polisliği"ni ilerletip, yalan makinasında "samimiyet testi" yapmayacağınızdan emin olabilir miyiz? Samimiyet testinde sizi nasıl ikna edecek Tayyip Erdoğan? Amuda kalksa ikna olur musunuz?
Bu sorunun altında iki yönlü bir amaç var:
-Tayyip Erdoğan "şeriatçı değilim" diye cevap verirse, bir toplum kesimi tarafından dışlansın, "şeriatçıyım" dediğinde veya "kem küm ettiğinde" ise, Türkiye''nin başka kesimlerinde "tehdit" değerlendirmesi harekete geçsin... Başka cevaba asla izin verilmesin ve her halde de "Yenilikçi hareket"in canına okunmuş olsun. Hesap bu...
-Şeriat nedir, laiklik nedir, inanç özgürlüğü nedir, Türkiye''de laiklik uygulaması bir inanç özgürlüğü problemi ortaya çıkarmış mıdır, toplumla devlet arasındaki sancıda, din-devlet ilişkisine sağlıklı çözüm getiremeyişin etkileri olmuş mudur?
Bu soruları sormamalı, cevap aramaya kalkmamalı, bu alanda bir sorun olduğundan bile söz etmemelisiniz. "Ben kendimi Müslüman kelimesi dışında hiçbir kelime ile tanımlamıyorum" dememelisiniz. "Bu ülke her inanç kesiminden insana, ve tabii ki Müslüman''a en geniş inanç özgürlüğünü sağlayacak bir sistem yapısına kavuşmalıdır." dememelisiniz. Çünkü bu anlamdaki her açılışınız, sizin bilinen soruya cevap vermekten kaçındığınız biçiminde yorumlanacak...
Düşünce polisliğinden öte bir şey bu, bir despotluk...
Bu ülkede kendini İslâm kimliği ile tanımlayan çok büyük bir kesim, "İnanç özgürlüğü" problemi yaşadığına inanıyor. Sistemin bu "itiraz"a karşı tavrı ne olacaktır? "Yutkunun, içinize sindirin, boyun eğin, yukardan verilene razı olun, Türkiye''ye özgü laiklikte bu kadar" demek midir çözüm?
Bunları da söyleyemezsiniz?
Bu, Türkiye''nin toplumsal zemininin çok ucuz polemiklerle - sembolik tartışmalarla biçimlendiği, düşüncelerin kolaylıkla saptırılabileceği kanaatine dayanan bir yaklaşımdır. Bu yönüyle de bir gerçeği aramaya değil, ucuz provokasyonlarla sonuç almaya yönelik bir tavırdır.
Bunlar, Tayyip Erdoğan''ın da daha önce benzeri kuşkulara hedef olan siyasî misyonun da, "şeriatı getirmek" gibi bir proje içinde olmadığını, olamayacağını, Türkiye''nin yukardan aşağıya bir "şeriat uygulaması" ikliminden çok uzakta olduğunu bilirler, azıcık İslâm bilgisi olanların da bizzat "şeriat"ın öyle bir uygulamayı öngörmediğini, çünkü dinin zoraki değil, "gönüllü bir bağlanış ve uygulama disiplini" olduğunu bilmesi gerekir.
Ama bunlar da, provokasyon değil, ancak insaf ikliminde konuşulabilecek şeylerdir. "Türkiye''de sosyal barış nasıl gerçekleşecek?" sorusunu sormadan, bunun din-devlet-toplum ilişkisi ile, bunun ister Doğu-Güneydoğu, ister Kürt meselesi deyin bu meselelerle ilgisi olduğuna dair görüşler geliştirmek demek olduğunu görmeden nasıl aydın olunabilir?
Diyelim yenilikçi hareket iktidar olacak, ve inanç, ifade, teşebbüs, eğitim özgürlüğü üzerine hiç bir şey yapmayacak? Diyelim bu hareket iktidar olacak ve Doğu-Güneydoğu insanının kalbindeki soğumaları gidermeyecek, oraya bir kalbî sıcaklık taşımayacak? Peki kim yapacak bunu? Gerek Anayasa, gerekse yasalar çerçevesinde çok büyük değişikliklere ihtiyaç duyan Türkiye, kendi içinden, kendi sorunlarını çözecek bir kadro çıkarmalı değil mi? İnsanları söylemedikleri ile yargılamak, biçmek insafla bağdaşır bir şey midir?
IMF Başkan Yardımcısı Stanley Fischer''a gösterilen hüsnü kabul, neden ülkenin kendi içinden çıkardığı insanlara gösterilmez?
Tayyip Erdoğan''ı ekrana çıkardınız ve jestlerinden, mimiklerinden, sözlerinin ve suskunluğunun satır aralarından "yokedilmesi gerekli bir hedef" ürettiniz, ülke adına yüreğiniz mi soğuyacak? Bir artı değer mi kazandıracaksınız bu ülkeye?
Türkiye yüreğini geniş tutmalı. Her çocuğundan bir tehlike üretmeyi marifet sanmamalı. Bu zihniyet, kaçırıyor genç insanları... Amerika''nın, Kanada''nın kapısında onbinlerce genç insan var, bizim insanımız. İnsanlara potensiyel düşman olarak bakmaktan kurtulmalıyız. Türkiye, gelişme yolunda en küçük değeri ihmal etmemesi gereken bir ülke. Yani insanları "sevmek için fırsat verin" tıkanmasına itmenin memleket sevgisi ile ilgisi yok.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.