Dış ticaret hadleri ve açıkları

04:0021/07/2017, Cuma
G: 17/09/2019, Salı
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Ahmet Ulusoy

Dış ticaret açığı önemli bir sorun olmaya devam ediyor.Türkiye’nin dış ticaret hacmi (ihracat + ithalat) arttığı gibi (1998 yılındaki GSYH’nin yüzde27 düzeyinden 2016 yılında yüzde 47’ye yükselmiş), dış ticaret açıkları da yüksek düzeyini korumaktadır.1998 yılında 18 milyar dolar olan dış ticaret açığı 2011 yılında 105 milyar dolara (cari açık 74 milyar dolar) ulaşarak zirve yapmıştır. Sonrasında bir takım politik önlemlerle ve iç-dış konjonktürel gelişmelere bağlı olarak 2016 yılında 56 milyar

Dış ticaret açığı önemli bir sorun olmaya devam ediyor.

Türkiye’nin dış ticaret hacmi (ihracat + ithalat) arttığı gibi (1998 yılındaki GSYH’nin yüzde27 düzeyinden 2016 yılında yüzde 47’ye yükselmiş), dış ticaret açıkları da yüksek düzeyini korumaktadır.


1998 yılında 18 milyar dolar olan dış ticaret açığı 2011 yılında 105 milyar dolara (cari açık 74 milyar dolar) ulaşarak zirve yapmıştır. Sonrasında bir takım politik önlemlerle ve iç-dış konjonktürel gelişmelere bağlı olarak 2016 yılında 56 milyar dolara gerilemiştir.

Bu seviyedeki bir dış açık “
Türk ekonomisinin finansal kırılganlık riskinin devam ettiği
” anlamına gelmektedir.

**

Türkiye ihracatında önemli bir artış sağlamasına rağmen ithalatın da artması nedeniyle dış ticaret açığı daraltılamamıştır.

Dış ticaret açığının artmasındaki önemli nedenlerden biri de, ihracat fiyatlarının ithalat fiyatlarına oranı olarak ifade edilen
dış ticaret hadlerinin bozulmasıdır
.
Dış ticaret hadleri iktisadi çözümlemede, dış ticaret politikalarının belirlenmesinde,
uluslararası rekabet gücünün tespitinde
önemli bir kavramdır.

**

Dış ticaret hadleri bozulan ülkelerde satın alma gücü, tüketim ve refah düşebilir. Diğer bir ifadeyle, ülke ekonomisi dış ticaret hadlerindeki değişim yoluyla
ek bir gelir elde edebilir
veya ekonominin
ek bir maliyete
katlanması gerekebilir.

İhracat fiyatlarının düşmesine rağmen ihracat seviyesini korumak için daha fazla mal satmak gerekmektedir. Bunu miktar endeksinde açık olarak görmek mümkün. Şöyle ki Mayıs 2010 yılında 101 olan miktar endeksi Mayıs 2017’de 155’e çıkmıştır. Oysa Mayıs 2010’da 97.9 olan ihracat birim değeri Mayıs 2017 yılında 92.3’e gerilemiştir.

Mayıs 1997 yılında 126.7 olan dış ticaret hadleri Mayıs 2002 yılında 106.8 ve Mayıs 2017 itibariyle 105.6 olarak gerçekleşmiştir. Özellikle 2010-2014 döneminde dış ticaret hadlerindeki düşüş daha belirgin olarak kendini hissettirmiştir. Sonraki yıllarda özellikle
petrolden kaynaklı fiyat düşmelerinin etkisiyle
ihracat birim değeri düşmesine rağmen, ithalat birim değeri daha hızlı düştüğünden dış ticaret hadleri yükselmiştir.

En son açıklanan 105.6 endeksi birim ihracat fiyatlarının ithalat fiyatlarından daha yüksek olduğunu göstermektedir.

Ancak dış ticaret hadlerinde nispeten olumlu olan bu son gelişmeleri
enerji fiyatlarındaki bir artışın
anında tersine çevirebileceğini unutmamak gerekir.

**

Türkiye’nin dünya ticaretindeki payının düşüklüğü, gelişmiş ülkelerce belirlenen fiyatlara uyma zorunluluğunu da beraberinde getirmektedir.

Bu durum ise ihraç ürünlerinin düşük fiyatlardan dünya piyasasına sunulması, ithal ürünlerinin ise petrol ürünleri ile mamul mallara bağımlı olması söz konusu malların
fiyatlarının monopol ve oligopol piyasalarda belirlendiğinden
, sanayileşmiş ülkelerin uyguladıkları korumacı politikalar gibi faktörler ticaret hadlerinin aleyhte seyretmesine neden olabilmektedir.

**

Türkiye’nin ihracatında ve ithalatında önemli yer tutan otomotiv, makine, elektrikli cihazlar ve hazır giyim gibi sektörlerde ithalat birim fiyatlarının ihracat birim fiyatlarından yüksek seyretmesi, bizlere Türkiye’nin bu sektörlerde
teknoloji açığı
olduğuna işaret ediyor.
Sadece söz konusu 4 sektörde Türkiye’nin ihracat fiyatları ithalat fiyatları seviyesinde olmuş olsaydı, Türkiye’nin 2015 yılı ihracatının yaklaşık 50 milyar dolar daha yüksek olacağı tahmin edilmiş. Böylece Türkiye ekonomisi cari açık değil,
cari fazla
verecek ve yıllık ekonomik büyümesi yaklaşık 1 puan daha yüksek seviyede olacaktı.

Türkiye’de çok daha kaliteli, katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesi gerektiği her platformda dile getiriliyor. Rakamlar da bize bu sayede nereye varılabileceğini açık olarak gösteriyor.

**

İhracat içinde
yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 3
civarındayken, orta ileri teknoloji ürünlerinin payı yüzde 30, geri kalanı ise düşük teknolojiye sahip ürünlerden oluşuyor.
Söz konusu payın artırılması ise
Ar-Ge ve İnovasyon
yatırımlarına bağlı. Global inovasyon endeksinde Türkiye’nin 13. sıraya yükselmesi bu kapsamda ciddi adımlar atılmaya başlandığının göstergesi.
Ayrıca enerji ürünleri dış talebinin fiyat esnekliklerinin düşük olması, enerji fiyatlarındaki değişimlerin hızlı bir şekilde cari dış açığa yansımasına neden olacaktır. Dolayısıyla hem dış açığı azaltmak için hem de enerji fiyatlarındaki yükselmenin dış ticaret hadleri üzerindeki olumsuz etkisinin kırılması amacıyla
enerji kullanım verimliliğinin ve iç kaynaklı enerji üretiminin artırılması da
önem taşımaktadır.

**

Dış ticaret hadlerinin ülke lehine seyretmesi o ülkenin dünya gelir bölüşümünden elde edeceği payın (ülke refahının) da artacağı anlamına gelmektedir.

#Dış ticaret
#GSYH
#Ar-Ge
#Enerji