Türkiye’de kivi meyvesinin ekonomik potansiyeli

04:0023/12/2020, Çarşamba
G: 23/12/2020, Çarşamba
Ahmet Ulusoy

Kivininanavatanı Çinolarak söyleniyor. Ama asıl kültür ürünü haline dönüştürülmesiYeni Zelanda’dagerçekleşmiş (adını kiwi kuşundan almış) ve oradan dünyaya yayılmış.Kivininbesin değeriçok yüksek (bileşimde önemli vitamin ve minerallere sahip); 1 adet kivinin 1 kilogram narenciyede olan C vitamini değerine sahip olduğu söyleniyor.C vitaminiyanında K vitamini, E vitamini, folat ve potasyum gibi besin maddeleriyle doludur. Antioksidan oranı yüksek ve iyi bir lif kaynağıdır. Kivi, besin maddeleri açısından

Kivinin
anavatanı Çin
olarak söyleniyor. Ama asıl kültür ürünü haline dönüştürülmesi
Yeni Zelanda’da
gerçekleşmiş (adını kiwi kuşundan almış) ve oradan dünyaya yayılmış.
Kivinin
besin değeri
çok yüksek (bileşimde önemli vitamin ve minerallere sahip); 1 adet kivinin 1 kilogram narenciyede olan C vitamini değerine sahip olduğu söyleniyor.
C vitamini
yanında K vitamini, E vitamini, folat ve potasyum gibi besin maddeleriyle doludur. Antioksidan oranı yüksek ve iyi bir lif kaynağıdır. Kivi, besin maddeleri açısından yüksek ve kalori açısından düşük olduğu için de oldukça faydalıdır. Son derece
lezzetli
, yemesi güzel,
aroması müthiş, egzotik bir meyveden bahsediyoruz.

**

Yeni Zelanda’da
kivi meyvesinin kullanıldığı alanlar
abartılmış; başlangıçta eczacılık, ayakkabı boyası, kozmetik ve şekerleme alanında kullanılmış ve son yıllarda sanayide hammadde olarak kullanım alanları hızla artmıştır.
Aslında tam da
konumuz bu kivinin türev ürünleri, yani sanayide hammadde olarak kullanılma imkânlarının artırılması, taşıdığı potansiyel
ile ilgili
farkındalık
oluşturmak.

**

Kivinin dünya üretimine
baktığımızda (2018 yılında 4 milyon ton üretilmiş)
1. sırayı Çin
(2 milyon ton) almaktadır. Onu İtalya, Yeni Zelanda, İran ve Yunanistan izlemektedir. FAO’nun 2018 verilerine göre
Türkiye kivi üretiminde 7. sıraya
(61.920 ton) yükselmiştir.
Türkiye’de
90’lı yıllarda
kivi meyvesinin üretilme fikrinin yeşerdiğini ve sonrasında
üretiminin hızla arttığını
(verimden daha çok
dikim alanlarının artışıyla
bu gerçekleşmiş
-son 10 yılda dikim alanları 2 kat artan nadir ülkeyiz-)
görmekteyiz.
Aslında başlangıçta
çay ve fındığın ikamesi
olarak düşünülmüş ama bir süre sonra ürünün türev-sanayi ürünlerinin olmaması, kısa sürede piyasaya çok miktarda kivi meyvesi girmesinin fiyatları aşırı düşürdüğü ve karlılığını ortadan kaldırdığı gözlenmiştir. Bu gelişmeyle
Rize bölgesinde çaya alternatif olarak düşünülmesinin mümkün olmayacağını, çay dikilmeyen alanlarda yetiştirilebileceğini
ve çaylık alanlarda yer alan kivilerin tekrar kesildiğini görmekteyiz.
Yani Rize-Trabzon bölgesinde kivi tamamlayıcı-ek ürün olarak üretilmekte, bununla birlikte
Ordu bölgesinde müsait arazi yapısı
(üretim
verimliliği-dekar başına üretimin en yüksek
olduğu il) nedeniyle ciddi bir gelişme göstermektedir.
Türkiye’de kivi üretimine en uygun bölgenin Yalova civarı ve Doğu Karadeniz bölgesi olduğu görülmüş ve bölgelerde üretim hızla artmıştır. Kivi meyvesinin bugün başlıca üretiminin yapıldığı iller
Yalova, Bursa, Ordu, Samsun, Rize, Trabzon şeklinde sıralanmaktadır.

**

Türkiye’de kivi üretimi
iç talebi karşılayabilecek düzeye gelmiştir.
Son yıllarda azalsa da
kivi ithalatı devam etmektedir.
Ülkemizde 2018 FAO verilerine göre 62 bin ton civarında tüketim yapılmıştır.
2019 yılında TÜİK verilerine göre Türkiye’de 63.798 ton kivi üretilmiş. Türkiye’nin
400.000 tonluk üretim potansiyeli
olduğu tahmin edilmektedir.

İlginç bir veri de; 2018 yılında 3,8 milyon dolarlık kivi ihracatına (2016 sonrası hızla artmış) karşılık 1,8 milyon dolarlık ithalat (iç üretimle beraber azalmıştır) yapılmasıdır.

**

Böylesine besin değeri yüksek, birçok alanda insan sağlığı için hayatı katkıları olan bir ürünün
çayı, tozu, cipsi,
parfümü,
kurutulmuşu yaygın değil, meyve suyuna dönüştürülmemiş, gıda sanayinde kullanım alanları yok gibi.
5 milyonluk Yeni Zelanda’nın ayakkabı sektöründe kullanılacak kadar ürünün türev piyasalarını geliştirmesine karşılık bizde doğru dürüst sanayisinin olmaması
üretim artışını sınırlayan
en önemli etkendir.
Dolayısıyla
bir ürünün türev ürünlerin olmayışı yani sanayisinin gelişmemesi
ve o ürünün sadece
hammadde olarak tüketilmesi üretiminin ve karlılığın sınırlı kalmasının başlıca nedenidir.
Kivi meyvesi;
üretici örgütlenmesinin yetersiz
olduğu,
ürünün saklanma süresinin kısalığı (soğuk hava depolama imkanları kısıtlılığı)
nedeniyle
üreticinin fiyat pazarlık şansı olmadığı bir yapıyla
fiyatların belirlenmesinde tamamen
alıcıların baskın olduğu bir ürün
haline gelmiştir.

**

Sonuç olarak söylememiz gereken; Türkiye’nin birçok tarımsal üründe olduğu gibi kivi meyvesinin üretiminde ciddi ekonomik potansiyeli var. Bugün üretimin geldiği nokta
deneme yanılmayla üreticinin aldığı yoldur.
İl-ilçe tarım müdürlüklerinin üreticilere teknik ve diğer destek konularında katkısı son derece sınırlıdır.

Tarım Bakanlığı'nın iyi örgütleyemediği, üretici birliklerinin gelişemediği, ürünün sanayisinin olmadığı, buna rağmen üreticilerin bireysel çabalarıyla önemli mesafeler alındığı değerli bir üründen bahsediyoruz.

Ürünün
dış rekabete karşı korunması, havza bazlı ürün desteği
verilmesi, örgütlenmede ihtiyaç duyulan
kurumsal altyapı tesisi
için
Tarım Bakanlığı'nın devreye girmesi,
türev piyasalarının gelişmesine aracılık edilmesi,
ithalatın iç piyasa üretimiyle ikame edilmesi
ve
soğuk hava depolarıyla
ürünün 7-8 ay kullanımının sağlanması ilk akla gelen başlıca önlemler olmaktadır.
#Türkiye
#Kivi meyvesi