
Bazı okurlar, "hikmet" ile "hikmetin bilgisi" arasında yaptığım ayrıma takılmış görünüyorlar. Şöyle soruyorlar çünkü:
- Hikmetin bilgisine sahip olmadan, dolayısıyla hikmetin bilgisini aktaran muhtelif kitapları okumadan hikmete/hikmetin kendisine ulaşabilir miyiz? (Yani ulaşamayız.)
Bu soru, bendenizin felsefe metinlerine (sözlükler, ansiklopediler, vs) yönelik eleştirileriyle ilişkili bir itirazı da üstlenmiş gibi.
Yazılarımda kimi yanlış anlamaların önüne geçecek sıkı tutamaklar bırakmama rağmen, anlaşılan o ki, tutamakların sıklığı ve sağlamlığı kâfi değilmiş.
Baştan alalım o hâlde:
Kişinin hikmeti talep etmesi, hikmetin peşinden koşması, elbette hakikate olan düşkünlüğünden, hakikat talebinden kaynaklanır. Çünkü hikmet, hakikatin bilgisidir. Hakikati bilmek içinse, hakikatin bilgisine (=hikmete) sahip olmak, yani hikmet ehli (hukema) arasına girmek gerek.
Sorun tam da burada başlıyor; zira hakikat için hakikatin bilgisine, yani hikmet''e ihtiyaç duyulduğu gibi; hikmet''e sahip olmak için de hikmetin bilgisine ihtiyaç duyulmaktadır ki bu da gayet tabii.
Dileyen tamlamaların keyfini çıkarsın:
1) Hikmet = hakikatin bilgisi
2) İlm-i Hikmet = hakikatin bilgisinin bilgisi.
Bu iki düzeyin farkında olan âlimlerimiz Hikmet''in tanımı ile İlm-i Hikmet''in tanımını birbirinden ayırmışlar; tedvin (kodifiye) edilmiş, yani kendine has mevzu ve maksadı tayin olunmuş bir ilim olmak hasebiyle Hikmet''i (İlm-i Hikmet''i), Hikmet''in kendisinden ayrı tutmuşlardır.
Nedir İlm-i Hikmet?
İlm-i Hikmet, insanın gücünün yetebildiği ölçüde varolanların hakikatini, gerçekte nasılsalar aynen öyle bilmektir.
İşte bir "bilim olarak felsefe"nin tanımı bu.
Peki, yapmak?
Öyle ya, varolanların hakikatini niçin bilmemiz gerekiyor?
Elbette hakikatin bilgisine göre davranmak için... doğruları uygulamak, yanlışlardan kaçınmak için... yapılması gerekenleri yapmak, yapılmaması gerekenleri yapmamak için...
Demek ki eylem olmadan kuram bir işe yaramıyor; gereken hem nazar, hem amel; hem bilgi, hem eylem.
İlm-i Hikmet kişiden bilginlik talip ederken, Hikmet aynı kişiden bilgelik talep eder. Bildiğiniz kadar yaptığınızı da önemser; hatta eylemiyorsanız, eylemediğinizin bilgisini zaid ve fuzulî (fazlalık) addeyler. Dolayısıyla hikmeti bir bütün olarak, hikmet-i nazariye ve hikmet-i ameliye (teorik ve pratik felsefe) şeklinde iki seviyeye irca eder (indirger).
Lâkin burada bir ayrım daha baş gösteriyor:
Hangi hakikat?
Neyin hakikati?
Sadece varolanların hakikati mi? (Varolanlar hesaba gelmez, saymakla bitmez.)
Varolanların hakikati, esasen SEN''in hakikatidir. Sen''in bilgisine, nesnel (objektif) ve kesin olmak itibariyle ''ilim'' denir. Bilenin zihninde hasıl olduğundan ve bilinen değiştikçe değişeceğinden, yenileneceğinden ötürü bu ilim ilm-i husulîdir.
Bilgi, bilen''i değil, bilinen''i/bilinen nesne''yi hesaba kattığı için nesneldir, nesne''den yanadır, olmalıdır ve pek tabii ki nesnelliği ölçüsünde kesindir, bilimdir. İlim sahibine âlim (bilgin) denir; şimdi bilimadamı deniyor. Aradaki fark, fark-ı azimdir.
Bilgi bir de bilinen''e (nesne''ye) değil, bilen''e (özne''ye) taalluk eder. Bu durumda bilinen''in bilgisi (malum''un ilmi) olmaktan çıkar, bilen''in bilgisi (âlim''in ilmi) hâline gelir. Bu bilgi türüne artık ilim (ilm-i husulî) değil, irfan (ilm-i hudurî) denir.
Bu makamın sahipleri "Ben hakikatim" derler ve hakikat deyince bir tek BEN''i anlarlardı; BEN''den gayrı hakayıkı gölge mesabesinde görürler, onları mecaz kabilinden addederlerdi.
Bir zamanlar maksud-ı hakikî, sadece ilim veya sadece irfan sahibi olmak değil, bilâkis ilim-irfan sahibi olmaktı; bilmekle yetinmeyip görmeyi de başarmaktı. Çünkü insanoğlu bir kere kendini farketmiş ve nefsini bilmeye yönelmişse ister istemez gayrını, başkasını unuturdu; kendi dışına (taşraya) çıkarsa bu sefer kendini ihmal ederdi. Ağaçta tohumu, ummanda damlayı görmek ilim, tohumda ağacı, damlada ummanı görmekse irfandı.
Damlayı seyrederken ummanı kim görür?
Ummana dikmişken gözlerini, damlaya bakmayı kim becerebilir?
O!
Evet sadece O!
Önce BEN-SEN, sonra O.
O olmalı.
Yoksa yok olmalı.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.