
Dergâh yirmi yaşına gelmiş, ne güzel… Türkiye''nin baş döndürücü bir hızla geçen son yirmi yılına, kendi öz ritminden taviz vermeden şahitlik eden bir edebiyat dergisi olarak tam 20 yıldır aynı ağırlık ve zarafetle çıkıyor Dergâh. Onu artık yaprakları taze yeşil, gölgesi bereketli, serinliği tatlı, muhabbeti derin bir koca çınar olarak selamlamanın vaktidir.
Tam yirmi yıl, dile kolay… Üç beş yılın hesabını tutmazsak neredeyse benim hayatımın ikinci yarısı boyunca hep varolmuş bir edebiyat mevkutesinden sözediyoruz. Serde yazar-çizerlik olup da ucundan kıyısından bu işe bulaşmış olanlar bilir; hem dünyanın en güzel tecrübelerindendir, hem de en belalı işlerindendir bu edebiyat dergiciliği işi. Sürekli bu iki ruh hali arasında gider gelirsiniz. Zor iştir ama kendi isteğiyle bırakan da yoktur pek. Genellikle okuyucudan gelen üç beş kuruşun kifayetsizliği sebebiyle kepenkler iner üç beş sayının ardından. Bu devranı değiştirerek yıllar yılı ayakta kalan ve nesillerden nesillere intikal ederek bereketlenen az sayıdaki dergi ise, birer mütevazı edebiyat abidesi olarak anılır yıllar yılı. Bu ülkede bir edebiyat dergisini uzun bir zaman ayakta ve hayatta tutmak kendi ölçüsü içinde bir kahramanlıktır çünkü. Dergâh bu müstesna mertebeye daha önce zaten erişmişti, bir çeyrek asrın eşiğinde şimdi bu duruşunu bir de taçlandırıyor.
Dergâh deyince şu iki isim de beraberinde hatıra geliyor: Mustafa Kutlu ve Ezel Erverdi. Benim derin bir saygı beslediğim, "Bu parçalanma çağında kim bütün durabiliyor?" diye etrafa baktığımda tekrar tekrar ''fark''ına vardığım iki mübarek insan aynı çatının altında buluşmuş. Bu manada Dergâh''ın yıllara yıllar, nesillere nesiller ekleyen bereketi elbette bir "tesadüf" eseri değil.
Ezel Erverdi, hayatımın bir döneminde yollarımızın kesiştiği, tanışmakla gerçekten müşerref olduğum, gıpta ettiğim gönül insanlarından biri… Dergâh, dergisi ve yayıneviyle birlikte herhalde herkesten önce onun eseri…
Mustafa Kutlu, "hikâye"yi adımlamaya belki de onun kitaplarını okumakla başladığım ve hep "ağabey" bildiğim bir büyüğüm. Birçok şeyi bir arada ifade ediyor varlığı bana, bir başka yazıda değinir, biraz daha açarım bu konuyu. Dergâh dergisi hep Mustafa Kutlu''nun kâğıda mürekkebe dönüşmüş hali gibi gelmiştir bana; öyle bir ruh beraberliği, bir aynılık var sanki orada.
Yirmi yıldır ne sureti, ne sîreti değişen, kendi halinden hoşnut, kendini kendiyle tamamlayan, gelip geçen akıntılara kapılmayan, sağlam, derin, mütevekkil bir dergi Dergâh. Her şeyin değişmesinin adet olduğu bir çözülme çağında, kadim hakikatlerin izinde yoluna devam ediyor. Bu yönüyle zamanımızın tabusu kabul edilen "değişim" sözcüğünün tahtını da mütemadiyen sarsıyor.
Değişim, bir kararda olamayanların, bir hakikat bulamayanların debelenmesinden öte ne ki? Köklerini toprağın derinliklerine salan ulu çınarlar için değişim sadece mevsimlerin getirdiği bir yeniliktir ki, o da renktir, güzelliktir, asûdeliktir. Dergâh dergisinin hikâyesi içinde bu husus ayrıca ele alınmalı, muhasebesi ayrıca yapılmalıdır.
Dergâh''a yirminci yaşı hayırlı olsun, Allah ömrünü ulu çınarlar kadar uzun etsin.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.