Maşalarla değil ağababalarıyla bilek güreşindeyiz

04:0030/10/2016, Pazar
G: 16/09/2019, Pazartesi
Yeni Şafak Haberlerini Daha Sık Gör: Tıkla ve Google'da Favorilere Ekle!
Hasan Öztürk

“Tavşana kaç, tazıya tut”
diye diye
“gizli”
iktidarlarını sürdürdüler.


İyi niyetli bütün çabaları boşa çıkardılar.



Türkiye'nin yakıcı sorunu Kürt meselesini ve onu istismar eden terör belasını sürekli her iki tarafın aktörlerine

“sufleler”

vererek diri tuttular.



Öyle anlar oldu ki

“Tamam bu sefer çözülüyor, bu sefer sonuca ulaşılıyor”

denilen her meseleye öyle hamlelerle müdahale ettiler ki

çabalar boşa gitti.


Sadece çabalar boşa gitse yine “eyvallah” diyeceğiz.



Canlarımız gitti, insanlarımız heba oldu.


Milli servetimiz, vaktimiz gitti. Neredeyse toprağımız, vatanımız elimizden çıkıp gidecekti.

Yetinmediler, milletin inancıyla oynadılar.



İnanç sistemimizi iğdiş ettiler.


***



Oslo'yu sızdırdılar…



Habur'u kullandılar.



KCK operasyonlarıyla MİT'in elini ayağını bağladılar…



Çözüm Süreci'ni zehirlediler.



Bir tarafta,

“devlet ne yapıyor”

diyerek

milli duyguları kabarttılar

, öbür tarafta arka kapılardan girdikleri odalarda

istihbarat elemanlarının listesini terör örgütüne verdiler

, onların infaz edilmesinin önünü açtılar.



Terör örgütünün şehirleri silah deposuna çevirmesine

“elemanları” vasıtasıyla göz yumdular…


Devleti kör ettiler.


Kör olan devletin, “ne yaptığını” sorgulayarak

milleti devlete karşı kışkırttılar.


Değerlerimizi erozyona uğratıp,

“güvensiz”, itimatsız bir toplumun oluşması için uğraştılar.


Bütün bunları yapan

FETÖ terör örgütü ile PKK terör örgütünün bugünlerde ne kadar sıkı fıkı olduğuna ilişkin daha net bilgilere ulaşıyoruz.


En son

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu

açıkladı. Devletin elinde olan

üst düzey bir PKK'lı 14 Temmuz gecesi telsizlerden talimat verildiğini ve yaklaşık bir ay eylem yapmamaları istendiğini söylemiş.


Ta ki 15 Temmuz'dan 3 gün sonrasına kadar…



Yani, FETÖ'nün üniformalı teröristleri devleti felç etmek üzere darbeye kalkışınca PKK terör örgütü eylemsizlik kararı alıyor. Darbe millet tarafından püskürtülünce bu kez PKK yeniden eylemlerine başlıyor.



Şimdi daha net görüyoruz. PKK terör örgütü ile FETÖ'nün bağlantısını.



Bir şey daha görüyoruz, bu iki illeti de güden, yöneten üst aklı!


Zira, Amerikalı bir yazar daha yeni İncirlik Üssü ve o üste olup bitenle ilgili iddialarda bulundu.



FETÖ elemanları ile PKK /PYD elemanları İncirlik Üssü'nde buluşuyorsa, biz maşaları bırakıp maşayı elinde tutan ile hesaplaşmalıyız.



Bugünlerde Fırat Kalkanı ve Musul meselesi ile ilgili başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere devletin ortak diline bakınca…



Asıl mücadelenin kiminle yapıldığı ayan beyan görüyoruz.



Çetin bir mücadele dönemindeyiz…



Maşalarla değil ağabalarıyla bilek güreşindeyiz!



Safları sıklaştıralım.




Hz. Peygamber'in filmini yapmak bize yakışmaz mı

“Allah'ın Elçisi Hazreti Muhammed”

filmi vizyona girdi. Tartışma başladı. Suret meselesinden başlayıp filmin Farsça çekilmesine kadar çeşitli eleştiriler var.



Filmi kast, sanat ve estetik yönünden eleştirenler ise bir Hollywood yapımı kadar iyi olduğu görüşünde.



Doğrusu filmin galasına davetliydim ama gitmedim. Filmle ilgili eleştirileri okudum. Okurken aklıma

“Mustafa Akat'ın Çağrı'sından bugüne kim ne yaptı”

sorusu takıldı.



Açıkçası, İranlı bir yönetmenin Hazreti Peygamber'in filmini çekmiş olmasını kıskançlıkla takip ediyorum.



Libya Mustafa Akat'ın arkasında durmuştu; İran, Mecidi'nin.



Peki, bugünlerde “Dünyada bizim dizilerimizi, dramalarımızı izleniyor” diye caka satanlar...



Film festivallerinde boy gösterenler…



Dahası

Kültür Bakanlığımız

dünya çapında bir Hazreti Peygamber filmi çekme konusunda ne düşünüyor?



Dahası, böyle bir meseleleri var mı?



Benimkisi sadece bir merak..!


#Kürt meselesini
#FETÖ
#Fırat Kalkanı
#Mustafa Akat