
Dün kaldığımız yerden devam ediyoruz. 1993 yılında yaşanan kazalı ve kazasız ölümlerin ardında nelerin yattığını bu sayede daha iyi anlayabiliriz. Bu nedenle 90''lı yıllara geldiğimizde Türkiye tablosuna iyi bakmamız gerekiyor:
Nüfusu 56 milyonu geçen bir Türkiye:
(Türkiye''nin nüfus miktarı kadar nüfus artış hızı da çok önemlidir. 1980''den 90''a 10 yılda nüfus yüzde 26,2 artarken, 1990''dan 2000 yılına nüfus artışı yüzde 19,4''e gerilemiştir.)
Orta yaş nüfusun (15-64 yaşa arası) yığılma oranı yüzde 60''ları aşan bir Türkiye:
(Nüfus artış hızının yavaşlaması ile orta yaş nüfusun yığılması (ama eğitimli) tam bir ekonomik patlama ortamı sağlamaktadır. Tıpkı bir ailede babanın dışında çocukların da eğitimlerini bitirerek, hem masraflardan çıkıp aynı zamanda çalışma hayatına atılarak aileye çok daha büyük gelir getirdikleri yaşa gelmiş olmaları gibi.)
Yaş haddinden emekli sigortalıların ortalama yaşı 50''nin üzerinde olan bir Türkiye:
(Yaş haddinden emeklilikte yaş ortalaması 1992 yılından sonra hızla düşüş yaşayarak adeta genç ülkede yaşlı muamelesi gören bir nüfus yapımız oluşturulmuştur. Emeklilikte yaş ortalaması ancak 2002''de yeniden yükselmeye başlamıştır.)
Gelir dağılımı 0,43 (gini katsayısı) gibi makul sayılabilecek bir Türkiye:
(Gelir dağılımını gösteren gini katsayısı 1990''dan sonra hızla bozulmaya başlamış ve zenginler daha sengin olmuştur. Kısaca Türkiye 1990''lı yılları rantçıların hâkimiyetinde geçirmiştir. Gelir dağılımındaki düzelme nihayet 2002''den sonra yeniden sağlanabilmiştir.)
Kent nüfusu yüzde 51''i aşan bir Türkiye:
(Kent nüfusu 80''de yüzde 35,9''dan 10 yılda 51,3''e yükselmişti. Oysa 90''dan 2006''ya 16 yılda bu oran ancak yüzde 62,7''ye çıkmıştır.)
Dün değindiğimiz gibi Türkiye 1990''lı yıllara geldiğinde patlamaya hazır bir bomba gibiydi. Genç ve eğitimli nüfus kadar aynı zamanda dışa açılmış güçlü bir Türkiye hızla yolunda ilerliyordu. Yeni fırsatlar tam da kapımıza dayanmıştı. Sovyetler Birliği''nin dağılmasının ardından Orta Asya Türk Cumhuriyetleri gibi yeni bir Türk Dünyası fırsatını kovalıyorduk.
Rahmetli Turgut Özal nerede ise sürekli bu yeni Türk Dünyası projesi ile ilgileniyordu. Dış ziyaretleri bu yolda şekilleniyor ve yeni dünya düzeninde Türkiye''nin yerini almasını hedefliyordu.
Yeni bir dünya düzeni,
Türk dünyası,
Gibi kavramlar adeta beynimize kazınırken birkaç yıl önce Türk Hava Yolları''na yapılan basın saldırısı gibi medya saldırısı başlayıvermişti.
1981''den 1991 yılına Türkiye ekonomisi gerçek sabit fiyatlarla tam yüzde 59,2 büyümüştü. Oysa 1991''den 2001''e kadar Türkiye sadece yüzde 26,9 oranında büyüyebilmişti.
Ekonomik patlama yapması beklenen bir Türkiye''den yatırım patlaması yapılan 80''lerin Türkiye''si bile çıkarılamamıştı.
İnanın 90''lı yılların o siyasetçileri hiç ama hiçbir şey yapmasalar dahi Türkiye en az 80''lerden daha hızlı büyüyebilirdi. Türkiye 90''larda yerinde saydırıldığı gibi geleceğini de batmak adına ipotek altına almıştı. Erken emeklilik ile genç nüfusun faydaları yıkıldığı gibi her yıl bütçeye 30-40 milyar liralık ek maliyet getirilmişti. Bankaları soyulmuş, faiz bataklığına saplatılmış bir Türkiye ortaya çıkmıştı.
Mesela bir Şemsi Denizer önderliğinde maden işçilerinin Ankara''ya yürütülmesi ile Özal''a yapılanları düşünün ve TEKEL işçileri ile bugün yapılmaya çalışılan hareketi karşılaştırın. Ve o cinayetin aydınlatılamamasını.
Sayın Başbakan Erdoğan üç gün önce Rize''de "Türkiye''nin büyümesini istemiyorlar" demişti. Evet, dün ve bugün bu yazıları bu nedenle yazıyorum. Türkiye''nin gerçekten büyümesini istemeyenler var. Ve büyüme ivmesi tam yola girerken bu ''istemeyenler'' toplumsal olaylardan, adı ölüm olan cinayet şüpheli kazalara kadar birçok adımları atabiliyorlar.
Ama bir noktaya da dikkat çekmek gerekiyor.
Rahmetli Özal''a yapılanlar ile bugünlerde sergilenenler arasında da benzerliği kaçırmamak gerekiyor. Mesele içerdeki maşalar mı, dışarıdaki oyuncular mı? Maşaların yakalanması kadar parasal ve dışsal destekçilerin de açığa çıkarılması önemlidir.
Türkiye''yi büyütmek kolay mı sanıyorsunuz.
Ölümden öte bir yol olduğunu 90-93''lerde görmedik mi?
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.