Bir insana dokunmak…

04:0018/06/2016, Cumartesi
G: 13/09/2019, Cuma
İbrahim Tenekeci

Dokunmak kelimesinin ne çok anlamı var. Temas etmekten hüzün ve keder vermeye kadar. Bazen bir söz, bazen bir bakış.



Dergimizin haziran sayısında dokunaklı bir yazı yayınladık. İbrahim Kalın kaleme aldı. 23 Nisan münasebetiyle, ülkemizin farklı yerlerinden gelen çocuklar Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde misafir ediliyor. Onun masasına gözleri görmeyen çocuklar oturuyor. Annelerden bir tanesi, “çocuklar cumhurbaşkanımıza dokunmak ister” diyor. Dokunmak. Sonra fotoğrafçının “bu tarafa bakın çocuklar” sesi ve o sese dönen pırıl pırıl yüzler.



“Bu dünyada hiçbir zaman göremeyecekleri bir fotoğraf karesinde yer almanın mutluluğu…”

Bu da bana dokundu.



***


İnsanın kıymetini, uzak durdukları ile yakın oldukları belirler. Neyin peşindeysek, zamanla ona benzeriz.



Erzincan ilinin Kemaliye ilçesinden derlenen bir söz:

Yalanın dibi deliktir.


Dünyaya da 'yalan' diyoruz. Dokunma duygusunu mülkiyet olarak anlayanlar, bizi elbette anlayamazlar.



Dünya devletine neredeyse hiç dokunmayan ve bu şekilde geçip giden nice insan tanıdım. Kendilerine ait özel eşyaları pek yoktu. Yüksek derecede yetinme ahlâkına sahiptiler.



“Bu dünyada” diye başlayan cümlenin bana dokunması, beraberinde, şu hakikati hatırlattı: 'İnsan gönülden ibarettir. Gönül ise bu âleme ait değildir.' O halde, işlerin en muhteremi, bir gönüle dokunmak olmalı. Ağlayanı güldürmek, düşeni kaldırmak, darda kalanı ferahlatmak. Bir de bu: Sevdiklerimizi sevindirmek. Bütün bunlar, bir başkasından ziyade kendimize iyilik etmektir. İnsanın, evvela kendisine iyiliğinin dokunmasıdır.



Diyelim: Parmaklarımızla dokunmadan alabileceğimiz şeyler sınırlıdır. Gönül ve dua, işte bunlardandır.


***


Yıllar önceydi. İftara davetliydim. Şişli'deki bir otelde. Mecburen gittim.



Ortamı beğenmedim ve hemen oradan uzaklaştım. Beton çölünde bir vaha gibi parlayan Şişli camiine yöneldim. Ezan okunmak üzereydi. Avluda sıra vardı, insanlara üç kap sıcak yemek veriyorlardı. Fakirler, evsizler ve evine yetişememiş olanlar. Çoğunluk gariplerdeydi. O akşam, aş ile yemek arasındaki farkı gördüm, öğrendim.



Şimdi Ramazan ayındayız. İftarlar, etkinlikler, konserler vs. Bunları yaparken bir insanın gönlüne dokunabiliyor muyuz? “Çok şükür, gösterişten uzağız” diyebiliyor muyuz? 'Saygın konuklar' arasında, dokunup da almak istediğimiz nedir?



İlim ve İrfan dergisinin son sayısında yer alan harika bir tespit:

“Beden acıktıkça ruh doyuyor, beden doydukça ruh acıkıyor.”

Başka söze gerek var mı, bilmiyorum. Herhalde yok.


#Temas
#Dokunmak
#İbrahim Kalın