
Mısırlılar Hüsnü Mübarek''i deviren halk ayaklanmasını, Tahrir Meydanı''nı kitlesel bir şekilde ilk tuttukları günün şerefine "25 Ocak Devrimi" olarak anıyorlar. 2011''deki o günden bugüne Tahrir''i hiç boş bırakmadılar. Bir ihtar meydanı, taleplerini duyurmak için bir serbest kürsü oldu Tahrir; şiddetli çatışmalar da yaşandı, şenlikler, kutlamalar da yapıldı.
Hatta daha 5 ay önce ülkenin şeffaf ve demokratik bir seçimle işbaşına gelen ilk Cumhurbaşkanı için, Muhammed Mursi için, dolup taşmıştı meydan. Şimdi ise Tahrir''i dolduranlar Mursi''yi bir başka dikta rejimi kurmaya çalışmakla suçluyorlar ve hiç kimse de 25 Ocak Devrimi''nin ikinci yıldönümünde Tahrir''de nasıl bir manzara olacağını kestiremiyor. Çünkü son 18 gün içinde müthiş ivme kazanan tehlikeli bir kutuplaşma süreci, ülkeyi Mursi yanlıları ve Mursi karşıtları olarak ikiye bölmüş durumda.
18 gün önce Cumhurbaşkanı Mursi, İsrail''in Gazze saldırısına son veren ateşkesin başaktörlerinden biri olarak uluslararası övgüye mazhar olmuştu. Belki de tam bu yüzden, dışpolitika başarısını içpolitikaya tahvil etmeyi umarak, hemen ertesi gün yetkilerini genişleten kararnameyi çıkardı. Mursi böylece, yasama yetkisini seçilmişlerin elinden tümüyle almakta olan Mübarek rejiminin uzantısı yargı erkini devre dışı bıraktı. Nitekim devrimin kazanımlarını korumak için buna mecbur olduğunu söyledi. Ama Mursi''nin hamlesi Selefiler hariç, daha önce dağınık olan, pekçok konuda anlaşamayan muhalefet gruplarını birleştirmeye yaradı. Muhalefet temsilcilerinin daha önce çekildikleri için yer almadığı anayasa yazım çalışmasının da, jet hızıyla tamamlanarak, Mursi tarafından referanduma götürülmesi, çatışmayı derinleştirdi.
Bu kırılmayı ilk bakışta İslamcılarla sekülerciler (laiklik kelimesinden, bizdeki yüklü çağrışımları yüzünden özellikle kaçındım) arasında bir çatışma gibi görmek çok yanlış olmaz ama olanı biteni anlamaya da yetmez. Hele hele muhalefeti dış güçlerin de desteklediği eski rejim yanlılarından ibaret sanmak, hepten hata olur.
Kamplardan birinin başını evet Müslüman Kardeşler çekiyor. Halihazırda Selefiler''den de destek alıyorlar. Mursi''nin liderliğini meşru bulmayan muhalefeti demokratik çoğunluğun iradesine saygı göstermemekle suçluyorlar.
Pek haksız sayılmazlar: Haziran''da Cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turunda 50 milyon civarındaki seçmenin yaklaşık yarısı (%51) gitmişti sandığa ve ülkenin en köklü en örgütlü muhalefeti olagelmiş Müslüman Kardeşler''in adayı Muhammed Mursi, eski rejimin son başbakanı Ahmed Şefik karşısında %3''lük bir farkla galip gelmişti. Daha önce devrim sonrasının ilk parlamento seçimlerinden de birinci ve ikinci çıkan Müslüman Kardeşler''in Özgürlük ve Adalet Partisi ile Selefilerin El Nur''u oyların %65''ini almıştı. Muhalefet temsilcileri kalan %35''lik oyu paylaşmış, seçmenin neredeyse yarısı yine sandığa gitmemişti (%46).
Seçmeyen seçmen kitlesinin bugün hangi tarafta durduklarını kestirmek güç ama, taraflar onlar adına da konuştukları iddiasında. Ya sokağa çıkarak ya da referandum için sandık başına giderek mobilize edilmek isteniyorlar.
Mursi karşıtı kampın da haklı argümanları var: Cumhurbaşkanı''nın genişleyen yetkileri denetimden muaf. Denetim yolu ise anayasanın kabulüne bağlı olarak açılıyor. Sonrasında Mursi''nin iyi niyet beyanına güvenmek için ne tarihsel arkaplan uygun ne de yapacaklarına teminat sayılacak icraat var ortada. Aksine Mursi''nin eski rejimin halkı baskı altında tutmak için kullandığı güvenlik aygıtını dağıtmamış olması endişe uyandırıyor. Devrimi hazırlayan sosyo-ekonomik koşullar da yerli yerinde.
Ama muhalefetin Mursi''nin uzlaşma fırsatı olarak sunduğu toplantıya katılmama kararını yanlış buluyorum. Karşı tarafı tırmanması muhtemel şiddeti güç kullanarak bastırmaya davet eden, meşruiyetini olası mağduriyete dayandırmayı hesaplayan bir yan seziyorum bu tavırda. Daha da kötüsü ister taraflardan birinin çağrısıyla olsun ister tarafların arasına girmek bahanesiyle, eski rejimin yapıtaşı ordunun sahneyi çalmasına uygun ortam oluşuyor.
Mursi yanlılarından "bu devrim değildi ki zaten" diyen komploseverleri, karşıtlarından da "devrim kansız olmaz" diyenleri haksız çıkarmalarını diliyorum. Ayda Eyyubi''nin 25 Ocak devrimi ve Tahrir meydanı için yazdığı şarkıda söylediği gibi:
Ey meydan... bunca zamandır neredeydin?
Önce kendimizden başlamalı değişim.
Sen bize çok şey verdin. Bundan sonrası bizim.
Komşular kulak kesildi, bizi dinliyor dünya.
Gücümüz fikrimizdir ve silahımızdır birlikteliğimiz.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.