Yazarlar Bond çantalı adam

Bond çantalı adam

İsmail Kılıçarslan
İsmail Kılıçarslan Gazete Yazarı
Abone Ol Google News

Namazda da kullanılan kahverengi bir yün takke, açık gri kırçıllı ve nedense kendisine bir beden büyük gelen bir takım elbise, lacivertten maviye bir gömlek, pembeden kırmızıya parlak bir kravat ve aynı parlaklıkta bir cep mendili, altın renkli bir kravat iğnesi, siyah kumaştan bir yelek ve olmasa bütün bu manzaranın tamamlanmayacağına ikna olduğum büyük boy bir bond çanta.

Yaşı yanılmıyorsam 65 civarı. “Kusuruma bakma, dinelemiyom da, şoradan araya girsem” demesinden anladığım kadarıyla da ya Yozgatlı ya Kırşehirli.

Ankara’dan İstanbul’a gidecek bir uçağın yolcu sırasında Orta Çağ’dan beri istifini bozmadan duran bu adamın hikâyesini düşündüm.

Fakat hikâyesini söktürmeden önce dank etti. Orta Çağ’dan beri istifini bozmadan duran bu adam artık hayatımızda yok. Yendiler onu. Anadolu’nun küçük kasabalarına, şehrin en dış çeperlerine sürdüler. Yendiler onu. Anlamadığı, anlamlandıramadığı, biçimlendiremediği ve azını çoğunu anlamadığı bu yeni dünyada bedenine bir beden büyük gelen takım elbisesi ve kahverengi yün takkesiyle bu adam yenilmiş, Viyana önlerinden çekilmiş bir yeniçeri eskisi artık.

Gırantalığını yere bir an olsun düşürmemek, zamanın behri birinde “oldumuydun en iyisi ossun yeğenim” dediği ve gözü gibi baktığı o bond çantaya sıkı sıkı sarılmak ve kravatının rengiyle gururlanmak engel olamamış mağlubiyetine.

Gömlek cebinde kalem ve not defteri, pantolonun arka cebinde cüzdan, belinde küçük bir çakı taşıyan o adamlara yer bırakmadı dünya. Usulca gözden kayboldular. Şimdi birbirine tıpatıp benzeyen ve bu benzerlikle benzersiz olduğunu zanneden insanlar, yün ceketinin yakasına Refah Partisi, altı ok, Türk bayrağı, ANAP rozeti takan adamları “çağın dışında” sayıyorlar.

Hayatındaki en büyük yoksulluğu “bir keresinde internet çekmemişti” diyerek tanımlayabilecek insanlar, kanlarıyla, terleriyle, elleriyle, tırnaklarıyla bize iyi kötü, kırık dökük bir ülke inşa eden o yoksulluğa, o samimiyete, o kırmızı mı pembe mi olduğunu bilemeyeceğiniz parlak kravata burun kıvırıyorlar.

Hikâyesini buldum bond çantalı adamın. Zihnimde.

1975 yılında askerden dönünce dayısı bu abiye “yeğenim, çık gel de öleceksek burada ölelim” demiş ve bu abi Almanya’nın “Kölün” şehrine gitmiş böylelikle. Bir iki yıl kaçak çalıştıktan sonra oturum almış ve ticaret işinden zerrece anlamayan bütün Anadolulular gibi “asıl para ticarette” deyip her türlü Türk ürünleri sattığı bir dükkan açmış dayısını kafalayıp. Başlangıçta işler iyiymiş ama sonradan vergisiydi, algısıydı, kirasıydı derken dükkanı devretmeye karar vermişler. İyi sayılabilir bir para eline geçince “melmekete döneyim diyorum dayı” demiş dayısına. Gelmiş, bağ bahçe, tarla taban almış; işi hepten rençberliğe vurmuş. Yan köyden de bir geçkince kız bulmuşlar, eh, Allah mesut etsin.

Allah mesut etsin tabii de, bu abimiz durmamış. 90’ların başında şu “holdigler” meselesi patlayınca “Alamanya'daki bağlantılarını bu işlere ikna etmek” için tarlayı tabanı bırakıp Frankfurt senin, Münih benim cami cami dolaşıp makbuz karşılığı hisse satmış.

Ya ne olacaktı?

Allah için o dönem kazandığı parayı da bir daha ömrü hayatında görmemiş. Aha bu bond çanta da o yıllardan kalmış elinde. Yadigâr.

28 Şubat civarı holdingler meselesi karmakarışık hale gelince, atın izi itin izine karışınca Allah’tan korkan bu güzel abi çekilivermiş o işlerden. Hatta işe erken uyanınca parasını da kurtarmış bazılarının.

Sonrası… Sonrası ne olacak? Çoluk çombalak, torun tombalak derken takmış kahverengi yün takkeyi başına. “Tosul tosul gocaherif” dedikleri makam-ı âliye erişmiş ki her kula nasip olmaz bir makamdır Anadolu’da.

İşte şimdi de Ankara’dan İstanbul’a küçük kızdan olma iki torununu görmeye gidiyor. Bütün gırantalığı, bütün yorgunluğu, bütün dinelememesi ve bütün uyumsuzluğuyla dillerinden hiç anlamadığı torunlarını karşılıksız sevmeye gidiyor.

Hayattan çekilmiş çekilmesine de o bond çantanın insana güven veren o kulpu yok mu? İşte o, geride bıraktığı tüm renkleri kendisine rapteden bir oltaya dönüşmüş. Okyanusun ortasında çabalayıp duruyor. Bu yüzden.

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.