Seçenek bir isim, almaşık bir sıfattır

00:0019/11/1999, Cuma
G: 10/09/2019, Salı
İsmet Özel

Alternatif kelimesini yenileşen Türkçe''de bir isim olarak kullanmak istediğimizde seçenek diyoruz, yok eğer bir sıfat olarak alternatif kelimesi kullanılmak gerekiyorsa bu kez almaşık dememiz gerekiyor. "Ya bu, ya şu" dediğimiz zaman seçenekleri dile getirmiş oluruz. "Bir bu, bir şu" dediğimiz zaman keyfiyetin almaşık özelliğini vurgularız. Seçenek "diğerinin yerini alan, diğerinin yerine geçebilecek olan"dır. Almaşık "diğeriyle oluş, yerini diğeri yüzünden kazanış" halini ifade eder. Böyle bir

Alternatif kelimesini yenileşen Türkçe''de bir isim olarak kullanmak istediğimizde seçenek diyoruz, yok eğer bir sıfat olarak alternatif kelimesi kullanılmak gerekiyorsa bu kez almaşık dememiz gerekiyor. "Ya bu, ya şu" dediğimiz zaman seçenekleri dile getirmiş oluruz. "Bir bu, bir şu" dediğimiz zaman keyfiyetin almaşık özelliğini vurgularız. Seçenek "diğerinin yerini alan, diğerinin yerine geçebilecek olan"dır. Almaşık "diğeriyle oluş, yerini diğeri yüzünden kazanış" halini ifade eder. Böyle bir ayrımın Türk siyaset hayatını kavramak bakımından önemi büyük. İkisini birbirine karıştıran ve seçeneği almaşık, almaşığı seçenek sanan siyasi aktörleri kötürümlük tehlikesi bekliyor.

Nasıl Britanya siyasetinde monarşi bir seçenek değilse, Türk siyasetinde de cumhuriyet bir seçenek değildir. Yani ne Britanya''da cumhuriyeti ihdas etmek üzere harekete geçmiş siyasi güçler vardır ve ne de Türkiye''de saltanatçı ve/veya hilâfetçi siyasi akımların varlığından söz edilebilir. Kral Beşinci George''a (1865-1936) ülkesinde bir komünist ihtilâli çıkarsa ne yapacağını sormuşlar, o da "Britanya Sovyetleri''nin kralı olurum" cevabını vermiş. Bu böyleyse Türkiye''de bir siyasi teşekkül olarak cumhuriyetin yeri Britanya''daki monarşiden daha da sağlamdır. Hepimiz biliyoruz ki Türkiye''de bir veya birkaç siyasi seçenek çıkmışsa bu, cumhuriyet olsun mu olmasın mı sorusu ortaya atıldığından dolayı değil; cumhuriyetin nasıl bir cumhuriyet olması gerektiği sorusu cevapsız bırakıldığından dolayı çıkmıştır. Seçenek söz konusu olduğunda Türkiye''de real politik 1961 Anayasası''nın sosyalizme açık olup olmadığı ve 1990 sonrası gelişmeler sonucunda ılımlı/Batıcı İslâm''ın laik/Kemalist öncüllerin yerini alıp alamayacağı çevresinde dönendi. Geride bıraktığımız son kırk yılda Cumhuriyet Türkiyesindeki siyasi istikrar seçeneklerini sosyalizm ve İslâmiyet''te arayanların bulunduğu söylenebilirdi ve fakat bu arayışın peşinden giden taraflardan ne biri, ne diğeri cumhuriyete bir seçenek getirmeye yeltenmişti.

Demokrasi tarihimiz boyunca Sosyalizm ve İslâmiyet cumhuriyet içinde birer seçenek olma katına yükselemediler. Çünkü sırasıyla hem sosyalizmden yana ve hem de İslâmiyet''ten yana politika üretme girişiminde bulunanların çapı devletin almaşık dizgesi içinde yer almaktan fazlasını gerçekleştirebilmeye yetmedi. Sağcılık ve solculuk varlığını ancak sıradanlaşmak suretiyle, devletin denetim mekanizmasının dışına taşmamak suretiyle koruyabildi. Bu yüzden Türk siyaset sahnesine kaba, temelsiz ve tutarsız bir sağ/sol bölünmesinden daha nitelikli bir ayrım getirmek imkânı bulunamadı. Ülkemizdeki demokrasi uygulaması devletin almaşık dizgesini doğrulamaya dönüktü. 1950''de seçimi kazanan Demokrat Parti CHP''nin yerini alabilecek bir seçenek değil, devletin almaşık dizgesinin diğer parçası olmak mecburiyetindeydi. Dizgenin sağlıklı işleyişine kavuşabilmek için "ya bu, ya şu hükümet edecek" düşüncesinden uzaklaşmak ve "bir bu, bir şu hükümet edecek" fikrini benimsemek gerekiyordu. Bu fikri benimsetmenin yolu kısmen siyasi partilerden geçirilebiliyorsa kısmen de ideolojilerden geçirilebiliyordu. Seçeneksiz ve almaşık kalan siyaset tarzının ceremesini çekiyoruz.