
Prof. Ömer Çaha''nın referandum sonuçlarına ilişkin çalışmasından bir gazete haberi yoluyla haberdar oldum. Haberde söz konusu çalışmanın özellikle, “evetçi” ve “hayırcı” seçmenlerin “eğitim düzeyleri”ne ilişkin çokça dile getirilen bir “analiz”e yönelttiği eleştiri öne çıkarılmıştı. Çaha, referandumda “eğitimliler”in hayır, “cahiller”in evet dediğini ileri sürmenin yanlış olduğunu, elimizdeki bilgilerin bu tezi a doğrulamadığını söylüyordu. Referandumda oyların dağılımını “cahil-okumuş” ekseninden okumak son derece yanlıştı.
Çaha''nın Devlet İstatistik Enstitüsü''nün çıkardığı Türkiye''nin en gelişmiş 10 ilinin sosyo-ekonomik verileri söz konusu illerdeki evet-hayır oranlarıyla karşılaştırarak vardığı bu sonuç -doğrusu- benim de konuya ilişkin sınırlı gözlemlerim -ve sezgim- yoluyla vardığım bir sonuçtu.
Referandum günü (de) Kuzey Ege''nin bir ilçesindeydim. Bu ilçe (Ayvalık) “hayır”ın tavan yaptığı yerleşim yerlerinden birisiydi. Ama etrafımıza bakınca seçmenlerde “eğitim düzeyi” açısından bir “olağanüstülük” gözlemlenmiyordu. Üstelik (Çaha''nın analizine ek olarak belirteyim) bu seçmen topluluğu gelir-geçim seviyesi itibarıyla da “orta”ya yakın bir profil sergiliyordu. Lakin bütün bu “olağan” verilere rağmen “hayır”da karar kıldıkları besbelliydi. Göçmeni bol bu ilçe halkı referandum konusunda (eğer değerli arkadaşım Şahin Alpay''ın “Balkan göçmenleri” ile “hayırcılar” arasında kurduğu sıkı bağ doğru değil ise, bkz. “Türkiye üçe mi bölündü?”, Zaman) her ne hikmet ise eğitim ve gelir seviyeleri bakımından Konya ya da Kayseri''deki “sınıfdaşları” ve ile taban tabana zıt fikirlere sahipti.
İzmir, Ankara, Eskişehir, Bursa, Kocaeli, İstanbul, Çanakkale, Denizli, Isparta ve Muğla''nın “eğitim düzeyleri”ni referandumda kullanılan oy cinsiyle karşılaştıran Ömer Çaha''nın verdiği bilgiler gerçekten bu konudaki “önyargıyı” yıkacak nitelikte. Mesela “hayır”ın kalelerinden İzmir: Nüfusunun yüzde 6''sı okuma yazma bilmeyen, yüzde 41''i ilkokul, yüzde 5''i ortaokul, yüzde 19''u lise. Yüzde 10''u üniversite mezunu bir il burası. Mesela (bu sefer “evet”in kalelerinden) Konya, Kayseri, Kocaeli, Sakarya: Bu iller ile İzmir''in “eğitim seviyesi” arasında büyük farklar yok. Demek ki diyor Çaha, İzmir örneğinde “Bütün üniversite ve lise mezunlarının “hayır” yönünde oy verdiğini varsaysak bile bu yönde oy kullanan seçmenin yüzde 35''i ilkokul ve altında bir eğitim düzeyine sahiptir.”
Çaha, “hayırcı” ve “evetçi” iller arasında “sinema ve tiyatroya gitmek ve sigara içmek” açısından da fark olmadığını söylüyor. (Demek ki “evetçiler” gibi “hayırcılar” da aynı oranda sinema-tiyatroya (?) gidip cigara tüttürmekte!) AK Parti ve CHP seçmeni arasındaki esas farklılığın “Cuma namazı”, “beş vakit namaz” “Ramazanda oruç” ve de özellikle “içki içmek” konusunda ortaya çıktığını saptıyor. Tahmin edildiği gibi Ak Parti''ye oy verenler genel olarak namaz ve oruç konusunda “yüksek hassasiyet” sergilerken CHP''li seçmen de bu hassasiyet daha düşük.
Ama söylediğim gibi asıl ayırıcı çizgi “içki meselesi”. Ömer Çaha, CHP''ye oy veren seçmenin yüzde 50''sinin “düzenli veya arada bir” içki içerken bu aranın AK Partili seçmende yüzde 15 düzeyinde olduğunu söylüyor.
Çaha''nın vardığı bu sonuçların -çalışma önümde olmadığından ve sadece bir gazete haberinden hareketle bu yazıyı sürdürdüğümden) gerçeği ne derece yansıttığını değerlendirecek durumda değilim. Ancak çıkarılan bu son sonuç (içki meselesi) bana –sanki- eksikmiş gibi geliyor.
Ayrıca bu konuya ilişkin şu görüşümü de eklemeliyim: Çaha''nın vardığı bu sonuç doğru ise, Türkiye toplumunu “siyaset” söz konusu olduğunda bölen asıl eksenin “içki içip içmeme meselesi” olduğunu kabul etmemiz gerekecek ki, bu çok umut kırıcı bir sonuçtur doğrusu… Eloğlu siyaseti sınıf, kimlik ve hatta “eğitim düzeyi” vb. eksenlerinde anlar ve yürütürken, bizim ortaya bu derece apolitik bir “kriter” koymak noktasına gelmemiz çok düşündürücü değil midir?
Bu çerçevede eğer Çaha''nın tespitleri doğru ise şu sonuca da varabiliriz: “Diğer her şey yalan”mış meğer; bu ülkede siyasi cenahları birbirinden ayıran ve giderek ayıracak olan kriter “içki meselesi”ymiş!
Çaha''nın “içki meselesi”nde CHP''li seçmenler için verdiği oran da (yüzde 50''si düzenli ya da arada bir içki içmektedir) bana inandırıcı gelmedi. Gelmedi çünkü bu oranın içinde nüfusun yarısını oluşturan kadınlar da yer alıyor. Oysa biz biliyoruz ki kadınların içki (“alköllü” demek gerekir tabii ki) ile araları iyi değildir bu memlekette. Demek ki o zaman CHP''li seçmenlerin alışkanlıklarını sıralarken hiç değilse “erkek CHP''liler” ve “kadın CHP''liler” diye bir not düşülmesi gerekmez miydi?
Sonuç olarak, Çaha''nın referandum sonuçlarını “eğitim seviyesi” açısından değerlendiren analizinin bize içinde yaşadığımız toplumu anlamamız için yardımcı olacağı muhakkak; ancak çalışmanın “içki meselesi” faslının bu nitelikte olmadığını da söylemek zorundayım.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.