Son yazımda rüyamda Diyanet İşleri Başkanlığı''nın cumhurbaşkanlığı seçimlerine müdahele anlamını taşıyan bir açıklama yaptığını, bunun da yazarı, milletvekili, sivil toplum örgütleriyle nasıl protesto ile karşılaştığını gördüğümü, uyandığımda bunun gerçek olmadığına, ama demokrasi bilincinin rüyamda da olsa toplumda yerleşmiş olmasına sevindiğimi belirten bir yazı yazmıştım. Diyanet İşleri Başkanlığı Protokol Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü bir açıklama göndererek bu yazıdan dolayı üzüntülerini bildirmiş. Yazıda özetle deniyor ki böyle bir açıklamayı Diyanet İşleri Başkanlığı değil, başka bir kurum yapmıştır. Bu kurum eleştirilirken başka bir kurumun alet edilmesi, hiç gerek yokken hayal mahsulü senaryoya Başkanlığın dahil edilmesinden Başkanlığı ve tüm Diyanet personelini üzmüştür. Bu tutumun sebebini anlamadıklarını ve tasvip etmediklerini, bundan böyle daha duyarlı olmam dilediklerini de eklemişler yazıya.
Diyanet İşleri Başkanlığı''nın bu yazıma alınganlık göstermesine ve açıklama göndermesine şaşırdığımı belirtmeliyim. Önce yazı doğrudan Diyanet İşleri Başkanlığı''nı hedef alan bir yazı değildi. Genelkurmay Başkanlığı''nın "Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgilenmediğimiz doğru değildir" tarzındaki açıklamasına basının, milletvekillerinin, parti yetkililerinin gösterdiği ikiyüzlü tavrı hedef alan bir yazıydı. Demokratik bir ülkede hiçbir şekilde olması mümkün olmayan böyle bir açıklamaya siyasilerin ve medyanın yaklaşımı çok yumuşaktı. Sair zaman demokrasi adına mangalda kül bırakmayanlar bu defa Genelkurmay''ın anayasal bir kurum olduğu, görüş açıklamasının doğal bulunduğu, milletvekillerinin de siyasetin sadece Meclis''te yapılmadığı gerçeğini böylece öğrenmiş olduklarını söylüyorlar, kimilerinin etekleri de "28 Şubat kurumlaşıyor" diye zil çalıyordu.
Bazan bir davranışın yanlışlığını anlatmak için onu herkesin göreceği bir şekle sokmak gerekiyor. Senelerdir sürekli dilimize doladığımız bir söylem var: Camiye, okula ve kışlaya siyaset girmemeli. Ben bu söylemimizde samimi olmadığımızı düşünüyorum. Kimi dindarlar camiye siyaset girdiğinde kendi partilerine yarayacağı için, kimi demokratlar da okula ve kışlaya siyaset girdiğinde şartlar gereği kendi işlerine geldiğini düşündükleri için tepki göstermiyorlar. Bunun bence her ikisi de yanlıştır. Şu anda Genelkurmay''ın açıklamasına tepki göstermeyenlere bunun yanlışlığını anlatmanın tek yolu o bağlamdan Genelkurmay''ı çıkarıp oraya tepki gösterecekleri bir başka kurumu koymaktı. Okulları koyamazdım, onlar da şu anda politikaya batmış durumdalar, ilericilik ve laikçilik adına ona da göz yumarlardı. Yanlışlığı bütün çıplaklığıyla anlatmam için camiyi koydum oraya. Başkanlığı yazıya dahil etmem bu yüzden. Burada şöyle de denebilirdi. "Açıklamayı yapan kurum Genelkurmay değil de Diyanet İşleri Başkanlığı olsaydı aynı şekilde düşünür, ''anayasal bir kurum olarak açıklama yapabilir'' diye geçiştirebilir miydiniz?". Böyle deseydim Diyanet İşleri Başkanlığı yine alınganlık gösterecek miydi? Ha böyle demişim, ha rüyamda bu açıklamayı Diyanet''in yaptığını söyleyip ortaya konan çifte standarda dikkat çekmişim, ne farkeder? Bütün bunlara rağmen Başkanlığı ve Diyanet camiasını üzdüğüm için üzgünüm. Amacım onları kırmak değildi.
Öte yandan ânında tepki görmeme de şaşırmadım değil. Bugüne kadar ki tavrıyla Diyanet''in kendisini ilgilendiren konularda hiç tepki göstermemesine öylesine alışmışım ki fakstaki mesajı okuyunca gözlerime inanamadım. Belki de Başkanlık''ta köklü bir tavır değişikliği var. Bundan böyle Başkanlık, kurumun ve korumakla yükümlü olduğu dinî değerlerin saygınlığına halel geldiğini düşündüğü her konuda tepki gösterecek. Buna sevinmedim, özellikle dinî değerlere gösterilen saygısızlığa tepki gösterecek olmasına memnun olmadım değil. E, Diyanet İşleri Başkanlığı kurumun saygınlığına dikkat edip, dinî değerlere saygısızlığı sineye çekecek değil ya.
Başlıklar :

