Fazilet Partisi''nin durumu Osmanlı devletinin son dönemlerine benziyor. Yıkılmak için hem içerden darbelere maruz kalıyor, hem dışardan. Sayın Erbakan ve yakın arkadaşları bir taraftan kendilerine hiç yarar sağlamayacak ancak partiyi toplum nazarında itibarsız kılacak hamlelere ısrarla devam ederken, diğer taraftan partinin kapatılma sürecini kolaylaştıracak ve hızlandıracak malzemeleri ilgilililere vermekten geri durmuyorlar. Bu malzemelerin objektif olarak bu sonucu doğurmaya yetip yetmediği sistemin nasıl işlediği göz önüne alındığında hiç de önemli değil. Öte yandan Fazilet Partisi''nin bundan öncekilerin akıbetine uğratılarak kapatılmasına yol açacak süreç başlatılmak üzere. Tam bir iki taraflı kuşatılmışlık hali.
Herkesin ibretle seyrettiği parti içi gelişmelerin aslında şaşılacak bir tarafı yok. Türkiye''de partilerle liderler arasındaki ilişkinin bir mülkiyet ilişkisi olduğundan daha önce söz etmiştik. Öyle anlaşılıyor ki Sayın Erbakan MNP, MSP ve RP''den sonra aynı çizgide politika yapmak üzere kurulan Fazilet Partisi''nin de kendisiyle bağını devam ettirmesinden, hem de mülkiyet ilişkisi çerçevesinde devam ettirmesinden yana. Bunun partiye Refah Partisi''nin devamı olduğu görüntüsü vermesinden ve kapatılmasına yol açmasından fazla rahatsız da değil. Kendi portföyünden çıkma tehlikesi gösteren partinin kapatılması ile kendisinden bağımsız olması arasında onun açısından bir fark olmadığı anlaşılmaktadır.
Erbakan ve yakın mesai arkadaşları tarafından takip edilen bu politikanın aslında faydası yok değil. Bu politika, seçim sonrasında, şayet ayakta kalabilirse, Fazilet Partisi''nin rüşdünü kazanması sürecini hızlandıracak ve kolaylaştıracak. Şimdiden parti içinde başgösteren çalkantılar ve takip edilen politik zikzaklar, bu sürecin esasen yürümekte olduğunu göstermektedir. Seçim sonrasında bu çalkantıların bir süre daha devam ederek partinin tam reşit hale gelmesine yol açması kuvvetle muhtemel. Belki de asıl korkulan netice bu.
Tam bu aşamada Fazilet Partisi''nin kapatılma sürecinin başlatılmak istendiği görülmekte. Bunu tasvip etmek mümkün değil. Bu birkaç açıdan talihsiz bir gelişmedir. Bir defa partilerin ne kadar zayıf bir hukuki dayanakla ayakta durduklarını göstermesi bakımından dikkat çekici. Recai Kutan''a katılmamak mümkün değil. Parti kapatmanın dernek kapatmaktan daha kolay olduğu bir ülkede demokrasiden bahsedilemez. İkincisi bu gelişme kendiliğinden olmamakta, başka güçler devreye girerek bu sonucu hazırlamakta. Kuvvet komutanlarının tam bu sırada Başsavcı Vural Savaş''ı ziyaret etmesi bana fevkalade yanlış geliyor. Yapılan "nezaket ziyareti" açıklamaları bu yanlışlığı düzeltmemektedir. Bu aşamadan sonra verilecek bir kapatma kararının bağımsız yargı tarafından verildiğine kimse kolay kolay inanmayacak. Üstelik bu teşebbüs birden bire Fazilet Partisi içindeki bir iç muhasebeyi gündemden kaldıracak, birilerinin yaptıkları politik hatalarının faturası sahiplerine çıkarılamayacaktır. Bu Türkiye''de nice zamandır sürmekte olan fasit dairenin bir kere daha devam etmesi anlamına gelmektedir. Sivil politikacıların davranışları modern veya post-modern askeri müdahaleleri gündeme getirmekte, bu müdahaleler de kimilerine tekrar bir mazlumluk ve masumluk zırhı giydirmektedir. Hiç değilse bu fasit daire bu defa kırılmalı, bırakılmalı bu parti kendi iç hesaplaşmasını kendi başına yapabilmelidir. Buna müsaade edildiğinde muhtemel ki FP''nin önceki partilerin devamı olmadığı görülecektir.
İçten dıştan darbelerle yıkılmıyor diye teselli bulduğumuz Osmanlı devleti nihayet yıkıldı. Bakalım Fazilet Partisi bu çift taraflı darbelere dayanabilecek mi?
Başlıklar :

