Kara bulutlar

00:003/08/2008, Pazar
G: 2/09/2019, Pazartesi
Mehmet Doğan - Pazar

“Kara bulutları kaldır aradanNe kadar özenmiş seni yaratan”Hazreti Mevlana insanın asıl güzelliğini anlatırken şöyle diyor: “Sen cam aynasında bedenini gördüğün gibi, can aynasında ruhunu bir görebilsen kıyamete kadar ayılamazsın.”İnsan ruhunun güzelliğini duyurması açısından bu temsili çok önemli buluyorum ve derin bir iç geçiriyor, derin derin hayallere dalıyorum. Ah diyorum, ah, nerde o göz, nerede bu söz!..Yunus Emrem:“Bu vücudum şehrine her dem giresim gelirİçindeki sultanın yüzün göresim gelirİşitirim

“Kara bulutları kaldır aradan

Ne kadar özenmiş seni yaratan”

Hazreti Mevlana insanın asıl güzelliğini anlatırken şöyle diyor: “Sen cam aynasında bedenini gördüğün gibi, can aynasında ruhunu bir görebilsen kıyamete kadar ayılamazsın.”

İnsan ruhunun güzelliğini duyurması açısından bu temsili çok önemli buluyorum ve derin bir iç geçiriyor, derin derin hayallere dalıyorum. Ah diyorum, ah, nerde o göz, nerede bu söz!..

Yunus Emrem:

“Bu vücudum şehrine her dem giresim gelir

İçindeki sultanın yüzün göresim gelir

İşitirim sözünü göremezem yüzünü

Yüzünü görmekliğe canım veresim gelir”, derken, aynı şeyi söyler gibidir.

“Vücut” ikliminin Sultanı küçük âlemde ruh, büyük âlemde Allah''tır. Vücut, insan bedeni olarak alınırsa Sultan ruh, “varlık” olarak alınırsa Sultan Allah olur.

Kendini bilen Rabbını bilir. Yaratılan, Yaratanını bilmek için, kendini bilmek zorundadır. Biz, Ondan geldik, yine Ona döneceğiz, dönmekteyiz.

O, bizi var ederken beden ve ruh olarak var etti. Yunus''un deyişiyle:

Pâdişahın hikmeti gör neyledi

Od u su toprag u yile söyledi

Bismillah diyüp götürdi topragı

Ol arada hazır oldı ol dagı

Toprag-ile suyı bünyad eyledi

Ana Âdem dimegi ad eyledi

Yil gelüp ardınca debitdi anı

Andan oldı cism-i Âdem bil bunı

Od dahı geldi vü kızdırdı anı

Çünkü kızdı cisme ulaşdı canı

Surete can girmeğe ferman olur

Padişah emri ana derman olur

Eskilerin deyimi ile anasır-ı Erbaa yani dört unsur denilen toprak, su, hava ve ateşle yoğrulan insan bedeni, can katılarak hayata gönderilir.

Yunus Emre''ye göre insan bedeni şu niteliklerle donatılır: Toprakla sabır, iyi huy, tevekkül, mekrümet (cömertlik); Su ile, safa, seha, lütuf ve visal; bunlar müsbet, olumlu sıfatlardır. Hava ile kizb, riya, acelecilik ve nefes; Ateşle de şehvet, kibir, tama ve hased verilir; bunlar da menfi, olumsuz sıfatlardır. Can ile gelen nitelikler de şunlardır: İzzet, vahdet, hayâ ve âdâb-ı hal; bunlar da olumlu sıfatlar olarak görülmektedir. İnsan, bu donanımla dünya pazarına alış verişe, imtihana, yarışa gönderilmiştir. Görev adı da Allah''a kulluktur. Görevin mahiyet ve şartlarını da Peygamberleri vasıtasıyla kullarına bildirmiştir.

Yunus ve Mevlana bu kulluğun altın örneklerindendirler. Hazreti Mevlana: “Ben yaşadığım müddetçe Kur''an''ın bendesi, kölesiyim; Hz. Muhammed Muhtar''ın ayağının tozuyum!” Yunus Emre de: “Arayı arayı bulsam izini / İzinin tozuna sürsem yüzümü / Hak nasip eylese görsem yüzünü / Ya Muhammed canım arzular Seni.” “Hak yarattı âlemi aşkına Muhammed''in / Ay u günü donattı şevkine Muhammed''in / Ol dedi oldu âlem yazıldı levh ü kalem / Okundı hatm-ı kelam şanına Muhammed''in” diyerek kendi örneklerini işaret ederler.

İnsanlığın zirvesi Hz. Muhammed''dir (as), Yunus ve Mevlana Hazretleri de bu zirvenin, insanlık güneşinin uydularından, parlak yıldızlarından birer aziz candır. İnsan olmak, onların yolunda olmaktır. Onların sevgisiyle dolmaktır.

Can aynasında görüldüğünde kıyamete kadar göreni baygın kılacak o ruh güzelliğini örten kara bulutlar, insandaki olumsuz sıfatlardır. O kara bulutları aradan kaldırmadan, ruh güneşinin ortaya çıkması, görülmesi zordur. O güneş doğmadan da insanlık gecesinden çıkmak imkânsızdır.

Kâfir, örtendir. Gece gibi, eşyayı örten, göstermeyen karanlıktır, kâfir. Onun için Dede Korkut Kitabı''nda kâfir, kara donlu olarak nitelendirilir, kara donlu kâfir denir, ona. Ruhlarının asıl insani cevherini olumsuz sıfatlarıyla örtenler, kibrin, gururun, riyanın, yalanın, hırsın, şehvetin, kinin, düşmanlığın ve daha nice olumsuz özelliklerin kapkara perdesiyle kapatanlar, kara donlu kâfirler, insanın, toplumun kanseri, vebası, cüzzamı gibi baş belalarıdırlar.

Kur''an soylu ruh güneşlerinin batıp gitmelerinden bu yana insanlık, içine girdiği ruh gecesinden bir türlü çıkamadı. Bu uğursuz gecenin sabahına hasretle yaşıyor. Kara gecenin kapkara bulutları, kurşun gibi kapladı insanlığın üstünü. İnsanlık, sömürü, soygun, savaş, ihtilal ve terörler yılgın, tedirgin, bezgin bir hayat yaşıyor.

Ama uzak olsun umutsuzluk, yılgınlık, bezginlik, yorgunluk.

Yunus ve Mevlana mekteplerinde kara bulutlardan sıyrılmış, güneş, ay ve yıldızlar gibi insanlık ufuklarına ışıklar serpen ruhların ışık süvarileri, insanlığın üstüne abanan korku ve terör kara bulutlarını, ruh karanlıklarını kovmaya başladılar.

Dünyanın dört bir yanında Mevlana-Yunus esintili bahar rüzgârları, bu kara bulutları süpürmeye başladı bile.

İstikbal ufuklarında onların en yüksek ve gür sedaları yükselecek ve Allah''ın izniyle özlenen gün, insanlık günü gelecek. Şafak attı, her yerde şafak attı. Yepyeni şafakların seherindeyiz.

Bu güzel seslerin sahiplerine hasret gönüllerin şarkısı da bu olsa gerek:

“Kara bulutları kaldır aradan

Ne kadar özenmiş seni yaratan”