Bir deprem fırsatçılığı

00:0023/11/1999, Salı
G: 10/09/2019, Salı
Mehmet Şeker

Vadi Yayınları''nın kurucusu arkadaşımız Ercan Şen, 12 Kasım''da Kaynaşlı''yı yerle bir eden depremden üç gün sonra karşılaştığı bir olayı aktardı bize.Kaynaşlı''dan bir grup depremzede gece yarısı Metro Turizm''in İstanbul-Ankara seferini yapan 34 KIV 34 plakalı otobüsünü Kaynaşlı''da (deprem hasarından dolayı kapalı olan Metro Turizm Tesisleri önünde) durdurdu.Otobüse iki kadın, iki erkek, iki çocuk bindi. En arkada boş olan koltuklara yerleştirildiler.Depremden kurtulmuşlardı ama evleri yerle

Vadi Yayınları''nın kurucusu arkadaşımız Ercan Şen, 12 Kasım''da Kaynaşlı''yı yerle bir eden depremden üç gün sonra karşılaştığı bir olayı aktardı bize.

Kaynaşlı''dan bir grup depremzede gece yarısı Metro Turizm''in İstanbul-Ankara seferini yapan 34 KIV 34 plakalı otobüsünü Kaynaşlı''da (deprem hasarından dolayı kapalı olan Metro Turizm Tesisleri önünde) durdurdu.

Otobüse iki kadın, iki erkek, iki çocuk bindi. En arkada boş olan koltuklara yerleştirildiler.

Depremden kurtulmuşlardı ama evleri yerle bir olmuştu. Şimdi Ankara''da bulunan akrabalarının yanına gidiyorlardı. Muavin gelerek adam başı üç milyon ücret ödemelerini istedi.

Depremzedeler ve diğer yolcular şaşırdı. Yolcular boş koltuklar için depremzedelerden ücret alınmasına itiraz etti. İtirazların sonunda 18 milyon tutan ücret, 10 milyona indirilebildi.

Böyle bir günde kimse paranın lafını bile duymak istemiyordu.

Tartışma büyüdü ve kaptan da arkaya geldi. Yolculardan birine "Delikanlıysan parayı sen ver. Bu arabanın ayda bilmem ne kadar ödemesi var!" dedi. Delikanlı da "Ben delikanlıyım, işte bu da 10 milyon, ama sen delikanlı değilsin" dedi.

Bu deprem bazılarımıza ahlaki değerlerini hatırlatırken, bazılarımıza da iyice unutturmuştu.

Otobüste bulunan yolcular bir daha o firmanın otobüslerine binmemeye yemin ettiler.

Merhaba sahip

Mister Clinton, önceki gün İtalya''daydı. AGİT kadar önemli olmasa da toplantılara katıldı. Orada konuşan İtalya Başbakanı, yanında oturan Clinton''a rağmen, kendi dilinde tamamladı konuşmasını. İtalyanca bilmeyen Mr. Clinton da anında tercümeyi kulaklıktan takip etti.

Bizim beyler ise, başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Türkçe konuşmak yerine İngilizce konuşmayı tercih ettiler, her toplantıda olduğu gibi, AGİT toplantılarında da. "Bakın nasıl sizin dilinizi konuşuyoruz" der gibi.

Halbuki ülkenin onurunu korumak, kendi insanlarının lisanıyla konuşmaktan başlar. İster kendi topraklarında, ister başka bir ülkede olsun farketmez.

Eğer "Adam zengin, dünyanın patronu... Karşısında Türkçe konuşursak ayıp olur" diye düşünüyorsanız, yanlış düşünmektesiniz demektir.

Patron karşısında İngilizce konuşmak gerekiyorsa, bizim patron gazeteye geldiğinde biz de mi İngilizce konuşalım? Yok, bu laf pek uymadı galiba. Neyse önemli değil.

Kendi insanlarına değer veren bir lider, kaç yabancı dil bilirse bilsin, tercüman kullanmalıdır bizim bildiğimiz. Ayrıca, AGİT toplantısında sadece ABD''li liderler değil, her ülkeden siyasetçi vardı.

Uzatmayalım, Türkiye''nin yöneticilerine Türkçe konuşmak yakışır. İtalya Başbakanı''na İtalyanca konuşmak yakıştığı gibi.

Did you anlirsen mi?

Susurluk''un sırları çözülürken

Bedri İncetahtacı''yı da trafik kazasında kaybettik. Genç, dürüst ve çalışkandı. Allah rahmet eylesin.

"Susurluk çözülecek" diyenler haklı çıkıyor.

Böyle böyle ''çözülecek'' demek ki!..

Komisyon üyeleri birer birer trafik kazasında Hak''kın rahmetine kavuşarak.

Kitap okumak

İnsan beyni devamlı çalışan bir makine.

Onun içine bir şey atmadığınız zaman, kuruntu ve vesvese üretiyor.

Ama her gün az da olsa bir şeyler okursanız, makine kuruntu yerine o bilgileri öğütmeye, zaman zaman da güzel fikirler oluşturmaya başlıyor.

Bana göre bu böyle diyor Serdar Yegül ve soruyor: Ya size göre?

Beceriksizlik madalyası

Hükümetimizin bazı bakanlıklarına beceriksizlik madalyası verilmeli. İlk madalya, 5 katrilyonluk vergiyi tahsil edemediği halde vatandaştan deprem vergisi almaya çalışan Maliye''ye; ikincisi de Telsim ve Turkcell''in devri sırasında 25 trilyonluk KDV''yi almayı unutan Ulaştırma''ya verilmeli. Bununla da kalınmayıp, böylesi orijinal girişimler teşvik pirimiyle desteklenmeli.

Kara kutu şart

Kazanın nasıl olduğuna dair bilgi yok. Gören olmamış. Fren izine rastlanmaması, aracın taciz edilmiş olabileceğini akla getiriyor.

Bu tür kazaların aydınlatılması için, otomobillerde de birer ''kara kutu'' bulunması gerekir. Önde ve arkada geniş açılı birer mikro kamera olsa, yolda giderken kazaya sebebiyet verecek derecede sıkıştıran var mı yok mu hemen tespit edilebilir.

Kaza mı, değil mi?

- Sizce kaza mı cinayet mi Hocam?

- Kaza olma ihtimali var Çekirge, az da olsa...

- Yani büyük ihtimalle kaza değil diyorsunuz.

- Öyle.

- Peki, niye öldürsünler adamı?

- Çok şey biliyordu Çekirge. İlişkileri biliyordu, nereye bağlanacağını biliyordu.

- Öyleyse sıra Fikri Bey''de mi dersiniz, yoksa Elkatmış''ta mı?

- Orasını bilemem.

Bir zencinin, golf birincisi olmasına, lordlar nasıl bakar?