
Çinli turistler gelmiş, kafile halinde İstanbul''u dolaşıyorlar. Yanlarındaki rehberle birlikte Topkapı Sarayı, Sultanahmet, Ayasofya, Yerebatan, hepsini geziyorlar.
Oradan Çemberlitaş''a çıkacaklar, Beyazıt''ı ve Kapalıçarşı''yı turlayıp dükkânların yarıdan fazlasının Çin mallarıyla dolduğunu gördükten sonra Boğaz turu yapacaklar...
Bizim meraklı arkadaşlardan biri, turist kafilesine yaklaşmış, etrafa çekik çekik bakanlardan birine sormuş:
“İstanbul''u nasıl buldunuz?”
Çinli turist samimiyetle cevap vermiş:
“Çok sakin.”
Tabii...
Dünyanın en kalabalık ülkesinden gelen biri için, İstanbul sakin sayılır.
Birkaç yüz kişinin yaşadığı bir köyden yahut birkaç bin kişinin yaşadığı kasabadan gelen içinse İstanbul çok büyük, fazla karmaşık ve aşırı kalabalıktır.
Hatta ufak bir şehirden gelen için de öyle.
Bizim arkadaş Çince bilmiyor.
Çinli turist de Türkçe bilmiyor.
O halde nasıl anlaştılar dersiniz?
Elbette başka bir lisanla.
Tahmin edin bakalım hangi lisan?
İlk tahmininizin doğru çıkacağına eminim.
Yakında Katoliklerin lideri Papa 16. Benediktus da gelecek İstanbul''a.
Gelince aynı soruyu ona da soralım.
Dünyanın en küçük ülkesi (0.272 kilometre kare; neredeyse iki evlek bir şey) Vatikan''ın devlet başkanı sıfatıyla gelecekmiş.
İstanbul''u nasıl bulduğunu dürüstçe cevaplayabilir mi bilmem.
Aksi bir adam Papa... Biraz asabî. (Sebebi var. O kadar uğraşmış, didinmiş, okumuş etmiş, ancak on altıncı olabilmiş! O asabî olmasın da kim olsun!)
Ağzı da bozuk bildiğiniz gibi.
Müslümanları, Yahudileri kızdırmaya bayılıyor.
Dahası, kendi dininden olduğu halde, mezhebi farklı olanlara bile iyi gözle bakmıyor.
Vereceği cevap her ne şekilde olursa olsun, bizi yine kızdıracaktır.
“Beğendim, çok güzel bir şehir ama fazla cami var” dese kızmaz mıyız?
Bunu içimizdeki minik papalar da söylüyor.
Söylemekle kalmıyor, bazılarını türlü sebeplerle yıkıyorlar.
Bugüne kadar İstanbul''da yıkılarak ortadan kaldırılan cami, mescit ve diğer tarihî eserler hakkında bilgi edinmek için Prof. Semavi Eyice''nin yazdıklarına bakmak gerekir.
Neyse, Papa''nın ziyareti diyorduk.
“Merkezde bazı yerler güzel ama etrafta yapılaşma bozuk” diyecek olsa, hak veririz fakat yine sinirimiz bozulur.
“Ayasofya''yı müze olmaktan kurtarıp tekrar kiliseye çevirin fakat bu arada mezhebini değiştirmek gerekir” dese, mümkün olmadığı halde; Ağca''yı bir süreliğine hapisten salıvermek istemez miyiz? (Mümkün olmayan hem Ağca''yı salmak, hem mezhep değişikliği.)
“Beğenmedim, Vatikan buradan çok daha güzel” demeye kalksa hoşumuza gider mi?
Gitmez.
E ne desin adam?
Gördüğünüz gibi, beğendim dese kızıyoruz, beğenmedim dese kızıyoruz.
Nasıl cevap verirse versin, asabımız bozuluyor.
Birkaç tahmin yürüttük, hiç biri hoşumuza gitmedi.
En iyisi, hiç öyle bir soru sormamak.
Nasıl bulursa bulsun!
Hatta hiç bulmasa daha iyi.
Buraya geleceğine Çin''e gitsin, Japonya''ya gitsin.
Biraz da Budistleri kızdırsın.
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.