
Adam, "Öğrensin kerata" diyerek elinden tutup Cuma namazına götürmüş oğlunu.
Namazı kıldıktan sonra eve dönerken çocuk sormuş:
- Baba bize namaz kıldıran adam kimdi?
- İmamdı yavrum.
- Öteki?
- Hangisi?
- Hani o ara sıra ezan falan okuyan, arka taraftaki...
- O da müezzin.
Çocuk biraz düşündükten sonra, kafasına takılan bir soruyu yöneltmiş babasına:
- Bizim imamla müzenni, neden artı kolyesi takmıyorlar baba?
- Ne takmıyorlar?
- Kolye kolye... Artı kolyesi.
Haydi bakalım! Gel çık işin içinden. Adam anlamış, çocuğun televizyondaki filmlerden etkilendiğini. Ekranda gördüğü papaz efendilerin taktığı haç kolyeden imam ve müezzinlerin de takması gerektiğini düşünüyor.
Belki de o kolye olmadan gerçek bir din adamı olunamayacağını sanıyor çocuk.
Müezzin diyemiyor, müzenni diyor ama, din konusunda bazı bilgileri almış televizyondan.
Şaşkına dönen adamcağız, minik yavrusuna dilinin döndüğünce anlatmış bildiklerini, biraz geç kaldığına da pişmanlık duyarak...
Bu hikayeyi nereden hatırladım biliyor musunuz?
Yekta Göngör Özden Beyefendi Hazretleri''nin "Ben de ABD''deki Hıristiyanlık gibi Müslümanlık istiyorum" demesinden.
Bir Türk genci kaçak olarak Hollanda''ya gitmiş. Bir iş bulmuş çalışırken, Hollandalı bir genç kızla tanışmış. Birlikte ''çıkmaya'' başlamışlar. Çık çık bitmeyecek sandıkları bir zamanda, polis delikanlıyı yakalamış. Sınırdışı edilmek üzere mahkemeye sevketmiş.
Bu durum üzerine genç kız mahkemeye başvurarak, delikanlı ile arkadaş olduğunu, sınırdışı edildiği takdirde kendi psikolojisinin bozulacağını, bunalıma gireceğini, delikanlıya ihtiyacı olduğunu söylemiş. Bunun üzerine mahkeme, iki genç arasında bir evlilik bağı olmamasına rağmen, delikanlıyı serbest bırakmış."Git aslanım, çıkmaya devam et" demişler ve eklemişler: "Kızımızı da üzme ha!.."
Arkadaşımız Serdar Yegül, bu hikâyeyi anlattıktan sonra diyor ki: Adamlar sistemlerini vatandaşları için kurmuşlar. Tırnağına bile zarar gelmesini istemiyorlar.
Bugün, Berlin utanç duvarının yıkılışının onuncu yıldönümü. Berlin duvarı yıkıldı ama, bazılarının kafasında o duvar hâlâ duruyor!
Andırın Postası ve İkindi Yazıları dergisinin çıktığı Yokuş Sokak''ın ismi, Andırın Belediyesi''nin kararıyla değiştirildi. Yeni ismi: "Gazeteci-Yazar M. Ali Zengin Sokağı".
Bu kararı alanları Belediye Başkanı Ahmet Rüzgar''ın şahsında tebrik ediyoruz.
Bir vefa örneğidir.
Andırınlılar da böyle bir karardan herhalde memnun olmuşlardır.
Bir ikindi üzeri o yokuşu ağır ağır çıkarlarken uğrayıp bir dağ çayı içtikleri Nedim Ali''nin hatırasının böyle yaşatılıyor olması elbette hepsini sevindirmiştir.
3 Eylül 98''de kaybettiğimiz Nedim Ali (M. Ali Zengin) için Mevla''dan rahmet diliyoruz.
Rusya ile aramızda söz konusu olan "Mavi Akım" Projesi''yle ilgili çeşitli endişelerim var. Taktik, stratejik ve ekonomik yönlü endişeler yanında bir de "dil" açısından "olay"a yaklaşınca, "Akım" diyeceği yerde "Lokum" diyenlerin, yahut deme ihtimali bulunanların varlığı dikkat çekiyor ve ister istemez endişeye sevkediyor.
Bilmem, anlatabildim mi?
Elbette anlayan anladı da, anlamayanlara kim anlatacak?
Her yıl Kasım ayının ikinci haftası "Dünya Çocuk Kitapları Haftası" olarak kutlanıyor. Bu hafta içinde İstanbul Özel Yavuz Selim İlköğretim Okulu, bir dizi etkinlik gerçekleştiriyor.
Bugün, çocuk edebiyatı yazarlarımızdan H. Salih Zengin, bu okulda "Çocuk ve Kitap" konulu bir konferans verecek, kitaplarını imzalayacak.
Kitabın kurduğu gerçeklik ile çocuğun gerçekleri arasındaki ilişkinin ele alınacağı konferansın saati 14.30.
Takip etmek isteyenler 660 05 55''ten telefonla bilgi alabilir.
Not: Takip etmek istemeyenlerin aramasına gerek yoktur.
Bugün köşemiz epeyce ''zengin'' oldu.
Oysa daha Mevlana''dan bahsetmedik.
Askerî Müze''deki Türkiyat Kongresi''ne hem davet ediyor, hem de muhabirlerimizi almıyorlar. Ne iş?
Bir şair dostumuz, kitabının ikinci baskısı için montajları yayınevine götürürken, dalgınlıkla hepsini tomar halinde minibüste unutmuş.
Farkına varıp da merkez durağa gittiğinde minibüsü bulamamış. Oradaki kahyaya durumu anlatmış, şoförü tarif etmiş; adam "Tamam" demiş, "Anladım. Az önce hareket etti. Kesinlikle buluruz, kaybolmaz."
Akşam üzeri uğramasını istemiş. Arkadaşımız dediği vakitte gittiğinde, "Bulundu" demiş kahya, "Bana bir karton malbor cigarası alacaksın."
Kahya uyanık adam ama, bizim şair de ona külahını ters giydirir.
"Sen bana sadece bir paket al, bu montajların hepsi sende kalsın."
Sonunda bir paket 2000''e anlaşmışlar. Montajlar da tabii ki şairde kalmış.
Demirel, bir okulu ziyaret ettiğinde tahtaya "Çocuklar, sizi seviyorum" yazmış. Altına "Süleyman Demirel" diye adını eklemiş ve sonra da "Cumhurbaşkanı" yazmış. Bize kalırsa, o sıfatı eklemeye hiç lüzum yoktu. Zira Atatürk olsaydı, "K. Atatürk" yazar ve bırakırdı.
Mehmet Aslantuğ ile Arzum Onan''ın başrollerini paylaştıkları yeni dizi "Merdoğlu"na bakınca, insan memlekette Hyundai''den başka araba yok sanabilir.
Tamam anladık, adamlar ''sponsor'' olmuşlar olmasına da, hiç değilse arada bir yoldan geçen değişik markalar olsun birader!
BIST isim ve logosu "Koruma Marka Belgesi" altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.