Masumlar, cellatlar ve seyirciler

04:0018/05/2015, Pazartesi
G: 13/09/2019, Cuma
Merve Şebnem Oruç

Birkaç ay önce Mısır'a seyahat edip dönen bir dostuma oradaki durumun nasıl olduğuna dair gözlemlerini sorduğumda şöyle demişti: “Sabah uyansam ve Kahire'ye atom bombası düştüğünü duysam şöyle derim: Tamam belki şimdi Mısır'ın bir şansı olabilir.”Teşbihi ve tespiti çok ağırdı ama bir o kadar da doğruydu. 2013'te Abdülfettah el Sisi liderliğinde yapılan darbe sonrası, darbe rejimi tarafından şiddet derecesi zerre kadar düşürülmeyen baskı ve yıldırma politikaları sonucu Mısır'da geleceğe dair hiçbir

Birkaç ay önce Mısır'a seyahat edip dönen bir dostuma oradaki durumun nasıl olduğuna dair gözlemlerini sorduğumda şöyle demişti: “Sabah uyansam ve Kahire'ye atom bombası düştüğünü duysam şöyle derim: Tamam belki şimdi Mısır'ın bir şansı olabilir.”

Teşbihi ve tespiti çok ağırdı ama bir o kadar da doğruydu. 2013'te Abdülfettah el Sisi liderliğinde yapılan darbe sonrası, darbe rejimi tarafından şiddet derecesi zerre kadar düşürülmeyen baskı ve yıldırma politikaları sonucu Mısır'da geleceğe dair hiçbir umut, umuda dair hiçbir ipucu yok. Yalnızca Müslüman Kardeşler'e karşı sürdürülen cadı avı değil, başından beri darbe karşıtı olanların ve dahi sonradan aklı başına gelip pişman olanların da darbe rejiminin ellerini gırtlaklarında hissettiği Mısır'da nefes almak neredeyse imkansız.

Hal böyleyken darbe karşıtlarına karşı çeşitli suçlamalarla sürdürülen davalarda, Mısır yargısı yıllar boyunca alınlarından silinmeyecek bir lekeyi perçinleyip utanç verici kararlara imza atmaya devam ediyor. Zaten bugüne kadar 'imalattan halka toptan satış' şeklinde toplu yargılamalarla yüzlerce kişiyi yarım saat bile sürmeyen davalarda suçlu bulup pek çoğunun idamına karar veren ve bu infazları gerçekleştirmeye başlayan Mısır yargısı, bu hafta sonu da, Mısır'ın ilk sivil ve demokratik şekilde seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi'nin de aralarında bulunduğu 122 kişinin idamına hükmederek, karar hakkında görüş alınması için müftülüğe sevketti. Nihai karar 2 Haziran'da açıklanacak. Mahkemenin kararı, 'hapishaneler davası' ve 'casusluk davası'na ilişkin. Hapishaneler Davası'nda, Ocak 2011'de Mübarek'in devrildiği günlerde Mursi ve diğer sanıkların, Gazze'den sızan yüzlerce kişinin pek çok hapishaneye düzenlediği baskınlarda Vadi'n-Natrun Hapishanesi'nden kaçtıkları iddia ediliyor. Mahkemeye göre, bu süreçte 11 hapishane ve karakola saldırılmış. Bu davadan 16 kişi idama mahkum edildi.

Casusluk davasındaki iddialarsa, Mursi ve 35 kişinin “Devletin çıkarlarına zarar vermek amacıyla Gazze'deki Hamas, Lübnan'daki Hizbullah ve İran Devrim Muhafızları'yla suç amaçlı işbirliği ve casusluk yaptıklarına yönelik. Bu davada da 16 kişiye idam kararı çıktı. Yani Muhammed Mursi gibi bazı isimler iki kez idam kararına çarptırıldı.

Sisi rejiminin yargılamasındaki suçlamaların Gazze vurgusu haliyle dikkati çekiyor ve insana şu soruyu sorduruyor: Hangi devletin çıkarlarına zarar vermekten bahsediliyor? Mısır mı yoksa İsrail mi?

Sanıklar ayrıca Müslüman Kardeşler'in daha önceden 'terör örgütü' ilan edilmesi nedeniyle, terör örgütü üyesi olmaktan yargılanıyor.

İdam cezasına çarptırılanların içinde Müslüman Kardeşler Teşkilatı Rehberlik Konseyi Başkanı Muhammed Bedii, Müslüman Kardeşler Teşkilatı Rehberlik Konseyi Başkan Yardımcısı Hayrat Şatır, Dünya Müslüman Alimler Birliği Başkanı Yusuf el-Karadavi, Hürriyet ve Adalet Partisi (HAP) Genel Sekreteri Muhammed Biltaci, HAP Genel Başkanı Saad el-Katatni ve Müslüman Kardeşler'in ileri gelenlerinden İsam el- Aryan'ın da bulunduğu pek çok tanıdık isim var.

Müslüman Kardeşler Teşkilatı'nın 14 üst düzey yöneticisini kapsayan idam cezalarının gerçekleşme ihtimalinin düşük olduğunu söyleyenler çok; ama yaşananlara karşı dünyanın reaksiyonu sadece 'endişe duymak' olduğu müddetçe o ihtimalin gerçekleşmemesinin önünde hiçbir neden yok. Darbe rejiminin idam kararı alması hususunda da aynı iyimserlik vardı lakin Mısır hem bu kararları almaya devam etti hem de yavaş yavaş uygulamaya koymaya.

ABD, askerin 2013'te Mısır'da yönetime el koyması sonrası askıya almak zorunda kaldığı askeri yardımları, Sisi'nin Cumhurbaşkanı olmasıyla, rejimin darbe karşıtlarına karşı amansız tutumu devam etmesine rağmen yeniden gözden geçirmeye başlamıştı. Ve geçen ay, Obama'nın 12 F-16 savaş uçağı, 20 Harpoon füzesi ve yaklaşık 125 M1A1 tank teçhizatını içeren 1,3 milyar dolar değerindeki askeri yardımı serbest bıraktığı duyuruldu. Aynı günlerde, Mısır yargısı, 'Rabia Operasyonları Birimi' davasında Müslüman Kardeşler'in lideri Muhammed Bedii'nin de aralarında bulunduğu 13 kişinin idam cezasını onamış, neredeyse 1,5 yıldır açlık grevini sürdüren ABD ve Mısır vatandaşı Muhammed Sultan'ın da aralarında bulunduğu 36 kişiyi de ömür boyu hapis cezasına çarptırmıştı. İşte geçen ay bir yandan 'endişe duyuyoruz' açıklamaları yaparken öte yandan da askıya aldığı askeri yardımları devreye alan ABD'nin, bugün yaptığı 'endişeliyiz' açıklamalarının aslında laf kalabalığından ibaret olduğunu anlamak hiç de zor değil.

Mayıs başında ABD Kongresi'nden bir heyeti kabulünde Mısır'a ekonomik ve siyasi destekte bulunulmasını isteyen Sisi'ye heyetin verdiği cevap da pek farklı değildi: Mısır askeri ve siyasi olarak desteklenecek. Yani siyasi olarak alınan idam kararlarının ardından Mısır'a sadece 'endişeliyiz' denilecek ve fakat yürüttüğü cadı avından cayması için hiçbir yaptırım uygulanmayacak.

Demokrasi sahtekarı Batılı ülkelerden vicdanlı, ahlaklı ve ilkeli bir duruş beklemek ne kadar zorsa Mısır'ın darbe rejiminin de kendi kendine insafa gelmesini beklemek o kadar zor. Ancak sivil toplum, Mısır'ı değil de ABD gibi Batılı devletleri riyakarlıklarını yüzüne vuracak kampanyalar yürüterek sıkıştırırsa belki bir umut, kararların onanmasını durdurabilir. Peki sivil toplum bunu yapar mı? Yapabilir mi? Türkiye'den böyle bir uluslararası kampanya düzenleyecek bir sivil hareket çıkabilir mi? Yoksa bunu da Tayyip Erdoğan'ın veya Ahmet Davutoğlu'nun mu yapmasını bekler STK'larımız? Bakalım...
#Mısır
#Obama
#Ahmet Davutoğlu