Vehbi Koç"un vasiyeti

00:0012/10/2008, Pazar
G: 2/09/2019, Pazartesi
Mustafa Özel

Büyük ve uzun ömürlü bir organizasyona sahip olmak istiyorsanız, "devşirin ve eğitin!" demiştim. Kitab-ı Mukaddes''ten yaptığım alıntılar, bu anlayışın köklerinin ne kadar derinlere gittiğini gösteriyordu. Fakat gene de bazı okuyucular yazdıklarımı "patron çocuklarını kötüleme" tarzında anladılar. Yani demek istiyormuşum ki, kendi çocuklarınızı boşverin; el çocuklarından yararlanmaya bakın. Oysa "el, elin eşeğini ıslık çalarak ararmış!"Devşirme sisteminin özü, eli el olmaktan çıkarıp, kendinizle

Büyük ve uzun ömürlü bir organizasyona sahip olmak istiyorsanız, "devşirin ve eğitin!" demiştim. Kitab-ı Mukaddes''ten yaptığım alıntılar, bu anlayışın köklerinin ne kadar derinlere gittiğini gösteriyordu. Fakat gene de bazı okuyucular yazdıklarımı "patron çocuklarını kötüleme" tarzında anladılar. Yani demek istiyormuşum ki, kendi çocuklarınızı boşverin; el çocuklarından yararlanmaya bakın. Oysa "el, elin eşeğini ıslık çalarak ararmış!"

Devşirme sisteminin özü, eli el olmaktan çıkarıp, kendinizle bütünleştirmektir. Ne yapıyordu Nebukadnezzar? Devşirdiği gençleri eğitiyor, adlarını (anlam dünyalarını) değiştiriyor, saygıyı elden bırakmadan onları kendi kültür dünyasının yörüngesine sokuyordu. Osmanlı bu gerçeği 600 yıl önce kavradığı için o denli uzun ömürlü olabildi.

Çağımızdan bir örnek verelim: Vehbi Koç, bir nevi okul kaçağıdır. Çalışmayı daha anlamlı bulduğu için, ortaokulu bitirmeden eğitim hayatını noktalamıştır. Fakat büyük bir ekonomik organizasyon meydana getirdikten sonra, 1963 ortalarında oğlu Rahmi''ye şunları yazmaktadır: "İleride benim yerimi alacağına göre Almanca ve Fransızca lisanlarını da bilmekliğin şart. Bunlar İngilizcen kadar kuvvetli olmasa da müzakereleri idare edecek, gelen mektupları anlayacak kadar öğrenmelisin. Mr. Burla üç lisanı da konuşuyor. Hiç birisini tam bildiğini zannetmiyorum. Fakat işlerini idare edecek kadar biliyor. Senden de onu istiyorum. Tercümanla iş yapmanın ne kadar güç olduğunu hayatımda ben tattım. Bu yazıma dikkat etmezsen sonra çok müşkilat içerisinde kalırsın."

Vehbi Koç kurduğu organizasyonun kan bağıyla devam ettirilemeyeceğini biliyordu. 72 yaşına ayak bastığında bir vasiyetname hazırladı, eşine ve dört çocuğuna okutarak "tatbik edeceklerine dair söz" aldı. Vasiyetnamenin 5. maddesi şöyledir: "Her işi ehline vermelidir. Hısım, akraba veya dost diye bir kimse layık olmadığı yere oturtulmamalı ve layık olmadığı parayı almamalıdır. Buna dikkat edilmezse ehil olan insanlar gücendirilir, randımanları düşer. Hatır için yerleştirilen şahıslar çıkarıldığı zaman da dostunuzu ve akrabanızı kaybedersiniz. Daha doğrusu prensip olarak almamak lazımdır. Onlara yardım etmek icap ederse başka şekilde yaparsınız."

Gelelim 7. maddeye: "Benim tavsiyem Koç ailesinden mümkün olduğu kadar az ve ancak kabiliyetli insanların vazife almasıdır. Sevki idare (yönetim), dışarıdan alınacak ehliyetli insanlar tarafından yürütülmelidir. Türkiye''deki en kabiliyetli insanları alınız. Bunlara para vermekten çekinmeyiniz."

Vehbi Bey daha sonraki maddelerde hem yöneticilerin niteliklerini, hem de Koç ailesi üyeleri ile profesyonel yöneticiler arasındaki ilişkilerin nasıl olması gerektiğini açıklıyor. Eflatun da 2400 yıl önce Atina''yı korumak ve yönetmek için benzer şeyler söylüyordu. Diyordu ki, sitenin muhafızlarını "zor işlerde, acılarda, savaşlarda deneyeceğiz. Büyülere kapılıp kapılmadıklarını da denemeliyiz. Nasıl genç tayları gürültü patırtı içinden geçirip ürkek olup olmadıklarına bakarlarsa, biz de onları korkunç durumlarla karşılaştırmalı, ya da tersine, insanı sürükleyen zevkler içine salıvermeli, altını ateşte sınar gibi sınamalıyız. Bakalım, bütün bu durumlarda büyülenecekler mi?"

Sonra bir Fenike masalı anlatarak onları ve bütün şehri şuna inandırmaya çalışıyordu: "Tanrı, aranızdan önder olarak yarattıklarının mayasına altın katmıştır. Onlar bunun için baş tacı olurlar. Yardımcı olarak yarattıklarının mayasına gümüş, çiftçiler ve öbür işçilerin mayasına da demir ve tunç katmıştır. Aramızda bir hamur birliği olduğuna göre sizden doğan çocuklar da herhalde size benzeyeceklerdir. Ama arada bir, altından gümüş, gümüşten de altın doğduğu olabilir. Bunun için Tanrı, her şeyden önce önderlere, doğan çocuklara iyi bekçilik etmelerini, içlerine bu madenlerden hangilerinin katılmış olduğunu dikkatle araştırmalarını buyurmuştur. Kendi çocukları tunçla ya da demirle katışık doğmuşlarsa hiç acımayıp, onları hamurlarına uygun işlere koyacak; çiftçi ya da işçi yapacak. Çiftçi ve işçi çocukları arasından mayaları altın ve gümüşle katışık doğanlar olursa, onları gözetecek, kimini önderliğe kimini bekçiliğe yükseltecek; çünkü mayasında demir ya da tunç katışık olanların önderlik edeceği gün şehrin yok olacağını Tanrı buyurmuştur."

Sözü gene halk şairlerimizin benzer öğütleriyle bağlayalım mı?

Varsan bir zalimin eteğin tutsan

Yine aldanırsın oynasan ütsen

Darıdan baklav''olmaz bin yağ harcetsen

Şab kaynatsan olmaz şeker demişler

(Zile''li Tâlibî, 18. yy)

Hal ehli olanın yüzü yerdedir

Kibr ü gurur can gözüne perdedir

Akıl yaşta değil belki serdedir

Şahin küçük turna avlar demişler

(Mevcî, 19. yy)