Bakarken körleşen ülke

00:005/06/1999, Cumartesi
G: 9/09/2019, Pazartesi
Ömer Çelik

Sosyal ve siyasal "körleşme" önemli bir sorun. Bir yere gözünü fazla diken bir insanın etrafını yeterince net görememesi gibi bir körleşme bu. Gözünü diktiği yere ilişkin bilgisi detaylandıkça, o noktanın dışındakilere dair körleşmesi yoğunlaşıyor. Siyasal bilginin pozitivist biçimi bu tek tipçi bakışın ve buna bağlı körleşmenin doruk noktasıdır. Siyasal bilgiyi medeniyeti yakalama misyonu ile içeriklendirme gayreti, siyasal bilginin pozitivist biçimi olarak kurumsallaşmıştır. Bu tek tipçiliğin

Sosyal ve siyasal "körleşme" önemli bir sorun. Bir yere gözünü fazla diken bir insanın etrafını yeterince net görememesi gibi bir körleşme bu. Gözünü diktiği yere ilişkin bilgisi detaylandıkça, o noktanın dışındakilere dair körleşmesi yoğunlaşıyor. Siyasal bilginin pozitivist biçimi bu tek tipçi bakışın ve buna bağlı körleşmenin doruk noktasıdır. Siyasal bilgiyi medeniyeti yakalama misyonu ile içeriklendirme gayreti, siyasal bilginin pozitivist biçimi olarak kurumsallaşmıştır. Bu tek tipçiliğin ve buna bağlı körleşmenin kırılması için siyasal bilginin demokratikleşmesi çözüm olmuştur. Siyasal bilginin demokratikleşmesi için ise bilgi ile münasebeti olan zihnin relativist bir karaktere sahip olması gerekir. Ancak bilgi karşısında relativist bir tutuma sahip olan bir zihin, siyasal bilginin demokratikleşmesine kaynak teşkil edebilir.

Türkiye kurucu bilgiyi pozitivist bilgi olarak içselleştirmiştir. Bu nedenle ne "irtica" meselesine ne de kimlik tartışmalarına "bakan göz"de olması gereken farklılıkları yakalama, eklemlenmeleri ve ayrışmaları kayıt altına alma yeteneğine sahip olamamıştır. Yöneten/kurumsallaşmış akıl, relativist tutumdan yoksun olunca, tek bir hedefe kilitlenmiş bir toplum tasavvuru ve buna bağlı motivasyonlarla şekillenen siyaset anlayışı yüzünden çoğulculuk, farklı stratejiler ve alternatif modeller karşısında alabildiğine körleşmiştir. Bu körleşmenin hafifletici sebebi olarak da "milli gurur"un okşanması öne sürülmüştür. Milli gururun okşanması her zaman ve her yerde siyasal kayıpların ve toplumsal doku yırtılmalarının örtbas edilmesinin gerekçesi olabilmiştir.

Özellikle son beş yıldır ''siyasal akıl''ın eskimişliği yüzünden yerinde sayan bir ülke olmaktan bile çıktı Türkiye ve tam bir körlük içinde hareket etmeye başladı. Körleşme doruk noktasına ulaştı. Siyasal bilginin pozitivist biçimi bütün siyasal kurumları sıkı markaj altında tutuyor ve bu şekilde hareket eden kurumlar da toplumu tek tipçi bir yaklaşımla ele alıyor. Sonuçta bir yandan dışarıdakilere patolojik bir gözle bakan ve dışarının mimiklerini ve jestlerini detaylandırmaya gözlerini diken egemen siyasal bakış, öte yandan kendi toplumunun bırakın portresini, siluetine bile yabancılaşıyor. Bu yaklaşım yüzünden Avrupa Birliği toplantılarında olmayışını bile artık sorun etmeyen bir yönetsel körlük iyice kronikleşiyor. Dış meselelerine sadece düşmanların varlığı ile bakıyor. Buna mukabil iç meselelerini de sadece milli gururun okşanması ile sınırlı tutuyor. Böylece ne içeride ne de dışarıda herhangi bir konuda sonuç alınamıyor.

Dünyayı hakkıyla kavramadan iç politika üretmek ya da içeriye dönük demokratik bir siyasal bilgi üretmeden dış ilişkileri sağlam tutmak mümkün değil artık. İçeride körlük ile dışarıda sağlam politika mümkün olmadığı gibi sadece dışarı ile meşgul olarak içeriyi dizayn etmek de hem dışarıya bakışı patolojik hale getiriyor, hem de içeriyi çağdaş dünyanın gereklerinden uzaklaştırıyor. Siyasal bilginin demokratikleştirilmesi, çağdaş dünyanın hem siyasal bilgi üzerindeki metafiziğin hakimiyetine (teokrasi/"irtica") karşı hem de siyasal bilgi üzerindeki pozitivizmin tahakkümüne (otoriterizm) karşı bulduğu en sağlıklı çözümdür. İç ve dış siyasette tutarlılık ve performans da bu yolla mümkündür.

NOT:
Geçen yazımın dördüncü paragrafının 5. satırındaki cümle yanlışlıkla "O nedenle suçluların iyileştirilmesine de kafa yorulması gerekir" şeklinde çıkmıştır. Doğrusu, "O nedenle suçluların cezalandırılması kadar, toplumsal yaraların iyileştirilmesine de kafa yorulması gerekir" şeklinde olacaktır. Düzeltirim. (Ö.Ç.)